Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun inşallah.
Samimiyet; Rabbimize gönülden iman etmek, bu imanın gereği olarak da hiçbir dünyevi karşılık ve menfaat beklemeden sadece Allah’ın rızasını amaçlayarak yaşamaktır. Samimiyet, canlı-cansız bütün varlıklara karşı iyi niyet beslemek, ya olduğu gibi görünmek ya da göründüğü gibi olmaktır. Yüce dinimiz İslam’ın özü samimiyettir. Söz ve davranışlarımızın Allah katında değer kazanması, samimiyetimize bağlıdır.
Salih ve sahih ameller kişinin imanını olgunlaştırır ve kamil bir Müslüman olmasını sağlar. İhlas, samimiyet, saflık, temizlik, duruluk, sadakat anlamlarına gelir, yapılan bir ibadet ve ameli, her türlü karışık duygu, düşünce ve gayeden temizlemektir. Bir başka ifadeyle, kişinin yaptığı güzel amel için, dünyevi bir karşılık beklememesi, ameli sadece Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapması ve Allah'tan başkasını amele ortak etmemesidir.
Ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Biz bu kitabı sana gerçeğin bilgisi olarak indirdik. Öyleyse samimi bir inanç ve bağlılık göstererek sadece Allah’a kulluk et.” Hadis-i şeriflerde ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah, ancak samimiyetle ve sadece kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” “Din samimiyettir.” buyurmuştur. Sahabe-i kiram merak edip, “Kime karşı samimiyet Yâ Resûlallah?” diye sorunca Sevgili Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir: “Allah’a, Kitabı’na, Resûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara.” Peygamberimizin mübarek ifadelerinden anlıyoruz ki, din deyince aklımıza samimiyet gelmelidir. İslam dinini ihlas ve samimiyetten, halis niyetler ve saf yüreklerden ayrı düşünmek imkânsızdır.
Müslüman, Cenâb-ı Hakk’a samimiyetle kulluk eder, “sözlerin en güzeli” olan Kur’an-ı Kerim’e samimiyetle bağlanır, Kur’an’ın lafzını, okunuşunu zihnine, hükmünü anlattığı emir ve yasakları hayatına aktarmak için gayret eder, Resûl-i Ekrem Efendimize sadakatle itaat eder, derin bir sevgi ve samimiyetle onu örnek alır, onun gibi yaşamak için uğraşır. Müslüman'ın ibadetlerinin, dualarının, yardım taleplerinin tek muhatabı Allah’tır. Müslüman, içinde yaşadığı toplumda huzurun hâkim olması, barış ve güvenin sağlanması için kul hakkına riayet eder. Okulda, işte, evde, sokakta her yerde, her alanda ve her şartta hakkı, hukuku ve adaleti korur. Amir ya da memur, kadın ya da erkek, çocuk ya da yetişkin farkı gözetmeksizin, çevresindeki herkese karşı sorumluluklarını samimiyetle yerine getirir.
Müslüman, “ümmet-i Muhammed”in şerefli bir ferdi olduğunun idrakindedir. Cinsiyeti, ırkı, rengi ve dili ne olursa olsun, bütün müminlere karşı hasbi davranır. Şefkat ve merhametle gece gündüz kardeşlerinin yanında yardımındadır. Sıcak bir kardeş duasını, bir mazlumun duasını her türlü kazancın üstünde tutar.
İnsanı samimiyetten uzaklaştıran en büyük etken dünya hırsı, menfaat ve hasettir; hırsına esir eden ve samimiyete gölge düşüren en büyük illetler ise riya ve gösteriştir. Yüce dinimiz, söz ve davranışlarımızın her türlü hileden ve çıkardan uzak olmasını emreder. “Karşılığını sadece Allah’tan umarak” iyi işler yapmayı bize öğütler; dürüstlükten ve samimiyetten ödün veren, insanların gözünü boyayarak kazanç sağladığını zanneden kimselerin aslında kaybettiğini söyler. Zira “görsünler ve duysunlar diye” iş yapan riyakârın eline geçecek olan, dünyada da ahirette de ziyandan başka bir şey değildir.
Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şerifinde bizleri şöyle uyarmaktadır: “Allah sizin görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” Allah Teala Peygamber Efendmize hitaben şöyle buyurmaktadır: “De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım. Bana, sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu, vahyolunuyor. Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine olan ibadetine kimseyi ortak tutmasın.” Bir Müslüman'ın hayatında en büyük hedefi Allah rızasını kazanmak olmalıdır. Allah'ın rızasına giden yol ise, ancak ihlas ve samimiyetle yapılacak güzel amellerden geçer. Böyle yüce bir hedefe doğru yönelen bir Müslüman'ın, gerek ibadetlerinde, gerekse günlük hayatının diğer uğraşlarında, sadece Allah rızasını gözeterek hareket etmesi gerekir. Çünkü yukarıdaki tariflerden de anlaşılacağı üzere, inanç, ibadet ve diğer davranışlarımızın Allah katındaki değerlendirilmesinde yegane ölçü ihlastır. İhlassız yapılan amelin, Allah katında hiçbir değeri yoktur. Zira ihlas ibadetin hem ruhu hem de özüdür.
