Merhaba kıymetli gönül dostlarım…
Hayat bazen bize bildiğimizi sandığımız kavramları yeniden sorgulatır. İşte bugün, yıllardır hep olumsuz anlam yüklediğimiz bir kelimenin kapısını birlikte aralamak istiyorum:
Ertelemek…
Bu kelimeyi duyduğumuz anda çoğumuzun zihninde olumsuz bir anlam beliriyor. Çünkü çocukluğumuzdan beri hep aynı cümlelerle büyüdük:
"Bugünün işini yarına bırakma."
"İşini sakın erteleme."
Peki hiç düşündük mü?
Acaba ertelemek gerçekten her zaman kötü müdür?
Hayatın içinde, özellikle bağımlılıkla mücadele çalışmalarımız kapsamında gençlerle sık sık bir araya geliyor; onların umutlarına, kaygılarına ve hayata bakışlarına yakından tanıklık ediyorum.
Ve fark ediyorum ki ertelemek yalnızca gençlerin meselesi değil; aslında hepimizin ortak hikâyesi.
En çok da şu cümleleri duyuyorum:
"Akşam yaparım..."
"Yarın başlarım..."
"Haftaya değerlendiririm..."
"Bir ara bakarım..."
"Daha vakit var, sonra hallederim..."
Sonra akşam oluyor…
Yarın geliyor…
Haftalar geçiyor…
Ama ertelenen sadece işler olmuyor.
Hayaller erteleniyor.
Kararlar erteleniyor.
Bazen de koskoca bir ömür…
İşte tam da burada kendime şu soruyu soruyorum:
Acaba sorun ertelemek mi, yoksa neyi ertelediğimiz mi?
Belki de hayat bize ne kadar hızlı olduğumuzu değil; nerede durmamız gerektiğini öğretmeye çalışıyordur.
Belki de mesele ertelemek değildir.
Belki de mesele, ertelemenin yönünü değiştirebilmektir.
Çünkü bugün birçok insan öfkesini erteleyemiyor.
Kırıcı sözlerini erteleyemiyor.
Bir sigarayı…
Bir maddeyi…
Bir kumar oyununu…
Ya da bir öfke patlamasını erteleyemiyor.
Ama hayallerini erteliyor.
Sevdiklerine zaman ayırmayı erteliyor.
Kendine iyi bakmayı erteliyor.
Hayatını değiştirecek ilk adımı erteliyor.
Oysa psikoloji bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
İnsan, dürtüsünü kısa bir süre bile erteleyebildiğinde, daha sağlıklı karar verme ihtimali artıyor. Özellikle bağımlılıkla mücadelede bazen sadece birkaç dakikalık bir bekleyiş bile bir insanın hayatının yönünü değiştirebiliyor.
Belki de "Şimdi değil." diyebilmek…
Belki de o an gelen isteğin peşinden gitmemek…
Belki de yanlış bir adımı erteleyebilmek…
İşte bazen bir hayatı değiştiren şey tam da budur.
Bugün gelin kendimize şu soruyu soralım:
"Ben bugün doğru olanı mı erteliyorum, yoksa yanlış olanı mı?"
Çünkü hayatımızı değiştiren şey her zaman büyük kararlar değildir.
Bazen küçük ama doğru tercihler, büyük dönüşümlerin ilk adımı olur.
Hayallerimizi ertelemeyelim…
Sevdiklerimize söyleyeceğimiz güzel sözleri ertelemeyelim…
Kendimize değer vermeyi ertelemeyelim…
Ama bizi tüketen öfkeyi…
Kötü alışkanlıkları…
Bağımlılığa sürükleyen dürtüleri…
Ve yanlış kararları ertelemeyi öğrenelim.
Çünkü bazen insanı kurtaran şey, attığı büyük adım değil; atmamayı seçtiği yanlış adımdır.
Belki de hayatın bize vermek istediği en önemli ders şudur:
Mesele ertelemek değildir.
Mesele, neyi bekleteceğimizi bilmektir.
Doğru olanı değil…
Yanlış olanı biraz daha bekletebilmektir.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük bir karar değil;
Sadece içinden gelen o dürtüye "Bugün değil." diyebilmektir.
Sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle…
Haftaya yine hayatın içinden, birlikte düşüneceğimiz farklı bir konuda buluşmak dileğiyle…
Hoşça kalın, umutla kalın.