Merhaba değerli okurlarım,
Bugün çocuklarda yeme bozukluğu ve tedavi süreci hakkında konuşalım istiyorum. Ancak konu çocuklarımız olunca ne kadar hassas olduğumuzu tahmin edebiliyorum. Bu nedenle konu hakkında işin uzmanı Çocuk, Ergen ve Yetişkin Psikoloğu İrem Ateş ile görüştüm. İrem Hanım’ın çocuklarda yeme bozukluğu ve tedavi süreciyle ilgili yanıtları ise şu şekilde:
Çocuklarda yeme bozukluğu nedir?
Çocuğun yemekle olan ilişkisinde süreklilik gösteren bir bozulmadan söz edebiliriz. Bu yetersiz beslenme olabilir, seçici yeme olabilir, aşırı yeme şeklinde de gördüğümüz değişik formları olabiliyor. Sadece kiloyla ve iştah durumuyla da ilgili bir sorun değildir. Çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini de etkilemektedir.
Çocuklarda yeme bozukluğu nasıl ortaya çıkar?
Çocuklarda yeme bozukluğu; genetik yatkınlık, düşük benlik saygısı, kaygı, aile baskısı ve sosyal etkilerin birleşimiyle ortaya çıkabilir. Genellikle sağlıklı beslenme çabası gibi başlayan davranışlar zamanla kontrol kaybına dönüşebiliyor ve hem fiziksel hem de duygusal sağlığı olumsuz etkiliyor. Erken fark edilip profesyonel destek alındığında tedavi başarı şansı yüksektir.
Yeme bozukluğunu tetikleyen temel nedenler nelerdir?
Bu durumu tek bir nedenle açıklamak mümkün değildir. Bununla ilgili birçok nedenden bahsedebiliriz. Psikolojik etkenler, çocuğun ailesindeki dinamikler, çocuğun genetik faktörleri, çocuğun sosyal çevresi ve çevresel etkenleri gibi çeşitli tetikleyici unsurlar yeme bozukluğunda rol oynayabiliyor.
En çok hangi yaş aralığında bu sorun ortaya çıkmaktadır?
En sık 2-3 yaşlarında ortaya çıkabiliyor. Çünkü bebek bu yaşta bireyselleşmeye çalışıyor aynı zamanda da ebeveynlerinden kopmakta zorlanıyor. 3 Yaş bedensel ihtiyaçların farkına varıldığı yaştır. Anne ve babalar bu süreçte zorlanabiliyorlar. Ancak 10-14 yaş ergenlik döneminde de yeme bozukluğu alevlenebilmektedir. Çünkü ergenlik dönemi beden değişimleri ve benlik algısının yoğunlaştığı bir dönemdir.
Çocuklarda yeme bozukluğunun tedavi süreci nasıl ilerler?
Çocuklarda yeme bozukluğunun tedavi aşaması her çocuğun kendi ihtiyaçlarına göre şekillenebilmektedir. Çok yönlü müdahaleye ihtiyaç duyduğumuzda çocuk ve ergen psikiyatrist psikolog, diyetisyen, pediatrist gibi farklı alanlardaki uzmanların katkılarıyla bir tedavi planlaması yapılır. Ailenin de iş birlikçi olması tedavi sürecini destekleyen ve kolaylaştıran en büyük etkenlerden biridir.
Aileler bu süreçte nasıl bir yol izlemelidir?
Bu süreç aslında sadece çocukla ilgili değildir. Ailenin de bu süreçte aktif rol oynaması çok kıymetlidir. Ebeveynlerin tedavi sürecindeki tutumları, yemekle ilgili yaklaşımları, evin içinde birbirleriyle ve çocukla olan iletişimi tedavi sürecinde önemli rol oynar. Tedavi sürecinde aileye düşen en önemli görev sabırla süreci yönetebilmektir. Çocuğu suçlamadan, gerekli desteği gösterebilmek de çok önemlidir.
Çocuklardaki yeme bozukluğunu önlemek için neler yapılmalıdır?
Çocukların beslenme alışkanlığı kazanabilmeleri için ebeveynlerin özverili yaklaşımlarını ve rehberliklerini çok önemsiyorum. Çocuk yemekle ilgili tutumunu ailesinden gözlemleyerek öğreniyor. Çocuğa olumlu rol model olmak çok önemli. Zorlamalardan kaçınan teşvik edici bir yaklaşım sergilemek. Çocuğun reddettiği gıdalarda farklı alternatifler üreterek çocuğa sunmak da çok destekleyici oluyor. Yeme bozukluklarını önlemek için ebeveynlere en büyük önerim de çocuğu motive eden aktiviteleri sürece dahil etmek. Örneğin birlikte markete gitmek, mutfakta yaşına uygun sorumluluklar vermek, besinlerin nasıl hazırlandığı göstermek çocuk için motive edici oluyor.

İrem Hanım’ın da vurguladığı gibi yeme bozukluğunda da çocuklarımızın günlük yaşantısında da aslında en önemli kısım bizlere düşmektedir. Bir çocuğu büyütürken asla unutmamalıyız ki, gelecek hayatlarında onlar bizlerin aynası olacaktır.
Son olarak beni kırmayıp bizler için çok kıymetli olan bilgilerini paylaştığı için Psikolog İrem Hanım’a çok teşekkür ederim.