Spor, bir oyun ve eğlence olmasının yanı sıra zihinsel ve bedensel gelişime katkı sağlayan, kişiye ahlaki erdemler kazandıran bir disiplindir. İslam dini birtakım temel ilkeler çerçevesinde spora ve spor etkinliklerine onay vermiştir. İslam hukuku kitaplarında yer alan bu temel ilkeler Kur’an ve sünnet kaynaklıdır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in bizzat kendisi spor yapmış, etrafındakileri de spor yapmaya teşvik etmiştir. Çeşitli sportif yarışmalar düzenlemiş, bu yarışmalarda başarı sağlayan sporculara ödüller vermiştir. İslam’da bir spor etkinliğinin helal olabilmesi için birtakım ilkeler vardır.
Spor kurallar ve disiplinler bütünüdür. Spor yapan birey bu kurallara uyma, hayatını disiplinize etme yönünü geliştirir. Mensubiyet duygusu gelişir. Başkalarına saygı duyma, fedakârlık yapma, paylaşma, kurallara uyma gibi özellikleri gelişir. İnsandaki mevcut öfke, saldırganlık gibi olumsuz duyguları bertaraf eder. Ayrıca spor olumlu karakter inşa etmede etkilidir. Fiziksel ve psikolojik sağlık için, beden eğitimi ve spor faaliyetleri çok önemlidir. Spor, centilmenliği ön plana çıkararak, insanların birbiriyle iyi ilişkiler kurmasını, yardımlaşmasını, mücadele ruhunu geliştirmesini, tevazu sahibi olmasını, başkalarının haklarını gözetmesini, azimli, gayretli olmasını, öfkesini kontrol edebilmesini, sabırlı olmasını teşvik eder. Ayrıca kazanma veya kaybetme durumundaki erdemleri disiplinize etmesini sağlar. Böylece sağlıklı ve mutlu toplumu inşa eder. Bütün bunlar dinimizin insandan beklentisini oluşturmaktadır ve gençleri spor ve benzeri aktivitelere yönlendirmek yapılacak en iyi hizmetlerden olacaktır.
İslam dini inanç, ibadet ve sosyal yaşam ilkeleri ile hayatın tüm alanlarına dair bir takım emir, tavsiye ve yasaklamalarda bulunmuştur. İnsanın akıl ve beden sağlığının korunması en önemlileridir. Bu yüzden İslam bu iki nimetin değerinin bilinmesini, korunmasını, iyileştirilmesini öngörmüştür. Spor da bunun için güzel bir vasıtadır. İslam, insanlara güzel zaman geçirmek üzere spor yapmalarını, bu vesileyle eğlenmelerini meşru kılmış, Kur’an ve hadiste yasaklanmamış olması kaydıyla her türlü güzellikten istifade edilebilmesini uygun görmüştür. Bireysel ve toplumsal anlamda insan için faydalı olan, kendisine ve bir başkasına zarar vermeyen, işkence içermeyen, kumar olmayan ve bunun yanında müşterek bahislere alet edilmeyen, zamanın israf edilmesine neden olmayan, ahlaka ters olmayan, İslâm şeriatının onayladığı spor faaliyetlerine Hz. Peygamber izin vermiştir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve güzel şeyleri haram saymayın, sınırı da aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez. Başka bir ayette de şöyle buyurmuştur: “Hz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, sizin için ne yasak ettiyse ondan sakının.” Hz. Ömer, Şam ahalisine yazdığı bir mektupta: Çocuklarınıza yüzmeyi, ok atmayı ve ata binmeyi öğretiniz, demiştir.
