Kıymetli okuyucularımız Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerimize olsun inşallah. Hepinizi saygıyla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum.
İçinde bulunduğumuz zilhicce ayı sözlükte “hac ayı” anlamına gelmektedir. Zilhicce (zülhicce, zülhacce) kameri yılın son ayıdır. Hac ise kastetmek, ziyaret etmek, yönelmek demektir. Dinen imkanı olan Müslümanların belirlenmiş zaman içinde Kâbe, Arafat, Müzdelife ve Mina'da belli dini görevleri şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder.
Zilhicce ayı Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen hac aylarından biridir. Hac ayları, hicri takvimdeki Şevval ve Zilkade aylarının tamamı ile Zilhicce ayının ilk 10 günüdür. Zilhicce ayı hac ibadetinin ve Kurban bayramının idrak edildiği günleri içinde barındırır.
Fazilet ve sevap bakımından en özel ve müstesna zaman dilimlerinden birisi olan zilhicce ayı, içerisinde birçok hayrı ve bereketi barındırmaktadır. İslam’da içerisinde haksızlık yapmanın özellikle yasaklandığı haram aylardandır ve milyonlarca Müslüman’ın hac yapmak üzere buluşup bir araya geldiği, arınmaya vesile olacak dua ve ibadetlerin yapıldığı günleri içinde barındırır. Zilhicce ayı kurban ibadetinin de habercisi olan özel bir aydır. Rabbimiz Fecr suresinin ilk ayetlerinde zilhicce ayının ilk on gecesine yemin ederek bu gece ve günlerin önemine dikkatimizi çekerken Hz. Peygamber Efendimiz de bugünlerde yapılan ibadetlerin ne kadar faziletli olduğunu birçok hadîs-i şerîfte ifade buyurmuştur. Biz Müslümanları bu sayılı günleri değerlendirmeye ve ibadet yapmaya teşvik etmiştir.
Zilhicce’nin ilk on gününün faziletine işaretle, Hz. Peygamber (s.a.s.); “Allah katında şu on günde işlenecek salih amelden daha sevimli bir amel yoktur.” buyurmuş, sahabeler, “Ey Allah’ın Resûlü! Allah uğrunda yapılacak cihattan da mı üstündür? “ diye sormuşlar. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.); “Evet, Allah yolunda cihat etmekten de. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihadı başka. (O, bundan üstündür.)” buyurmuştur. Zilhicce’nin bu on gününün fazileti hac ibadetinin bu ayda yapılmasından kaynaklanmaktadır. Zira bu günlerde hac ibadetinin bir kısım ibadetleri yapılmakta bir kısmı da (ziyaret tavafı, şeytan taşlama gibi) ardından gelen teşrik günlerinde gerçekleştirilmektedir. Zilhicce ayının dokuzuncu günü olan kurban bayramının arefesinde tutulan orucun da çok faziletli olduğu rivayetlerde zikredilmiştir. Fazilet açısından zilhiccenin ilk on gününün her günü bin güne, arefe günü ise on bin güne denk olduğu söylenmektedir.
Bu mübarek günlerde oruç tutmak hiç şüphesiz geçmişte işlediğimiz günahlara kefaret ve Rabbimizin katında derecelerimizin yükselmesine sebep olacaktır. Ayrıca Resûl-i Ekrem yine hiçbir amelin bu günlerde işlenen ameller kadar faziletli olmadığını beyan ettikten sonra bu günlerde çokça Rabbimizi “Allâhu Ekber”, “Lâ ilâhe illallah” ve “Elhamdulillah” zikirleriyle anmamızı teşvik etmiştir.
Allah Teâlâ bize Kur’ân-ı Kerîm’de Kâbe-i Muazzama’nın inşasını ve hac emrin başlangıcını anlattıktan sonra “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” buyurmaktadır. Ayette zikredilen “belli günler” işte Zilhicce ayının ilk on günleridir. Peygamber Efendimizden öğrendiğimize göre dünyanın en değerli günleri bunladır. Bu günlerde namaz, oruç, hac ve kurban gibi önemli ibadetler bir araya gelmektedir. Bu mübarek zaman dilimi, senenin en faziletli günü olan Arafat gününden sonra sevinç ve coşku günleri olan Kurban Bayramı ile tamamlanmaktadır.
Müminler bu kıymetli vakitlerde kardeşliğin gereği olarak gönüllerini birbirine açar. İçtenlik ve samimiyet nişanesi olan kurban ile kazanılan Allah’a yakınlık, kurban etlerini paylaşmak suretiyle kullar arasında da yakınlaşmaya dönüşür. Kurban bayramı zilhiccenin onuncu günü başlar ve dört gün devam eder. Bu ayın onuncu gününe “nahr/zebh günü”, on-on ikinci günlerine “eyyâm-ı nahr” veya aynı günlerde hacıların Mina’da bulunmaları sebebiyle “eyyâm-ı Minâ”, on bir - on üçüncü günlerine de “eyyâm-ı teşrîk” adı verilir. Teşrik tekbirleri arife günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazı bitimine kadar her farz namazdan sonra 23 vakitte birer defa “ Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi'l-hamd" şeklinde çekilir. Zilhicce’nin dokuzuncu günü öğle vakti ile onuncu günü fecr-i sadık arasında Arafat vakfesi yapılır. Zilhiccenin sekizinci günü “terviye”, dokuzuncu günü “arefe” günü olarak bilinir. Onuncu günü ise Kurban bayramının birinci günüdür.
Hem hac mevsiminin hem de haram aylarının içerisinde yer alan bu ayın ilk on gününün faziletini Peygamber Efendimiz (sas) şöyle anlatmaktadır: “Allah katında şu on günde işlenecek salih amelden daha sevimli bir amel yoktur.”
Zilhicce’nin ilk dokuz günü oruç tutmak müstehap kabul edilmiştir. Hz. Peygamber (sas) bugünlerden olan arefe gününde tutulan oruca ise ayrı bir önem vermiştir. Dolaysıyla bu günleri oruç, sadaka, zikir gibi ibadetlerle değerlendirmek gerekir. Yorgun düşmeleri ihtimali bulunan hacıların zilhiccenin sekizinci ve dokuzuncu günlerinde, özellikle vakfenin yapıldığı arefe gününde oruç tutmaları mekruh sayılmıştır. İslâm tarihinde zilhicce ayında meydana gelen önemli olaylar arasında Birinci ve İkinci Akabe biatları (621-622), Hudeybiye Antlaşması (6/628), Hz. Peygamber’in oğlu İbrâhim’in doğumu (8/630), Hz. Osman’ın şehid edilmesi (35/656) zikredilebilir.
Bu günlerde özellikle oruç tutmaya, kaza veya nafile namazlara ve Kur’an tilavetine ağırlık verelim. Şimdiye kadar daha fırsat bulamadıysak Kurban bağışlarımızı da teslim edelim. Namaz kılmayan kardeşlerimiz bu günleri tövbeleri için bir vesile olarak değerlendirip namaza başlasın. Rabbimiz bizleri, bize sunduğu nimetlerine gücümüz yettiği kadar ibadet etmek suretiyle şükredenlerden eylesin. Zilhicce’nin ilk on günlerini farzlardan sonra nafile ibadetler ile doldurmayı nasip etsin. (Âmin)