Merhaba dostlarım,
Hayatın en sessiz anlarında, kalabalıklardan sıyrılıp kendimizle baş başa kaldığımızda bir gerçeği fark ederiz: İçimizde kimsenin alamayacağı bir ışık vardır. Bugün kendi ışığında parlayabilenleri konuşacağız…
İçimizdeki bu ışığı korumak çoğu zaman kolay değildir. Çünkü çevremizde her zaman kendi gölgesiyle kavga eden başkalarının parlamasından rahatsız olan ve sözcükleriyle kırmaya meyilli insanlar vardır. “Kendin ol” cümlesi kulağa çok basit gelir ama belki de en çetin mücadele çoğu zaman bu cümlenin ardındadır. Dünya bazen uyum sağlamayı, kalıplara girmeyi, başkalarının onayını önemsemeyi doğal bir şartmış gibi dayatır bizlere. Sosyal çevremiz, aile büyükleri, iş ortamları, hatta sosyal medya bile sürekli görünmez mesajlar veriyor: “Şöyle davran, böyle düşün, şu çizgiyi geçme…” Bu baskılar altında kendimiz olmaya çalışmak çoğu zaman bir meydan okuma haline geliyor ve zamanla bizler içimizdeki ışığın yok oluşunu izliyoruz.
Asıl mesele kendi sesimizi duyabilmektir. Çünkü hayatımız boyunca bize ait olmayan o kadar çok söz dinliyoruz ki bir noktadan sonra hangi cümlenin bize ait olduğunu karıştırır hale geliyoruz. Birisi gülüşümüzü fazla buluyor, biri hayallerimizi küçümsüyor, bir diğeri aldığımız kararları sorguluyor. Oysa kimse bizim yaşamın ağırlığını nasıl taşıdığımızı, geçmişin izlerinin bizde nasıl bir etki bıraktığını, hangi mücadelelerden geçip bugünlere geldiğimizi bilmiyor. Ancak hayatımızla ilgili herkesin bir fikri oluyor. En kötüsü ise çevremizdeki boş kalabalığın bir süre sonra iç sesimizden daha baskın hale gelebiliyor olması. İşte tam burada kendin olmanın önemi devreye giriyor. Çünkü başkalarının onayıyla sürdürülen bir hayat en ufak rüzgârda savrulmaya muhtaçtır.
Tabii ki de olumsuz sözleri duymamak mümkün değildir; insanlar her daim konuşur. Ama her söze kulak vermek zorunda değiliz. Bizler başkalarının düşünceleri değil kendi duygularımızın/düşüncelerimizin bir bütünüyüz. Belki de en güzel dönüşüm bu noktada başlıyor. İnsanın kendiyle olan ilişkisi düzeldiğinde, dışarıdan gelen eleştiriler, duyduklarımız ya da hissettiklerimiz hiç fark etmez eski gücünü kaybeder. “Beğenmezsen beğenme, ben kendime iyi gelmeye devam edeceğim” diyebilmek, hayatta atılan en büyük adımlardan biridir. Kendin olmanın çoğu zaman yalnız hissettirme gibi bir sonucu da olabiliyor.
Fakat unutma: Uyum sağlamak için kendi ışığından vazgeçme. Başkaları için şekil değiştirmek yerine kendine sadık kalmalısın. Sen ne kadar kendin olursan, etrafına o kadar gerçek olursun…