İslam, inanç ibadet ve sosyal yaşama dair ilkeleri ile bir bütündür. Bir ibadetin veya bir amelin kabul olabilmesi için o şeyin başta Allah rızası için yapılıyor olması ve kendi koyduğu ilkelere uygun olması gerekir. Her şey dinin koyduğu ilkelere uygun olmak zorundadır. İslam’a göre aksine bir delil bulunmadıkça her şeyin aslı helaldir, mubahtır. Helal ve mübah olan bir şeyi yaparken de yine İslam’ın ana geliş gayesine uygun olma, onun haram helal kriterlerine dikkat edilme şartları vardır. Mesela elma yemek helal olurken başkasına ait bir elmayı izinsiz yemek haramdır. Müzik helaldir ancak müziğin sözleri ve icrası İslam’a aykırı olmamalıdır. Spor ve sporla ilgili etkinliklerde bunlar gibidir.
Genel anlamda spor yapmak İslam’ın helal kabul ettiği, hoş karşıladığı, hatta teşvik ettiği bir şey iken onun icrasına birtakım ilkeler koymuştur. O genel ilkelere ve hedeflere dikkat edilmediği taktirde bir spor etkinliği harama dönüşebilir. Kısacası helal-haram konusunda araçların da hedefler gibi meşrû olması lazımdır. Spor sadece teknik açıdan bedenin eğitimi değildir. Hayatın içerisinde her alanın kendine has ahlak ve etik kuralları olduğu gibi spor etkinliklerinin de etik yönleri vardır. Amaç sporda elde edilen birtakım özelliklerin muhafaza edilmesi ve bunların güzel olmayan amaç için kullanılmaması gibi hususların edinilme çabasıdır. zararını bilip, ondan kaçınma; kendinizi kontrol edin, şiddet içeren davranışlardan kaçının, ilkesidir. Diğer bütün spor dallarında da bunlara benzer çeşitli ahlaki öğretiler vardır. Sporun İslami açıdan helal olabilmesi için veya haram olmaması için dikkat edilmesi gereken temel ilkelerini şu şekilde özetleyebiliriz:
İslami açıdan en temel ilke tesettür meselesidir. Erkek ve kadınların her durumda tesettür ilkelerine riayet etmeleri ve dolayısıyla avret mahallerini örtmeleri temel ilkedir. Spor kıyafetleri, İslam’ın giyim kuşam ile alakalı ölçülerine uygun olmalıdır. İnsan olmanın gereği bir zorunluluk olan giyim kuşamın sosyal, kültürel ve dini hayatımızda büyük bir yeri vardır. Bir insanın yaşı, yaşadığı toplum, cinsiyeti, sosyal statüsü, dini hayatı ve benimsediği düşünce ekolü kılık kıyafet tercihinde önemli bir yer tutmaktadır. İslâm’a göre tesettür emri, kişinin ruh sağlığını, fıtratını ve onurunu, toplumun genel ahlâkını koruma, kadınların ve erkeklerin kendi aralarında ve karşı cinsle ilişkilerinde dengeyi gözetme, insan fıtrat ve onuruna uygun bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi türlü hedeflere yöneliktir. Giyilen elbisenin vücut hatlarını gösterir derecede dar olmaması, teni gösterecek şekilde şeffaf olmaması, örfe aykırı olmaması gerekir. Spor yaparken kadın ve erkeklerin kendi arasında spor yapması ve kendilerini haram bakışlardan koruması gerekir. Ayrıca giyilen kıyafetler üzerinde insan veya hayvan resimleri, başka dinlere ait semboller veya işaretler, edebe ve ahlaka aykırı sakıncalı yazıların bulunması; erkek ve kadının kısalık, darlık, şeffaflık sebebiyle avret mahallerini gösteren spor kıyafetleriyle spor yapması, yaptırması veya izlemesi de İslam’a göre caiz değildir.
Spor ve spor etkinlikleri ibadetlere engel olmamalıdır. Bir spor faaliyeti insan, hayvan ve çevre sağlığına zarar vermemeli, bünyesinde intikam alma duyguları barındırmamalıdır. Spor, kumara veya İslam’da yasaklanmış şeylere sebep olmamalıdır. Spor etkinliği esnasında kaba ve çirkin sözler kullanılmamalıdır. Bir spor yarışmasında kurallar herkes için eşit ve adil olmalıdır. Bu ilkelere dikkat edilerek yapılacak her türlü spor faaliyeti İslami açıdan serbesttir.
