Benim kelimelerim, çoğu zaman hafifçe hüzün kokar; çünkü hüzün, kalbimin eski bir dostudur. Onu tanırım; gözlerinden, sessizliğinden, sabahın en erken saatlerinde bıraktığı o ince serinlikten bilirim. Buradayım; kelimelerim sizin yüreğinize dokunsun, orada kök salsın, belki hiç açılmamış bir çiçeği uyandırsın diye.

Merhaba sevgili okur,
Hayat, büyük gürültülerle değil, küçük an’ların fısıltısıyla anlam bulur. Bir bakış, bir koku, rüzgârın teninizde bıraktığı kısa bir serinlik… Ben, o fısıltıları saklamak için geldim yeniden. “Yeniden” diyorum; çünkü vaktiyle bir başka gazetede köşe yazılarım vardı. Cümlelerim, tanımadığım yüzlerin günlerine düşer, belki uykularını hafifçe dağıtırdı. Şimdi aynı özlemin, ama daha derin bir arayışın peşindeyim.

Ben Seher… Nam-ı diğer Rayiha. 29 yaşında, evli, iki kedi annesi, Bozok Üniversitesi İktisat mezunu, yüksek lisansını yarıda bırakmış bir eğitimciyim. 2014’ten beri matematiğin en sade diliyle genç zihinlere rehberlik ediyorum. Aslen Kayseriliyim. Hüznün en güzel yaren olduğuna inananlardanım; “Hayatın en neşeli anlarında bile hüzün vardır” sözü, ruhuma daima eşlik eder.

Çocukluğumdan beri, yaşanan en küçük olayda bile bir mana arar, gördüğümü gönlüme indirir, oradan kelimelere dökerim. Çünkü bilirim ki insan, yalnızca bakmakla yetinmemeli; görmeli. Görmeli ve gördüğünü kelimelere nakşetmeli.

Yazma yolculuğum ortaokulda başladı. Önceleri yalnızca kendime yazdığım o denemeler, masallar, lise yıllarımda edebiyat öğretmenim Nurkal Kumsuz’un dokunuşuyla başka bir ufka açıldı. Onun bana öğrettikleri, kalemimin rotasını çizdi.

Üniversite yıllarımda yazdıklarım, hâlâ kitap aralarında saklı bekler… Koklanmayı bekleyen çiçekler gibi. Beklesin. Bilirim ki her şey, kendi vaktine esirdir.

Okumak, anlamlandırmak, yazmak… Bunlar, benim için yalnızca bir uğraş değil, varlığımın nabzıdır. Çocukken başlayan bu yolculuk, zamanla en derin tutkum oldu. Ailem, bu tutkunun işaretlerini benden önce görmüş ve hep yanımda durmuştu.

Bir de proje kitabım var: Şişli Şehir Anıları. Orada Yozgat’ı ve bende bıraktığı izleri anlattım. Gün gelir, burada da sizinle paylaşabilirim.

Şimdilik bu kadar… Ama zamanla, kelimelerim sizi daha çok tanıyacak; siz de beni. Belki bir gün, bir cümlem sizin ruhunuzda hiç beklemediğiniz bir pencereyi aralayacak. Belki de yıllardır suskun kalan bir hikâyenizi uyandıracak. O gün gelene dek, ben buradayım. Ve biliyorum, siz de bir gün buraya geleceksiniz...

Keyifli ve kokulu okumalar.