Merhaba dostlarım,

Hayat, bazen büyük cümlelerle değil, sessiz hayal kırıklıklarıyla şekillenir. Hepimizin içinde bir yerlerde, “Olacaktı ama olmadı” cümlesi yankılanır. Kimimiz o yankıyı susturmak için daha çok çalışır, kimimiz görmezden gelir, kimimiz ise her defasında yeniden umut ederiz. Hayaller, insanın kalbini diri tutan en güçlü duygulardan biridir.

Hatırlar mısınız? Küçüklüğümüzde bizlere sorulan sorulara verdiğimiz cevapları… Ardından kurduğumuz hayaller ne kadar parlaktı. “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna verilen tüm cevaplar çocuk kalbinin sınırsız inancını taşırdı. Sonra bizler büyüdük. Zaman geçtikçe o hayallerin yerini mecburiyetlerimiz aldı. Okul biter, iş başlar, faturalar, sorumluluklar, yorgunluklar derken, bir bakmışız hayallerimizi ertelemekten hayal etmeyi bile unutmuşuz. Belki bir köşede bir defterde, belki bir şarkının içinde kalmış bir izdir artık onlar. Yine de insanın içindeki “keşke” sesi hiçbir zaman tam olarak susmaz. Çünkü hayal kurmak sadece bir hedef koymak değil, yaşadığını hissetmenin de bir yoludur. Hayaller bize yön verirler. Bazen acıtır, bazen güçlendirir. En çok da “Hala bir şeyler mümkün” duygusunu fısıldar kulağımıza. Hayallerde de kırıklıklar vardır elbet. Her umut biraz eksilmeyi de göze alır. Hayat, bize çoğu zaman tam olmayan şeyleri verir. Beklediğimizin azını, planladığımızın tersini, umduğumuzun uzağını... Ama belki de asıl öğrenmemiz gereken şey bu kırıklardan geçerken kendimizi en güzel şekilde tamamlamaktır. Çünkü kırılan yer, aslında ışığın içeri girdiği yerdir. Ve bizlere eksilerek gelen bazı şeylerin aslında tamamlanmaya ihtiyacı vardır.

Bazı insanlar vardır, kırıldıkça kabuk bağlar ve susar. Bazıları her defasında yeniden doğar. Bazılarıysa sadece yürür ne eskisi gibi güçlüdür ne de tamamen yıkılmıştır. Fakat bunları yaşayan her insan elbette biraz değişir. Belki daha temkinli olur, belki daha sessiz, belki de kendi içinde daha da derinleşir. Ama kim olursa olsun artık hayal kurma eğilimi eskisi gibi değildir. Çünkü kurduğumuz her hayal, inandığımız her şey gerçekleşmese bile insana bir şeyleri öğretir: Ne kadar sevebildiğini ne kadar dayanabildiğini ne kadar vazgeçemediğini...

Bir zamanlar gözlerimizi kamaştıran hayallerimiz bugün sadece içimizi ısıtan anılara dönüşebilir. Ancak bu, kaybettiğimiz anlamına gelmez. Belki de büyümenin asıl anlamı budur: Bir şeylerin olmasını beklememeyi, olanların kıymetini bilmeyi öğrenmek. Kırıklarımızla barışmayı, eksiklerimizle tamamlanmayı... Çünkü anlarız ki, hayal kırıkları hayatın cezası değil aslında tam olarak öğretmenidir. Hayallerimiz belki şekil değiştiriyor ama tamamen ortadan kalkmıyor. Belki çocuklukta kurduğumuz o renkli düşler yerini, şimdi daha sade ama daha anlamlı isteklere bırakıyor. Artık mutluluk, büyük bir başarı değil; huzurlu bir sabah kahvesi, sevdiklerinin sesi, içinin huzuru oluyor.

Unutmayın: Zaman bir şekilde ilerliyor… O zamanı yakalamak yerine akışta huzuru yaşayın. Ve tüm hayaller gerçekleşmek için kurulmaz. Bazı düşüncelerimiz, hayallerimiz zihnimizde gerçekleşmediği şekilde dahi çok güzeldir…