Bu hafta sizi, alışılmış cümlelerin dışına çıkmaya; ezberleri biraz sarsacak, belki de zihnimizde yeni pencereler açacak bir düşünce yolculuğuna davet ediyorum.

Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey, yeni cevaplar değildir. Yıllardır doğru sandığı bir düşünceye cesaretle yeniden bakabilmesidir.

Belki de uzun zamandır yanlış cevapların içinde yaşamıyoruz…

Belki sadece yanlış sorular soruyoruz.

Peki ya özgürlük?

Hepimizin peşinden koştuğu, uğruna mücadele ettiği, dilinden düşürmediği o büyük kavram…

Ya sandığımız gibi değilse?

Ya bizi özgürleştirdiğini düşündüğümüz bazı seçimler, fark etmeden görünmez bir esarete dönüşüyorsa?

Bugün kimse ayağında zincir taşımıyor.

Ama çoğumuz, görünmeyen zincirlerle yaşıyoruz.

Bir ekran…

Bir bildirim…

Bir beğeni…

Bir alkış…

Bir onay beklentisi…

Ve belki de hepsinden ağır olanı…

"El âlem ne der?"

Ne gariptir ki, özgür olduğunu söyleyen insan bile çoğu zaman hayatını kendi vicdanına göre değil, başkalarının beklentilerine göre şekillendiriyor.

Eskiden "El âlem ne der?" kaygısı mahallenin sokaklarında dolaşırdı.

Bugün ise aynı kaygı, cebimizde taşıdığımız telefonların ekranında yaşıyor.

"Onlar yapıyorsa ben de yapayım."

"Herkes böyle yaşıyor."

"Herkes bunu normal görüyor."

İşte tam da bu noktada insan, farkına varmadan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkıp başkalarının hayatının taklitçisi hâline geliyor.

Oysa özgürlük; başkalarına benzemek değil, kendin olabilme cesaretidir.

Eskiden bağımlılık denildiğinde akla yalnızca madde gelirdi.

Oysa insanı özünden uzaklaştıran her şey bir bağımlılığa dönüşebilir.

Kimi alkışa bağımlıdır…

Kimi beğenilmeye…

Kimi öfkesine…

Kimi haklı çıkmaya…

Kimi konforuna…

Kimi de kendi doğrularından başka hiçbir doğruyu görememeye…

İnsan bazen maddeye değil; egosuna, nefsine, alışkanlıklarına ve başkalarının onayına bağımlı hâle gelir.

En tehlikeli bağımlılık ise, fark edilmeyen bağımlılıktır.

Özgürlüğü çoğu zaman yanlış yorumluyoruz.

Özgür olmayı, aklımıza geleni söylemek; içimizden geçeni hemen yapmak sanıyoruz.

Oysa gerçek özgürlük, duygularının peşinden sürüklenmek değil; onları yönetebilmektir.

Kendimize şu soruları sormaya cesaret edelim:

Kırıldığım anda kırmak zorunda mıyım?

Öfkelendiğim anda konuşmak gerçekten cesaret midir?

Her doğru, söylendiği her anda doğru sonuç mu doğurur?

Belki de asıl olgunluk, doğru sözü doğru zamanda söyleyebilmektir.

Bazen susmak, kaçmak değildir.

Bazen beklemek, vazgeçmek değildir.

Bazen bir adım geri çekilmek, yenilmek değildir.

Çünkü öfkenin konuştuğu yerde çoğu zaman pişmanlık büyür; sükûnetin konuştuğu yerde ise anlayış filizlenir.

Gerçek özgürlük; kırıldığında kırmak değil, kırgınlığını incitmeden ifade edebilmektir.

Öfkelendiğinde bağırmak değil, duygularını dinlendirdikten sonra konuşabilmektir.

Çünkü söylenen her sözün bir zamanı, her zamanın da bir hikmeti vardır.

Özgürlük, sorumluluktan kaçmak değildir.

Özgürlük; sorumluluğunu onurla taşıyabilmektir.

Anne olarak…

Baba olarak…

Evlat olarak…

Eş olarak…

Dost olarak…

Sevgili olarak…

Komşu olarak…

İnsan, üstlendiği her rolün hakkını verdiği ölçüde gerçekten özgürdür.

Bugün çocuklarımıza sürekli, "Büyüyünce ne olacaksın?" diye soruyoruz.

Oysa belki de sormamız gereken en değerli soru şudur:

"Nasıl bir insan olarak kalacaksın?"

Çünkü iyi bir meslek insana geçim kazandırabilir.

Ama sağlam bir karakter; güveni, sevgiyi ve umudu yaşatır.

Şimdi gelin, bu yazının sonunda kendimize tek bir soru bırakalım:

Hayatımı gerçekten ben mi yönetiyorum?

Yoksa bana özgürlük gibi görünen alışkanlıklar, korkular, öfkeler, beklentiler ve görünmez bağımlılıklar mı?

Belki de gerçek özgürlük, zincirleri kırmak değildir.

Önce onları fark edebilmektir.

Çünkü insan, başkalarının beklentilerine göre yaşamayı bıraktığında değil; vicdanıyla aynı istikamette yürümeye başladığında gerçekten özgürleşir.

Bir sonraki yazımızda yine hayatın içinden, birlikte düşünmeye ve anlamaya değer başka bir hakikatte buluşmak dileğiyle…

Sağlıcakla kalın.

Kalbinizi merhametten, aklınızı sorgulamaktan, vicdanınızı hakikatten ayırmayın.

Çünkü gerçek özgürlük, insanın kendisi olarak kalabilmesidir...