Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
Deli Erdal…
Mahallemize arada bir deli!... Erdal… denilen biri gelip  gider. Yürümekte  konuşmakta ve zihin olarak ta engelli. Mahallede ne kadar çocuk varsa peşine takılıp onunla dalga!.. geçiyorlar. Attıkları taşlarsa kafasını kanatıyorlar....
Hastane arkadaşı
Hanımı:  'Ben bakkala gitmem, borçlu olmaktan dolayı çok utanıyorum.”diyordu. Salih'de; 'kimseden bir şey isteyemiyoruz. Evde yiyecek bir şeyde  kalmadı” diye mırıldandı. Bu sıkıntılar içindeyken üzerine bir ağırlık...
Gecenin yarısı…
Güz aylarıydı. O sene yağışlar fazla olmadığı için  kuraklıK kol geziyor. Reçberin geliri bir hayli düşük , kıtlık… kol geziyordu. Kürtlerin Şükrü kuş yığındaki su ile çalışan tilki  değirmenini işletiyordu. ...
Gecenin yarısı…
Güz aylarıydı.  O sene yağışlar fazla olmadığı için kuraklık kol geziyor.  Reçberin  geliri  bir  hayli  düşük, kıtlık…  kol geziyordu. Kürtlerin  Şükrü  kuş yığındaki  su ...
Edee bak üzümlere alaca düşmüş
Evin  avlusunda  güvercinlerle  ilgileniyorlardı.  Çavşırlı , kumru  hele  dönek  güvercinler.  Gökyüzünde  süzülerek  ve  sık   sık  takla  atışları  ile  adeta...
Babamı sevindirecektim...
KOMŞUMUZ... değirmene un öğütmeye gidiyormuş. Annem O komşuya gidip yalvararak: 'Şu bizim iki çuval buğdayı da gotürüp oğütsen. Salih'i de yanında gotür, yardımcı olsun.” Komşu biraz düşünerek, 'O daha -8- yaşında...
Halı dokuyan teyze...
SALİH... derin  bir  şekilde  içini  çekerek  gül  dostlarına  boğuk  sesiyle  yeniden  seslenerek  mırıldandı:  -Eveet…  dostlar  kim  ne  yaparsa   kendine...
Ne dersiniz....
SAHİPolduğu nimetin farkına böyle varıyordu. İsa aleyhiz selam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm… olduğunu anladı. İki gözü  de görmüyordu. Vücudunda ise...
Suçlu benim...
SABAHIN  soğuk  ayazı  her  tarafı  donduruyor, ama  sıcacık  gönüllere  pek  hayretmiyor'du. Salih'in  bir  dostu…  gönül  ziyaretinde  bulunarak: -Salih   haydi...
Eskilerden bir demet...
GÜNDÖNÜMÜYLE... Karga  Köyü'nün  bazı  gülleri  solmuş, bozkırlardaki  otlar  ise,  solmaya  yüz  tutmuş  tarlalardaki ekinlerle  birlikte  sararıyorlardı. Şükrü  Ağa'nın...
Karga köyünden bir demet...
SÜREKLİ  yağan  kar  taneleri  köy  yollarını  kapatmıştı.  Kuşlar  gökyüzünde  sörf  yaparak  Huri  Nene'lerine  teşekkür ediyorlardı.  Culfalığında  halı...
Sevdalıyım ya, hu...
EVİNİN  önünde  sarmaşık  dallarının  altına  kendini  adeta  mıhlamış  hiç  konuşmadan  derin, derin  düşünüyor  gamlı  ve  kederli  yüreğinin  sızılarını...
Kocaman kartopu...
"ÖĞLEDEN sonraki derslere girmeyelim, çantamızı da alıp kaçalım.' dedim.  Murat… mırın kırın etti ya sununda kabul etti.   Okuldan kaçtık.   Nereye gidelim, ne yapalım, derken ben bulmuştum. 'Sizin ahıra…...
Aç gözünü gör...
MEVSİMLER  dağlara, taşlara  sevgi  sıcaklığını  cömertçe  dağıtıyorsa.   Sevdalı  gönülleri de  yakıp  kavurarak.  Deli  gülleri  coşturan  Yaz'ı…  ne etmeli....
Engellinin, dünyasından...
KÖYÜMÜ... çok özlemiştim. Kokusu, tertemiz havası, yedi gözlü ve  Caminin yanındaki iki lüleli pınarlarından akan buz gibi suyunu, özlemiştim... Buraları görüp  geçicide olsa  köyüme kavuştuğum için,   Rabbime  şükrediyordum....
Sen katilsin… (2)
BİR tek silahtan dolayı tutuklanan Hafızı da yanlarına alarak merkeze doğru sessiz sedasız süsülüp gidiyorlardı.  Komutan  babacan  tavırlarla  Hafıza  seslenerek: -Bak  Hafız!…  Beni  iyi  dinle....
Sen katilsin…
BÖLGE karakoluna  gelen  bir  ihbar  karakolu  ayaklandırdı. 'Hafız…  yüklü  bir  silah  getirdi  satacak”  diye  bildirildi. Karakol  komutanı  merkezden  takviye...
Buğday tanesi…
SEVGİLİ  dostlar  okuduğunuz  bu  eserde  olduğu  gibi  uzayıp  giden  yılları  mevsimleri  ve  ayları  bir  çırpıda  yaşıyormuşçasına    okuyup  geçseniz...
Küçük Mustafa -2-
ÖĞRETMEN,  Salihe:  -Şey... efendim  iyi misiniz?  Bir  anda  benziniz  soldu  da, dedi. Salih  kendini  topladı: -Ahmet'im!!!... dedi. Öğretmenle  Salih  birlikte  otobüsten  inerek...
Küçük Mustafa -1-
AYLAR...  bereket  dolu  yılları, beyaz  gelinlik…  giymiş Kış'ları  acı  ve  ızdırap…  dolu  geçen  yıllar  yarış  edercesine  birbirini  kovaladı.  Saman…...
Elinde bir kalem…
BAHAR... kokuları  burnumu  sızlattı, yüreğimi de  ısıtıyordu çünkü…, dirilişi…  seyredip   görmek ve kokusunu da içinize  çekip.  İliklerinize  kadar  işlemesini  sağlamak  çok...
Kuş akıllı işte!…
CAN gül'le, Beyaz gül.   Bizleri  nerelere  götürüyorlar  ve  kimlerle…  tanıştırıp  bilinçlendiriyorlar  biliyor musunuz?...   Kuş  akıllı  işte!…  Bu  yüzden  hep...
İlkokul yıllarından...
KIŞ aylarıydı annem Öğretmenleri Arabaşı… yemeğine davet etti. Hafta sonu akşamı bizim eve geldiler. Hoş geldiniz faslından sonra ben kitaplarımı, defterlerimi alıp sobanın yanına oturdum. Ders yapıyormuş gibi. Aslında ders yapmıyordum....
Çocuk bu!..
GÜNLERDEN  Cuma  hava  sıcaklığı  mevsimine  göre  normaldi.  Güvercinlerden. Beyaz gül  Can gül'e  seslenerek:  -Hadi  gel  bu gün  seni  benim  her  Cuma  gittiğim...
Dünya oyun oyalanma yeri değil mi?
YAZMAYA...  başladığımda.    Gönlümde ve yüreğimde oluşan  duygularımı burada sizlerle… eserlerimden birer cıngıl… Hazırlayarak zaman zaman paylaşmaktayım.  Gene bir cıngıl… hazırladım.  Kabul  buyurursanız...