Rabbimiz Kuran-ı Kerim'inde mutlaka ihlasla kendisine ibadet etmemizi emretmektedir. Peygamber Efendimiz (as) da konu ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Teâlâ, sadece kendisi için ve ancak kendisinin rızası gözetilerek yapılan amellerden başkasını kabul etmez”
Müslüman olarak, bizlerin bütün davranışlarımız, bütün sözlerimiz ve kalbimizden geçen bütün düşüncelerimiz, Allah'ın bilgisi dahilindedir. Bunu şu ayetten gayet açık bir şekilde öğrenmekteyiz: “De ki, içinizdekileri gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.” Bundan dolayıdır ki, bütün davranışlarımızda, insanlardan gelebilecek  olumsuz tepkilere aldırış etmeden ve onların etkisi altında kalmadan asıl Allah'ın rızasını öncelemeliyiz. Allah rızasını kazanma niyetiyle, bir Müslüman'ın yaptığı her helal ve meşru iş, bir ibadet niteliği kazanır ve kendisine sevap kazandırır. Bu bakımdan bir Müslüman, ilim tahsil ederken, iş hayatına atılırken, mesleki çalışmalarda bulunurken, ailevi ve toplumsal münasebetlerini sürdürürken, daima niyetini düzgün tutmalı ve sadece Allah rızası için o yola girdiğine inanmalı ve sadece Allah rızasını gözeterek hareket etmelidir. Hadis-i Şeriften hareketle yapacağımız her amelin ihlastan yoksun olmaması için Cenab-ı Hakk'ın yardımını diliyor ve Rabbimizden ihlas dolu ameller nasip etmesini niyaz ediyoruz.
Peygamber Efendimiz (as) buyuruyor ki: “Allah, sizin kalıbınıza ve süretinize değil, kalbinize bakar.” Yüce dinimiz İslam’da imanın, ibadetin, güzel davranışların kabulü halis niyet ve samimiyete bağlıdır. Niyet her işin başı, kulluğun sırrıdır. Cenab-ı Hakkın rızasını kazanma arzusudur. Samimiyet ise inancın ve amelin yalnızca Allah’a has kılınmasıdır. İnsanın içiyle dışının, kalbiyle halinin bir olmasıdır. Niyet ve amel, birbirini tamamlayan ruh ve beden gibidir. Namazı fiziksel hareketten, orucu aç ve susuz kalmaktan, hac ve umreyi seyahatten ayıran niyettir.
Mümin imanında samimidir. “Biz bu kitabı sana gerçeğin bilgisi olarak indirdik. Öyleyse samimi bir inanç ve bağlılık göstererek sadece Allah’a kulluk et.” İlahi emrine can-ı gönülden uyar. Yalnızca Allah’a kulluk eder ve sadece O’ndan yardım ister. Rabbinin kendisini gördüğü ve hep yanında olduğu bilinciyle yaşar. Mümin ibadetlerinde samimidir. Diliyle, bedeniyle ve gönlüyle Rabbinin nimetlerine şükreder. O’nun büyüklüğü karşısında kendi acizliğini itiraf eder. “De ki, şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” ayet-i celilesine son nefesine kadar sadık kalır. Mümin çevresine karşı samimidir. Ailesiyle, akrabasıyla, komşularıyla iyi ilişkiler kurar. Güler yüzlü, doğru sözlü, alçak gönüllüdür. Vefalı ve yardımseverdir. Güveni ve dürüstlüğü yaygınlaştırır. Kötülüğe engel olur. Vahdetin yanında, fitnenin karşısında durur. Mümin, hayatının her safhasında hüsn-i niyet ve samimiyet üzere yaşar.
Samimiyetsiz işlerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Unutmayalım ki imanın lezzetine, ibadetin ve salih amelin huzuruna, Cenab-ı Hakkın rızasına ancak halis bir niyet ve samimiyetle varılır. Ameller, niyetlere göre kıymet kazanır. Herkes yaptığının karşılığını niyetine göre alır. O halde, Rabbimizin katında iyi bir kul, halis bir Müslüman olmak istiyorsak, temiz bir yüreğe ve samimi amellere sahip olalım. Allah’ın rızasını hayatımızın amacı haline getirelim. O’nun gizli-açık her halimizi görüp bildiğini ve sadece samimiyetle yaptıklarımızı ödüllendirdiğini aklımızdan çıkarmayalım. Gösterişten ve ikiyüzlülükten uzak duralım. Hep birlikte Peygamberimizin duasıyla Allah’a yalvaralım: “Ey Rabbimiz ve her şeyin Rabbi olan Allah’ım! Beni ve ailemi dünya ve âhirette her an sana ihlâsla bağlı kıl!” “Ey her şeyin Rabbi olan Allah’ım! Beni ve ailemi dünya ve âhirette her an sana samimiyetle bağlı kıl.” Amin
    Allah’a emanet olunuz.