Modern dünya, insanı dış kabuğuna hapsedip ruhunu vitrinlerde tüketirken; tesettür, bu kuşatmaya karşı açılmış bir bayraktır. Tesettür; bedenin fani hırslarından sıyrılıp, ruhun ebedi izzetine bürünmesi ve bir kadının 'ben önce Allah'ın kuluyum' diyerek kainata karşı ilan ettiği en sessiz ama en derin kimlik beyanlarından biridir.
Gizlenen Bir Kusur Değil, Haykıran Bir Nur
Bu dava, saklanacak bir mahcubiyet değil, taşınacak bir şereftir. İslam, yüzünde saklamaya çalıştığın bir sivilce değil; yüzünde parlayan herkesin görmesini isteyeceğin bir nurdur! İşte tesettür gururla taşınacak nurun ta kendisidir. Bu örtüye bürünen kadın; 'Bedenim üzerinde söz hakkı fani gözlerin değil, beni yaratanındır' diyerek, modern dünyanın güzellik kalıplarına yıkan bir özgürlük ilanıdır.
"Hepsini Kapat, İmanını Göster"
Tesettür, yarım bırakılmış bir niyet veya modaya uydurulmuş bir tarz değildir. Necip Fazıl'ın şu sözü, ölçüyü en keskin haliyle çizer:
"Ne başını kapat altını göster, ne altını kapat üstünü göster; hepsini kapat imanını göster!"
Bu söz, tesettürün parçalanamaz bir bütün olduğunu hatırlatır. Bu vakur duruş, karanlık zihniyetleri rahatsız ettiğinde ise Mehmet Akif'in meşhur mısraları bir kalkan gibi yükselir:
"Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne...
Acırım tükürüğe billâhi tükürsem yüzüne!"
Görüldüğü Zaman Allah’ı Hatırlatmak
Örtü, sadece teni gizleyen bir perde değil; bakışı maddenin sığlığından kurtarıp, o bedendeki İlahi emanetin ve asıl sahibine olan bağlılığın fark edilmesini sağlayan bir mana kalkanıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde müminin vasfını şöyle buyurur:
"Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” (İbn Mace)
Hakiki tesettür, bu hadisin sokaktaki tecellisi olmalıdır. Mümin bir kadın; tavrıyla, vakarla yürüyüşüyle ve örtüsüyle çevresine Allah’ı ve ahireti hatırlatmalıdır. Eğer bir örtü Allah’ı hatırlatmak yerine dünyevi gösterişi ve modayı çağrıştırıyorsa, orada tesettürün ruhu zedelenmiş demektir.
Son Söz
Tesettür, kadını göze hitap eden bir meta olmaktan kurtarıp, bir hazine mertebesine taşır. Unutulmamalıdır ki; ayaklar altındaki sıradan taşlar herkesin erişimine açıkken, paha biçilemez cevherler ancak derinlerde ve kilitli kapılar ardında saklanır. Yine unutulmamalıdır ki; dışını Allah için bir nurla örtenin içini de Allah kendi nuruyla tezyin eder. Bu nur, gizlenecek, utanılacak bir yara değil; tüm dünyaya iffetle gösterilecek bir istikamet davasıdır.