Selam olsun vaktin kıymetini bilenlere, kalbi Kabe hürmetinde görenlere…

Kıymetli okurlarım, hepimiz bitmek bilmeyen bir "yarın" telaşı içindeyiz. "Yarın namaza başlarım", "Yarın o küskün olduğum dostumu ararım", "Yarın iyilik yaparım"… Oysa yarın, kimseye vaat edilmemiş bir meçhulden ibarettir. Rabbimiz bizi bu konuda şöyle ikaz eder:

"Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın..." (Haşr Suresi, 18)

Sahi, biz yarın için ne hazırlıyoruz? Cebimizi mi, yoksa ahirette şahitlik edecek samimi secdeleri mi?

Dilin Yarası, Kalbin Aynası

Dünyalık hırslarımız bizi sadece bencilleştirmedi, aynı zamanda dillerimizi de keskinleştirdi. Bir kalp kırmayı, bir gönül yıkmayı sıradan bir iş sanır olduk. Oysa Efendimiz (sav) müminin tanımını yaparken ne kadar net buyurmuştur:

" Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir." (Buhârî, Îmân 4)

Elinden zarar gelmiyor olabilir; peki ya dilinden? Ya o telefon başında yazdığın ağır sözler, ya o bir kaş-göz hareketiyle küçümsediğin canlar? Unutma ki; Kabe'yi yıkmak günahtır ama bir müminin kalbini yıkmak, belki o yıkımdan daha beterdir.

İbretlik Bir Kıssa: Sultan ve Köle

Meşhurdur ki, bir sultan bir dervişe sormuş: "Bana öyle bir nasihat ver ki, dünya ve ahiretim kurtulsun." Derviş sultanın gözlerinin içine bakmış ve şöyle demiş:

— "Sultanım, hayal et ki ıssız bir çöldesin. Susuzluktan ölmek üzeresin. Birisi elinde bir bardak suyla çıksa ve dese ki: 'Sana bu suyu veririm ama karşılığında saltanatının yarısını isterim.' Verir miydin?" Sultan hiç düşünmeden: "Elbette verirdim," demiş. Derviş devam etmiş: "Peki, o suyu içtin ama vücudundan dışarı atamıyorsun, sancıdan ölmek üzeresin. Bir tabip gelse ve 'Seni bu dertten kurtarırım ama saltanatının diğer yarısını isterim' dese, verir miydin?" Sultan yine: "Elbette verirdim, canım gittikten sonra tahtın ne kıymeti var?" demiş. Derviş tebessüm etmiş ve noktayı koymuş: — "Öyleyse sultanım; bir bardak suyla içilip, bir idrarla dışarı atılan o saltanatına güvenip de sakın kimsenin kalbini kırma, kimseye zulmetme!"

Hasıl-ı kelam:

Aziz dostlar, dünya bir "nefes" ile "heves" arasındadır. Nefes biterse heves de biter. Gelin bugün, üzerimizde hakkı olanlardan helallik alalım. Gelin bugün, kaba bir dil yerine tatlı dille konuşalım. Heybemizi mülkle değil, güzel ahlakla dolduralım.

Vaktiniz hayır, akıbetiniz nur olsun.