İslam, insan sağlığına zarar verecek her şeyi ne uğruna olursa olsun helal görmez. Bireysel ve toplumsal anlamda insan için zararlı olmayan, eziyet, işkence içermeyen spor faaliyetleri caiz görülmüştür. Hz. Peygamber, hayvanların hedef tahtası yapılmasını, gereksiz yere öldürülmelerini, horoz, köpek, deve ve boğa gibi hayvanların dövüştürülmesini, güçlerinin üzerinde güç yüklenmesini yasaklamıştır.
Spor kumara alet edilmemelidir. Spor müsabakalarında dereceye giren sporculara ödül vermek İslami açıdan caizdir. Peygamber Efendimiz at, deve, ok atma ve cirit atma gibi yarışmalara katılanlara ödüller vermiştir. Spor müsabakalarında şike yapmak da caiz değildir. Başkalarına maddi zararlar vermemek, haram para kazanmamak, düşmanlıklara sebebiyet vermemek için spor müsabakalarında kumardan ve şikeden uzak durulması gerekir. Spor taraflar arasında eşit şartlarda, adaletli ve hakkaniyetli şekilde gerçekleşmelidir.
Sporda taraftarlık duygusuyla karşı tarafa kötü sözlerden sakınılmalıdır. Karşılıklı kin ve düşmanlık gerekçesiyle bu fiiller spor müsabakalarında kanunen yasaklanmıştır. Rakip oyuncuların ve izleyicilerin birbirlerine insani ve ahlakı ölçüler içinde davranışta bulunmaları bir erdemdir. Spor etkinliklerinde iyi niyet, iyi hedef ve merhamet olmalıdır. Rakibe karşı intikam, öç alma ve nefret duyguları beslenmemelidir. Spor müsabakalarında atılan sloganlar ve tezahüratlarda “ölmeye geldik, öldürmeye geldik, yansın, yıkılsın gibi şiddet ve nefret içeren, kışkırtıcı ve saldırmaya teşvik eden söylemler yer almamalıdır. Bütün bunlar insani ve İslami açıdan hoş karşılanmayan davranışlardır .
Spor, kurallar ve muhtelif disiplinler bütünüdür. Kişinin hayatını disipline etmesine katkı sağlar. Başkalarına karşı saygı duyma, fedakarlıkta bulunma, paylaşma, dayanışma, sabretme, insanlarla uyumlu ilişkiler kurabilme, zorluklarla mücadele azim ve ruhunu kazandırırken, bencillik, öfke ve saldırganlık gibi olumsuz duygulardan da kişiyi arındırır.
İslâm dini, insanın hem ruh hem de beden sağlığını önemseyen, ruh ve beden eğitimine değer veren, bu konuda birçok hüküm belirleyen bir dindir. Buna göre insanın ruh eğitimi ve sağlığı önemli olduğu gibi, beden sağlığı ve beden eğitimi de oldukça önemlidir. İslâm’ın temel iki kaynağı olan Kur’an e Sünnet, Müslümanları spora çeşitli sebeplerle teşvik etmiştir. Bu sebepler arasında Müslümanların ibadetlerine ve diğer görevlerine kuvvetli bir istekle sarılmalarını sağlamak, onlara daha güçlü olma yollarını göstermek, beden sağlığını temin etmek, öte yandan Müslümanların İslam topraklarının savunmasına topyekûn hazırlıklı bulunmalarını teşvik etmek vb. sebepler sayılabilir. Bugün Tıpçılar da hem maddi hem de psikolojik hastalıklar için spor ve egzersiz üzerinde önemle durmaktadırlar. Bütün bu sebeplerle daha sağlıklı bir gelecek için haydi spora!