Aslında herkesin ortak düşüncesidir 30’lu yaşlar. Zamanın heyecanından kopup içimizdeki kaygılara rağmen farklı düşüncelere zemin hazırladığımız ve belki de hayatlarımızda daha emin adımlar attığımız altın çağdır. Daha 27'lerde düşünmeye başlarız ayna karşısında gözaltı çizgilerimizi. Bunları düşünmeye başlayanlardan biri de benim. Yalnız değilim biliyorum. Aslında o kadar da kötü bir durum değil en azından insan önceki yaşlarıyla tanışma fırsatı buluyor kendinde. Tabi bunun için tek şart yaş almak da değil. Fakat zaman geçtikçe bazı şeylerin değerini daha iyi anladığımız da bir gerçek. Hep aklıma şu söz düşer: ‘’10 yıl önceki senle karşılaşsan ne söylerdin?’’ eminim her birimizin bu soruya bir yanıtı vardır. Can Yücel’in de anlattığı gibi: ‘’Birden 20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum. 40 yaşımın karşısına da ben geçtim. Yirmi yaşım, 35 yaşımı tutucu buldu…’’
Yaşımız ilerlerken başımıza gelen en güzel şey kendimizle tekrar tanışmak desem?
Zamanın içinde yaşadıkça tanıştığımız insanların bize kattığı çok şey olduğunu düşünüyorum. Bazen sevmediğimiz bazen ise sevdiğimiz birçok şeyi yeniden öğrenebiliyor ve duygularımızla tekrar bağ kurabiliyoruz. Buda bizlere ‘’yeni bir ben’’ diyebileceğimiz ortamı hazırlıyor.
Bazı anlarda anneme sorarım…
"Oralarda havalar nasıl?" 50'li yaşlar seni mutlu ediyor mu? diye.Çoğunlukla şu yanıtı alıyorum; her yaşın gerçekten ayrı bir güzelliği olduğunu ve oralarda da havaların gayet güneşli olduğunu. Aslında kaygı duyduğumuz şey çizgilerimiz ve beyazlarımız değilde sanki içimizdeki heyecanın duraksamasından korkuyorgibiyiz. Farklı açılardan düşünmek gerekirse her ne kadar bunu yaşlanmaya bağlıyor olsak dahi yaşadığımız günlerin bize kattığı güzel şeylerden biri de içimizdeki heyecanın hiç bitmeyişi sadece zamanla değişime uğraması…
Son olarak şunu dile getirmek istiyorum: her ne yaşanırsa yaşansın ne kadar beyazınız olursa olsun geçirdiğiniz zamanın tadını çıkarın. Tekrarı olmayan en önemli şeylerden biridir.Çizgilerinizi sevin, kendinize güvenin. Unutmayın: yaş almak başka yaşlanmak başka. Yaşlanmak kelimesi yerine hayatlarımızda yaş almayı kullanırsak zaman içerisinde değişim ve dönüşüme kendimizi daha güzel bir biçimde adapte edebiliriz. Her daim yaş aldığınız ve zamanın içine hapsolmak yerine, zamanı yaşadığınız nice güzel günler dilerim.