Merhaba dostlarım,

Evin içinde bazı anlar bir sessizlik arayışına giriyoruz. Ama o sessizlik, oyuncakların arasına sıkışmış bir kahkaha olarak çıkıyor karşımıza. Koltuğun kenarına ilişmiş bir peluş, mutfağın ortasında unutulmuş küçük oyuncaklar, yarım kalmış bir hikâye kitabı… Hepsi bizlere bir şeyler anlatıyor aslında. Dağınık diyoruz biz buna, oysa hayatın tam ortası demek değil mi?

Çocuklu bir ev, hiçbir zaman derli toplu olamaz. Olmamalı da zaten. Çünkü o karmaşanın içinde büyüyen bir dünya var. Her yere saçılmış legoların arasında kurulmuş küçük hayaller, duvara tebeşirle çizilmiş güneşler, yanlış yerlere bırakılmış ayakkabılar… Hepsi o evdeki yaşanmışlığın hikâyesi. Yorucu, evet. Bazen sabrını zorlayan, bazen “biraz düzen” diye iç geçiren bir tarafımız var. Ama bir de içten içe içimizi ısıtan yanlarını düşünmemek mümkün mü? İnsan bazen toparlamak istiyor her şeyi. Her şey yerli yerinde olsun, hiçbir şey eksik ya da fazla olmasın. Ama çocuklu hayat buna pek izin vermiyor. Çünkü çocuk düzenin içine sığamaz. Düşünsenize bizler de böyle öğrenmedik mi? Belki de şu an ki mesleğimiz zamanında yazmaya çalışırken karaladığımız kağıtlar, defterler ve duvarlar sayesinde… Akşam olup da ev biraz sakinleştiğinde fark ediyoruz aslında. O dağınıklığın içinde günün izleri kalmış. Ben dağınık sabahlara bayılırım mesela… Köşede kalmış çay bardaklarını toparlamak beni mutlu eder. Evin dağılmış her hali bugünü güzel yaşadın mesajı veriyor aslında.

Çocuklar bir gün büyüyecekler ve evlerimiz bir daha dağılmayacak. O oyuncaklar toplanacak, duvardaki çizimlerin yerini yeni boya kokusu alacak, o küçük ayak sesleri kaybolacak. Ev toparlanacak belki, ama evlerimiz giderek yalnızlaşacak. İşte o zaman bugünün dağınıklığını özleyeceğiz. Şimdi şikâyet ettiğimiz o karmaşa, bir gün en çok aradığımız şeylere dönüşecek.

Belki de biraz kabullenmek gerekiyor ne dersiniz? Her şeyin aynı anda mükemmel olmayacağını, bazen akışına bırakmanın daha iyi hissettireceğini… Düşünsenize: yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda tertipli bir ev değil kahkahalarla dolu bir hayat hatırlıyor olacağız.

O yüzden bu günlerimizi ilerideki yaşlarımızda nasıl hatırlamak istiyorsak öyle yaşayalım…