Kıymetli Yoldaşlarım...

Bazı insanlar vardır. Hayata kuru diken gibi tutunur. Sürekli kırar, batırır, incitir ama yine de çevresinde insanların kalmasını ister. Oysa bu hayatın da insanın da değişmeyen bir tabiatı vardır. Sertliğin olduğu yerde huzur uzun süre kalmaz. İnsan gönlü yorulan yere değil, huzur bulduğu yere yönelir.

Arılar bile bal almak için hangi çiçeğe gideceğini bilir. Dikene değil; güle, nergise, papatyaya konar. Çünkü bal; güzelliğin, özün ve faydanın olduğu yerde olur. Tabiat bile bize her gün bunu anlatırken insanın hâlâ öfkeyle, kibirle, kırıcılıkla etrafında sevgi beklemesi ne garip bir çelişkidir.

İnsan bazen dönüp kendine bakmalıdır. Acaba dilimiz mi sertleşti, gönlümüz mü kurudu, yoksa sevgiyi göstermeyi mi unuttuk? Çünkü insanlar çoğu zaman sözlerden önce hislere yaklaşır. Bir insanın yanında huzur bulan, tekrar onun kapısını çalar. Ama her gelişinde kırılan bir gönül, bir süre sonra sessizce uzaklaşır.

Şu fâni dünyada geriye kalan şey mal da değildir makam da. İnsanın gönüllerde bıraktığı izdir. Güzel konuşan değil, güzel hissettiren unutulmaz. Çünkü bazı insanlar bir çiçek gibi girdikleri ortama huzur verirken, bazıları da diken gibi bulundukları yeri kurutur. İşte hayatın özü biraz da burada saklıdır.

Velhasıl efendim. İnsan önce kendi gönlünü güzelleştirmeli. İçinde merhamet, nezaket, samimiyet taşımalı. Çünkü gönlü güzel olanın etrafında muhabbet eksik olmaz. Arılar nasıl bal için çiçeğe geliyorsa, insanlar da huzur buldukları kalplere yönelir. Rabbim bizleri kıran değil onaran, diken değil çiçek olabilen insanlardan eylesin...

Sağlıcakla, muhabbetle ve gönül huzuruyla hep musmutlu kalınız...

Ne haliniz varsa gülün...

Kıymetli yoldaşlarım...

Muhteşem farkındalıkla

Görüşme dileğiyle...

Emanetiniz ALLAH'A...