Bulduuummm bulduumm diye bağırasım geldi bir an. Evet buldum. Zamanında teşhisi bir türlü konamayan hatta ara sıra halen bütün bulgularını yaşadığım hastalığımın adını buldum…
“Fibromiyalji”
Bir süre önce ilkokuldan bir arkadaşım bu hastalıktan söz etmişti, dikkatli dinlememiş olmalıyım ki şimdi “Evet, bahsettiği hastalık buyduuu…” diyorum. Fibromiyalji ismiyle o arkadaşım sayesinde tanıştığımı sanıyordum. Meğerse yıllardır birlikte yaşıyormuşum.
Özel bir hastanenin -2. Katında anneciğimin ameliyattan çıkmasını bekliyordum yıllar evvel. Müthiş bir baş ağrısıyla birlikte hastanenin dergisini elime alıp oyalanmaya çalışırken dikkatimi bir başlık çekti.
“Süper Kadın Hastalığı Fibromiyalji”
O kadar uzun ve yorucu bir gündü ki hala bir şeyler okuma isteğim tebriğe şayandı doğrusu. Ama bilmiyordum, kendimle alakalı bu bilgiyi edinmeme olarak sağladığı için hastaneyi bile sevecektim belki. Ayrıca oldukça ilgili ve kaliteli bir hastane olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Eğer ismini vermemde bir sakınca yoksa -az sonra müdürümüze sorup, yazacağım. Rabbim hastanelere düşürmesin, hepimize hayırlı sağlık versin. Ola ki ihtiyacımız oldu, tercih edilesi… (Hastane ismini paylaşamıyorum efendim.)
Konumuz, evet Fibromiyalji.. Ben ona kısaca Fibro diyorum. Öyle de barışığım hastalığımla. Ah bu benim aşırı sahiplenme duygum yok mu, hastalığı bile…
Dergide okuduklarıma ve araştırmalarıma göre Fibromiyalji erkeklere nazaran bayanlarda çok daha sık görülen bir hastalık. En sık uyku bozukluğu, yorgunluk, halsizlik, kaslarda hissedilen ağrı, sabah tutukluğu, ağrıları olduğundan daha fazla hissetme, çarpıntı hatta ilerisi anksiyete, depresyon gibi çok farklı belirtilerle kendini gösteriyor.
Halk dilinde uyku sonrası kendimize gelememelerimize, iki elimizi iki yanımıza açıp gerinmelerimizin bitmeyişine, hatta bazen algı sorunu yaşayışlarımıza “Ayılamadım” diyoruz ya tam olarak bundan bahsediliyor. Bunun gün boyu sürmesi ve böyle günlerin birbirini kovalaması…
Fibromiyalji’nin kesin olarak neden ortaya çıktığı saptanamamakla birlikte kalıtsal olabildiği de söyleniliyor. Bu hastalığın ortaya çıkışını etkileyen bir takım unsurlar mevcut:
Enfeksiyon, travma, stres, kişilik yapısı… Deniliyor ki, çok hassas, aşırı mükemmeliyetçi, duygu kontrollerini henüz sağlayamamış insanlarda çok daha sık görülüyor. Yukarıda bahsettiğim şikayetlerle doktora başvurulması durumunda herhangi bir teşhis konulamıyorsa Fibromiyalji ile karşı karşıyayız demektir.
Genelde evham dediğimiz ve gerçekten bayanlarda daha sık görülen durumun bir başka adıdır diyebilir miyiz diye sormadan edemiyorum ve sanırım mükemmeliyetçilik hasta ediyor.
Kendinize, doktorunuza göre Fibromiyalji hastasısınız, ne yapacağız peki, korkmalı mıyız? Elbette hayır, ilaç ya da bir takım fizik tedavileri ile bu hastalığın önüne geçmek mümkün.
Fibromiyalji’nin olumsuz etkilerinden kurtulmak yahut bu etkileri en aza indirmek için de:
Düzenli egzersiz,
Düzenli ve yeterince uyku,
Uyku vakti yaklaştığında (2-3 saat önce) çay kahve gibi içeceklerden uzak durma,
Stresten olabildiğince uzak durma,
Sağlıklı beslenme,
Kendimize vakit ayırma gibi uygulanacak yöntemler var.
İçinizden neler geçirdiğinizi tahmin edebiliyorum. Bu ülke şartlarında stresten uzak yaşayabilsek zaten her şey çok daha kolay olabilecek diyorsunuz, haklısınız. Dağına göre karı var herkesin. Umutla emanetimizi taşımaya devam etmek dışında yapabileceğimiz çok da bir şey yok gibi…
Bütün bunlar ışığında dünyada 10 kadından 7’si Fibromiyalji. Bu oran erkeklerde azalıyor tabi ki. Yapılacaklar basit gibi görünüyor fakat zaman istiyor. O halde hemen kolları sıvayalım. Yine süper kadınlar, beyler olalım ama Fibromiyalji bizden uzak olsun.
Sağlıcakla efendim…