Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
Muhtarın dikkati... -2-
BU arada da Kamışlı Yaylası'ndaki davarları 'Koyun” güden  Çoban Mahmut'u uzaktan gördü ve nefesinin yettiği  kadar; -Mahmut  Emmi!...  Mahmut  Emmi!...  diye bağırarak, sözde özgürlüğün tadını...
Muhtarın dikkati... -1-
KÖY  Muhtarlığı'nda çalışan Salih… görevlendirildiği  işinde ve sarı benizliliğinden olacak ki, büyüğünden  küçüğüne herkes ona ''sarı” diyorlar ve 'sarı  gel, sarı  git...”  diye,...
Baba dostu...
KÜÇÜK yaşta babamı kaybettiğim… için anam; 'bu evin erkeği sensin” derdi bu yüzden kendimi hep büyük bir delikanlı… hissederdim.   Köyümüzün Kerkeneze  bakan Köyün çıkışında evi bulunan Sami ağanın kızının...
Sevdaya hasret...
YIKILAR  hayal  dünyasının  ve  kırılan  gönül  penceresinin  tamiriyle  uğraşıyordu.  Cananı!...  unutmak  için, ibadetlerini  çoğaltarak:  -En  güzel  sığınılacak...
Abi baba gibidir…
ABİ... bana  bir  bisiklet  al,  kötü  olsun.  Frenleri, zili  neyi  olmasa  da olur.  Hem  ben  bisikleti  ayaklarımı  yerde  sürüyerek  durdururum, dedi. Abisinin  gözlerine...
Sağlık ve yaşam…
YAĞMUR yağdı  her  taraf  ıslanmış. Parklardaki  çiçekler  güller, yağan  yağmurda  ıslanarak.  Düğüne  Sürmelim diyerek gidecek  gelinlik  kızlar  gibi  süslenmişlerdi. Beyaz...
Öğretmen’in yeni arkadaşı -2-
EVET, evet!... diyerek  öğretmenin  teklifini  kabul  etti.  Öğretmenle  Hamdi  birlikte  buluşup  öğretmenin  arabasıyla  önce  bir  şehir  turu  attılar,  daha  sonra...
Öğretmen’in yeni arkadaşı -1-
HAVA  açık,  gönüllere  huzur  dağıtıyor. Yıldızlar  henüz  uykuda. Güneş  yakıcı  sıcaklığıyla  sevdikleriyle  buluşan  Sevgililere  muhabbet  ışınları  gönderiyordu. ...
İnsanoğlu bir kuş misali...
MEVSİMLER  nöbet  devredercesine vedalaşıp, bir yıl sonra buluşmak üzere sözleşiyor. Yaşanan ömürleri de düven dişleriyle ezdirip  hasat yelleri savuruyorlardı.    Soğuğuyla,  bol rahmeti ve bereketi  ile...
Karga köyünde, Ramazan ve Bayramı...
MÜBAREK üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayında idiler… Öksüzde ilkokula gidiyor. Bir keçi'leri  iki de koyunları vardı. Çilli tavuk, yeşil  başlı ördek ve buğulu sesleriyle öten güvercinleriyle de boşta kalan zamanlarıyla...
Taze çökelek ve yeşil soğanlı dürüm...
"Oğlum köyde it… taşlayıp, boş gezemesin.” diye bana iş bulur. İşim… büyük baş hayvanları gütmek. Tarlada, pulluğu çeken, İki ağaç tekerleği olan kağnıya koşulan öküz dediğimiz hayvanlardan (4 çift 8 öküz) hayvanı ayarlar....
Sevdalıyım “ya, hu”...
KALABALIKTAN çekiniyor, yalnızlıktan da  sıkılıyordu.  Güneş gökyüzünde gülümseyerek ışıklarını bir gül gibi oyun oynayan çocuklara ikramda bulunurken, toprak bağrında beslediği canlı varlıklara; -Haydi uyanın, sizlere...
Diz çöküp tövbe dersine çalışmak...
