Yozgat İleri Gazetesi’nin Değerli Okurları,

Geçen hafta bu köşede sizlerle ilk buluşmamızda, evlerimizin içinde yaşadığımız büyük çelişkiyi, “Aynı Evdeki Yabancılar” halimizi konuşmuştuk. “Wi-Fi var ama bağlantı yok” tespitimiz, sizlerden gelen geri dönüşlere bakılırsa, hepimizin ortak yarası olmuş.

Özellikle genç kardeşimizin “Herkes dağınık bir halde oluyor... ama bugün siz buradayken herkes oturmuş, birbirine saygıyla kulak veriyor” sözü, bize evlerimizdeki dağınıklığın temel sebebini fısıldıyor: Gerçek bir “toparlayıcı irade” eksikliği. Hz. Ömer’in (r.a.) o dağınık cemaati tek bir safta toplaması gibi, bizim de evdeki “dağınık bireyleri” tek bir kalp bağlantısında birleştirecek bir bilince ihtiyacımız var.

Dijital Ekrana Karşı Yürek Ekranı:

Hepimiz farkındayız ki, dijital cihazlar sadece birer ekran değil; onlar, ailemizin ortak zamanından, en kıymetli anlarından ve dikkatlerinden pay çalan rakiplerdir. Telefonla meşgul bir baba, aslında çocuğuna “Şu an ekrandaki işin, senin anlattıklarından daha önemli” mesajını verir. Tabletiyle uğraşan bir çocuk ise, ebeveynine “Bu sanal dünyadaki keşiflerim, sizinle kuracağım bağdan daha cazip” der.

Bu durum, İslami ahlakın temel direği olan “hürmet ve merhamet” ilkesini zedelemektedir. Eşlerin birbirine, evladın ebeveyne ve ebeveynin evlada olan hürmeti, ancak dikkatle dinleme, yüze bakma ve halini sorma eylemleriyle gösterilebilir. Ekrana odaklanmış bir kulak ve göz ise, bu hürmet dilini konuşmaktan acizdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66) buyuruyor. Peki, vücudumuzun bu en temel hücresi olan ailede, aynı evin içinde, aynı acıya, aynı sevince “ortak” olabiliyor muyuz? Yoksa her bir uzuv, kendi ekranına çekilmiş, kendi dijital dünyasının ateşiyle mi yanıyor?

Kalp Bağlantısı İçin Üç Eylem Planı:

Peki, bu dağınıklığı gidermek ve kalp bağlantımızı güçlendirmek için ne yapmalıyız? İşte Hz. Ömer’in basiretinden ilham alarak, evlerimize yeniden düzen getirecek üç somut adım:

1. Namaz Saatlerini “Duygusal Birlik Zamanı” İlan Edin:

İmam-ı Azam, evdeki ibadetin faziletini anlatırken, ailenin birlikte namaza durmasının manevi bağları güçlendirdiğine işaret eder. Ailece kılınan namaz, günde beş defa evdeki tüm dağınıklığı durdurur ve herkesi aynı kıbleye, aynı “tekbir” sesine odaklar. Namaz sonrası yapılan kısa bir toplu dua, çocuklarla kısa bir muhabbet ömür boyu akıllardan silinmeyecek bir namaz sevgisi ve birliktelik doğurur. Ve bu an günün en güçlü “bağlantı anı” haline gelir.

2. Haftada Bir “Bağlantı Şöleni” Oluşturun:

Her hafta bir akşamı “Ekrandan Arınma Saati” ilan edin. Bu saatte tüm cihazlar sessize alınır ve kenara konulur. Bu zamanı, sadece konuşmak için değil, “gerçekten dinlemek” için kullanın. O genç kardeşimizin dediği gibi, herkesi konuşturun. Baba o günkü zorluğunu anlatsın, çocuk okulda yaşadığı küçük bir macerayı, anne ise gönlündekini. Unutmayın, Peygamberimiz (s.a.v.), eşleriyle ve ashabıyla sohbet ederken en küçük detayı bile dikkatle dinlerdi.

3. Ebeveyn: “Dijital Safta” İmam Olun:

Çocuğunuzun dijital dünyasına girmeye cesaret edin. Hangi oyunu oynuyor, hangi sosyal medyada vakit geçiriyor? Ona yol gösteren bir rehber gibi yaklaşın. Sanal dünyanın tehlikelerini anlatırken, İslami ahlakın sanal ortamdaki karşılığını (güvenilirlik, yalan söylememe, dedikodu yapmama gibi) öğretin. Evin manevi lideri olarak, bizzat siz cihaz kullanma sürenizi ve şeklinizi gözden geçirerek, çocuklarınıza en güzel örneği teşkil edin.

Değerli Okurlarım,

Geçen hafta koyduğumuz teşhisin ardından, şimdi tedaviye başlıyoruz. Evlerimizde Wi-Fi sinyalinden daha güçlü olan kalp bağlantısını yeniden kurmak, sadece huzurumuz için değil, manevi sorumluluğumuz için de bir vecibedir.

Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cum`a 11) buyurmuştur. Evimizin çobanı olarak, dijital çağın kurtlarına karşı en güçlü kalkanımız, kuracağımız samimi ve sıcacık “aile yuvası” olacaktır.

Rabbim nasip ettikçe, her hafta bu köşede sizlerle en güncel meseleler üzerine hasbihal etmeye devam edeceğiz.

Yeniden bağlantıda kalmak ümidiyle...

Kalın sağlıcakla.