Geçtiğimiz günlerde Yozgat’ta bir tanıdığımı ziyarete gittim. Daha kapıdan içeri bile girmeden, mahcup bir ifadeyle: 'Hocam kusura bakma, sular yine kesik; iki-üç gündür akmıyor,' dedi. Evin içine girmeden karşılaştığım bu tablo beni çok şaşırttı. Sebebini sorduğumda ise su kaynaklarının artık bittiğini, kuraklık nedeniyle suların yetmediğini söyledi.

​Bu sadece Yozgat’ın değil, aslında hepimizin kapısını çalmak üzere olan bir "sessiz felaket"in habercisidir.

​Allah Suyu Çekip Alırsa...

​Biz suyu hep akacak, yağmuru hep yağacak sanıyoruz. Oysa su, bize mülk değil; bir emanettir. Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de bizi şu sarsıcı soruyla düşünmeye davet eder:

"De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir?" (Mülk Suresi, 30. Ayet)

​Bu ayet, suyun bir teknoloji ürünü değil, bir "rahmet" olduğunu hatırlatır. Eğer gökyüzü kapılarını kaparsa, yeryüzü pınarlarını saklarsa, hangi belediye, hangi teknoloji o can suyunu geri getirebilir? Kar yağmıyorsa, yağmur toprağı sulamıyorsa; kim yağdırabilir!?

​Nehrin Kenarında Bile İsraf Harâm!

​Bizim medeniyetimiz bir "su medeniyeti"dir. Öyle bir Peygamber’in (sav) ümmetiyiz ki, o bize bolluk içinde bile ölçüyü kaybetmemeyi öğretmiştir. Bir gün Sa’d bin Ebi Vakkas (ra) abdest alırken suyun birazını fazla kullanınca Efendimiz (sav) müdahale eder:

— Bu israf nedir ey Sa’d?

— Abdestte de mi israf olur ya Resulullah?

Evet, akan bir nehrin kenarında olsan dahi israf olur! (İbn Mâce, Tahâret, 48)

​Bugün musluklarımızdan su akarken sanki hiç bitmeyecekmiş gibi harcamak, sadece kesemize değil, geleceğimize ve inancımıza da aykırıdır . Akan nehrin kenarında israfı yasaklayan bir dinin mensupları olarak bizler, barajların dibi görünürken nasıl müsrife dönüşebiliyoruz?

​1 Litre Su, 1 Çeyrek Altın Eder Mi?

Geçenlerde bir yatırımcının bir videodaki uyarısına denk geldim ve duyduklarım beni epey şaşırttı. Şöyle diyordu: 'Gelecekte 1 litre su, 1 çeyrek altın fiyatına yükselebilir Bu cümle kulağa bir ticaret öngörüsü gibi gelse de, aslında insanlığın nasıl bir durumda olduğunun ilanıdır. Altın yenmez, altın içilmez. Susuzluktan kavrulan bir dudak için dünyadaki tüm altın madenleri bir yudum soğuk suyun yerini tutamaz.

​Eskiden "su gibi aziz ol" derdik. Şimdi suyun azizliğini, önemini, yokluğuyla, kesintileriyle, kurumuş göl yataklarıyla öğreniyoruz.

​Ne Yapmalıyız?

​Değerli okurlarım, su kesintileri sadece belediyelerin teknik bir sorunu değildir; bu bir ahlak ve iman meselesidir.

  1. Tevbe etmeliyiz: Doğayı talan ettiğimiz, emanete sahip çıkmadığımız için.
  2. Şükretmeliyiz: Akan her damlanın ne kadar değerli olduğunu bilerek.
  3. Tasarruf etmeliyiz: Gelecek nesillerin rızkını bugün fuzuli yere akıtmamalıyız.

Şunu iyi bilmeliyiz ki; su tükenirse hayat durur, ibadetler aksar ve medeniyet çöker.Yozgat’taki o kesik musluk aslında hepimize bir şey fısıldıyor: "Vakit varken kıymetini bilin!"