Kıymetli okuyucularımız hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
Hicret; Allah’a ve O’nun Kutlu Elçisi Rahmet Peygamberine gönülden bağlılığın bir ifadesi; hakka, hakikate, ilme, irfana ve medeniyete yapılan yolculuktur. Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsü; Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır. Hicret, Allah yolunda fedakarlığın, yardımlaşmanın kardeşliğin zirvesidir.
Miladi 622 yılında Fahr-i Kâinat Efendimizin peygamberliğini kabul etmeyen müşrikler, onun ve müminlerin Mekke’de yaşamalarını imkânsız hâle getirip her türlü zulmü, baskı ve işkenceyi reva gördüğü, acının katlanılamaz boyuta geldiği bir anda, Yüce Allah müminlere dinlerini özgürce yaşayabilecekleri, ibadetlerini yerine getirebilecekleri Medine’ye göç etme izni verdi. Önce müminlerden bir kısmı yola çıktı, ardından da Peygamberimiz, Hz. Ali’yi kendi yerine bırakarak sadık dostu Hz. Ebû Bekir ile birlikte Medine’ye hicret etti. Böylece Müslümanlar için bir dönüm noktası, milat olan hicret ile tarihte yeni bir sayfa açıldı.
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde  Peygamber Efendimizin (s.a.v) Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicretinin gerçekleştiği tarih, Hz. Ali’nin teklifiyle hicrî takvimin başlangıcı sayıldı. O günden itibaren de İslam âleminde 1 Muharrem hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul görmüştür. Hicri takvime göre yılın ilk ayı Muharrem ayıdır. Bu sene Hicri yıl 19 Temmuz 2023 Çarşamba günü başladı. Muharrem ayının 10. günü yani Aşure Günü ise 28 Temmuz 2023 Cuma günüdür.
Tarihte sıkıntı ve belâların kaldırıldığı gün olan, Peygamberler ve ümmetleri için kurtuluş günü olan bu mübarek güne "aşura" veya “aşure” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk gelmesidir. “Aşara” arapçada on sayısını ifade etmektedir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir: Allah, Hz. Musa'ya aşure gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.  Hz. Yunus balığın karnından aşure günü kurtulmuştur. Hz. Âdem'in tevbesi aşure günü kabul edilmiştir. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan aşure günü çıkarılmıştır.  Hz. İsa o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir. Hz. Davud'un tevbesi o gün kabul edilmiştir. Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. Hz. Yakub'un, oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. Hz. Eyyûb hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. Hz. Nuh  gemisini Cûdi Dağının üzerine aşure gününde demirlemiştir.
Maalesef aşure gününün manevi güzelliklerinin yanı sıra o gün Kerbela şehitlerinin acısı da yaşanmıştır. Hicretin 61. yılının 10 Muharrem gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Kerbelâ'da şehit edilmiştir. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verdiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
Yaşanan bu olaylar arasında Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturmasıyla insanlar aç ve bitap duruma düştüğünde son kalan erzaklardan ne olursa hepsinden toplayıp bir araya getirilmesiyle bir çorba yapılmış ve insanlar bu yemek ile karınlarını doyurmuştur. İşte bu çorba veya yemeğin ismi de aşure çorbası olmuştur. Daha sonra ise tatlı bir şekilde de yenmeye devam edilmiştir.
Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Milletimiz, asırlardır süren gelenek ile beraber farklılıkların ahenk içindeki ortak tada katkı sağlamaları bakımından içerisinde buğday, fasulye, nohut, kayısı, incir gibi bakliyat ve yemişlerin birlikte kaynatılması ile yiyecek hazırlar ve ikramda bulunur. Her yöremizde farklı şekillerde, farklı güzellik ve lezzetle sunulan aşureler kültürümüzün zenginliğini sergilemektedir.
Aşure gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresi ikinci ayetindeki "On geceye yemin olsun" ifadelerinden öğrenmekteyiz. Bu on gecenin Muharrem’in onuncu gününe kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir. Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kutsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Her kim aşure gününü ihya ederse aşure gününü diriltir, gününde ve gecesinde ibadetle meşgul olursa Allah-u Teala dilediği gibi onu yaşatır ve diriltir” buyurmuştur. Aynı zamanda “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur” buyuran Allah Resulü aşure günü oruçlarını tutmuştur. Bu sebeple Aşure gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Aşure Günü, Ehl-i Kitap olan Hristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Aşure Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.    
Aşure gününün faziletleri büyüktür. Bu günde tutulacak oruç, kılınacak namaz, edilecek dua ve zikirler, hayır ve hasenatlar çok sevaptır. Faziletin kıymetini de yine Hadis-i şeriflerden anlıyoruz. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Her kim o günde oruç tutarsa, kırk seneye kefaret olur (o kadar günahı da olsa silinir). Aşure gecesini ihya edip de o günde oruçlu sabahlayan kimse (çok kolay öleceği için) öldüğünde nasıl öldüğünü bilmez.” Hazreti Ali (r.a.) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim aşure gecesini ibadetle, zikirle, namaz ve dualarla geçirerek ihya ederse, Allah-u Teâlâ da onu dilediğince ihya eder.” Hicri yılın son ayı olan Zilhicce’nin son gününü ve Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem’in ilk gününü oruçlu geçirmek çok sevaptır. Muharremin ilk gününü oruçlu geçiren kişiye Allah Teâlâ elli senelik kefaret yazar.” diye rivayet edilmiştir. Ayrıca bugünlerde yapılan ibadetlerin, edilen tevbelerin kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Herkes imkânı nispetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hadiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Aşure Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir. Bir hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşure Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenâb-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder." Aşure pişirmek ve dağıtmak ibadet değil ikramlaşmaktır.
Bir de her kim aşağıdaki duayı okursa; Şeytan: ‘Biz bu kişiden ümidi kestik!’ der ve Allâh (Cc) ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki melek görevlendirir.” Bütün hamdler, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a aittir! Salât-ü selâm, Efendimiz Muhammed’in ve âl-i ashâbının tamamının üzerine olsun! Allâhım Sen Ebedî’sin, Kadîm’sin (başlangıcın ve sonun yoktur)! Hayy’sın, Kerîm’sin (hakikî hayat sahibi de, kerem sahibi de ancak Sensin)! Hannân’sın, Mennân’sın (son derece acıyan ve çokça lütuflarda bulunan Rabbimizsin)! İşte bu yeni senedir! Ben bu sene Senden dilerim ki beni kovulmuş şeytandan ve onun dostlarından koruyasın, kötülüğü çokça emreden bu nefse karşı bana yardım edesin ve beni Sana yaklaştıran amellerle meşgul edesin. Ey kerem sâhibi! Ey celâl ve ikrâm sahibi! Ey merhametlilerin en merhametlisi! Rahmetinle kabul eyle!
Allâh-u Te‘âlâ, Efendimiz ve peygamberimiz Muhammed (sav)’e, âl-i ashâbının ve Ehl-i Beyt’inin tamamına salât ve selâm eylesin!’ Allah’a emanet olunuz.