TAŞ betonlarla örülü Mapushanede. Cananla, Ağ gelin  Satı'nın sızılı!... muhabbeti.  Aradan geçen günlerden birgün.  Evin avlusunda oturuyorduk. Gene aynı  böyle  ikindi  vaktiydi.  Laf  vaktinde...
Atın iyisine doru derler…
KÖYÜN  içinde  demir  ve  kaynak  işleriyle  uğraşan Demirci  İsmail  ve  Demirci  Kara'nın  oğlunun  da  yüzleri gülüyordu. Çünkü  çiğdem  toplamak  için...
Kurt kayası…
GECENİN yarısı olmuştu. Bulutlar,  Ay  ışığını  perdelemiş,  Ay  ve Yıldızların  uyumasını  sağlıyordu. Küçük çoban Mevlüt, yaylımdaki  koyun  sürüsünü  topladı,  onlara kavalıyla...
Bakar körler…
BAHAR gelir  sular  coşar  sel  olur.  Sevdalı  gönüller.  Gözlerden  akan  yaşlarla  coşar.  Boz  kırlarda  taze  açmış  çiçeklerle  oynaşan  yel  olur. ...
Şükürle tövbeye…
ASKERİ  jip  arabasına  benzeyen  bir  araba  geldi, içinden  heybetli  ve  bir  o kadarda  insanın  içine  sıcaklık  veren  güzel  yüzlü     birisi!...  indi,...
Canda yanar Cananına…
KINALI kayadan ses geliyor… Taş  betonlardan, katı kalplerden bile...  Bir  Canandan  nefes  gelmiyor… Sızılar duyulmuyordu: -Canda yanar bir gün Cananına, diye.  Cana Can katarak. Gönül sevdasını da  mürekkep...
Evlatlık…
ANADOLU'nun ücra köşesinde köyün birinde fakir bir o kadarda kalabalık bir ailenin kızı Naciye!... kıpır, kıpır neşeli ve bir o kadarda masum ve nazlı biri henüz beş yaşında bazı kardeşlerinde olduğu gibi onunda doğum kaydı yoktu....
Kar taneleri…
ÖĞRENCİLERİ ile vedalaştı. Mustafa'ya seslenerek; -Mustafa, seninle  konuşacaklarım  var, diyerek sınıfta kalmasını söyledi ve diğer arkadaşlarına dönerek; -Zil çaldı, sizler gidebilirsiniz, dedi. Öğretmen, heyecanlı hareketlerle...
Hatamı… anladım…
GÜNEŞİN öğle sıcağı, doğanın üzerine yün yorganı kapatmış gibi  bulutların arasından süzülerek geliyor ve insanların nefes almalarını güçleştiriyordu. Köylerden insanlar at arabalarına binerek, atların boynunda takılı olan...
Nalinliim, Aleeeheeeyy…
ELİNDE bir keser. Ahır ve kümesin kapılarını tamir ediyordu. Bir ara anasına seslendi:  -Ana apış emminin oğlu çavuşun düğünü için götürdüğün sarı tavuk var ya, geri  gelmiş.  Anası elindeki  yün  eğirdiği,...
Köyüm’den bir gezinti...
GÖNÜL  köprüsünden  geçerek, sevda ve gönül aşkıyla yanan yüreklerin alevini... Sabır çiçeklerinin  meyveye dönüşünde Kerkenez dağında uçurtma uçurmayı... Ulu tepeye çıkıp, -Kokun  geliyor... diyerek sevgili kokuları...
Kınalı eller...
GÜL ağacı sıtma  tutmuş  gibi  tir, tir  titriyordu.  Bizimki… sevgi  gülücükleri saçarak  elleriyle de okşayarak mülayim bir ses tonuyla:  -Ne  oldu  gül  ağacı  neden  avunup...
Ay, sen’…
BEYAZ  karlarla  fazla  kartopu  oynamadan.  Uzun  geceler  kuru  ve  ayaz  geçen  kış  günleri  coşkun  akan  selleriyle  baharla  buluştu. Kuş  cıvıltıları...