Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun inşallah.

            Kâinatı yaratan ve idare eden Yüce Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibidir. İnsanı en güzel biçimde var eden, imtihan için bu dünyaya gönderen ve sayısız nimetleri insanın önüne seren de O’dur. İnsanoğlundan beklenen ise yaratılış gayesine uygun bir hayat sürmektir, Yaratıcısına boyun eğmek ve samimiyetle kulluk etmektir, O’nun emir ve yasaklarına uymak, ihsan ettiği nimetlere şükretmektir. Allah’ın kitabını okuyan, Rasûlüllah’ın sünnetine uyan müminler, mallarını helal yollardan kazanır; varlıkta ve darlıkta, gizliden ve açıktan, gece ve gündüz infak ederler. Zekatlarını verirken karşılığını yalnız Allah’tan beklerler.

            İnfak, Allah’ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği nimetlerden başkalarına da ikram etmektir. İhtiyaç sahiplerini koruyup gözetmek, onlara kol kanat germek, ailemize, akrabamıza, komşumuza, din kardeşimize kısaca tüm insanlığa faydalı olmak için çaba göstermektir. İnfak, beden ve ruhlara şifadır. Bizler, infakla nefsimizi ve malımızı arındırırız. Üzüntü ve kederi paylaşır, Rabbimizin hoşnutluğunu kazanırız. İman, bilgi, hikmet ve marifet üzerine bina edilmiş İslam medeniyeti aynı zamanda bir infak medeniyetidir. Müslümanlar yardımlaşmayı, dayanışmayı, infakı hayatın merkezine almıştır.

Rabbimizin bize lütfettiği her nimetin kendine has bir şükrü vardır. Varlık nimetinin şükrü de zekât ve sadaka vermek, infakta bulunmaktır. Zekât ve infak, kimsesizleri, yetim ve öksüzleri koruyup gözetmek, zenginle fakir arasında gönül köprüleri kurmaktır. Kardeşinin gönlünü yapması, olmayana yardım etmesi, olana da ikram etmesidir. Şefkat ve merhameti yüklenmek, kin ve haset ateşini söndürmektir. Cimrilik hastalığından korunmak, cömertlik erdemine kavuşmaktır. Hırs ve tamah girdabından kurtulmak, kanaatkâr ve diğerkam bir ruha sahip olmaktır, mal ve servetin gerçek sahibini idrak etmek, kulluk bilincini diri tutmaktır.

            İnfak, toplumlara da şifadır. Kardeşlerimizle aramızdaki ahenk, huzur, birlik ve beraberlik infakla pekişir. Yardımlaşma ve dayanışma, infakla yaygınlaşır. Ve nihayet müminler infakla Cenâb-ı Hakk’ın nusretine nail olur. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.” Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah’a karşı gelmekten sakınanların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.”

            Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’a ve Resûlüne iman edin; O’nun size emanet olarak verdiklerinden, başkaları için de infak edin. İçinizden iman edip infakta bulunanlara büyük bir mükâfat vardır.” Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde infak ve sadakanın karşılıksız kalmayacağına ve mükafata dönüşeceğine şöyle işaret etmektedir: “Kuşkusuz sadaka, Rabbin gazabını söndürür ve kötü bir şekilde ölmeyi önler.” İnfak, insanın dünya malına karşı dengeli bir tavır almasını sağlar. Mal hırsıyla cimrilik etmeye de akılsızca saçıp savurmaya da engel olur. İhtiyaç sahiplerinin yaşadıkları sevinç ve memnuniyet, infak edenin gönlünde huzura ve genişliğe dönüşür. Böylece mümin gerçek anlamda iyiliğe ulaşmış olur. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”

            Sevgili Peygamberimiz bu ümmete bir binanın tuğlaları, bir bedenin azaları, bir tarağın dişleri gibi olmayı öğütlemiştir. Maalesef bencillik, mal düşkünlüğü, güç ve çıkar tutkusu, gösterişe dayalı hayatlar bu asrın afeti olmuştur. Yardımlaşma, dayanışma ve başkası için fedakârlık yapma gibi erdemler kaybedildi.  İnsanlığın sürüklendiği sonu gelmez arzu ve ihtiraslar, ancak infak ve yardımlaşma bilinciyle aşılabilir. Cimrilik eden, fakire, yoksula, yetime, düşküne, darda ve yolda kalana hakkını vermeyenler ise kendisini ve insanlığı ancak felakete sürükleyecektir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bizlere şu uyarıyı yapmaktadır: “Âdemoğlu, ‘malım, malım’ der. Ey âdemoğlu, senin yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip önceden âhirete gönderdiğin dışında malın mı var?”

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara lütfedeceğim”. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah, zekâtı ancak mallarınızın kalan kısmını temizlemek için farz kıldı.”

Sadakayla mal eksilmez ve dar zamanda ihtiyaç sahiplerine el uzatmak, aslında verenin ahiret azığıdır. Malın kötüsünü değil iyisini vermek gerekir. İnsanların asıl servetleri, dünyada tükettikleri değil, ahiret yurdu için yatırım yaptıklarıdır. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Herhangi birinize ölüm gelip de, ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda infak edin.”

“Allah yolunda harcayın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” buyruğuna uyarak yapacağımız hayırlarla dünyevi ve uhrevi tehlikelerden korunalım. Zekât, fitre, sadaka ve infakımızla, bir yetimin yüzünü güldürelim. Kardeşlerimizin dertlerine derman olalım, bir yüreğe dokunalım, bir yaraya merhem olmanın huzurunu yaşayalım. Gönülden vermekle şükür kapısından girildiğinin, bir nimetin bin olacağının bilincinde olalım. Vermenin de bir adabı, infakın da bir ahlakı olduğunu unutmayalım. Bize emanet edilen nimetleri Allah yolunda harcarken başa kakma ya da gönül incitme gibi bir hataya asla düşmeyelim.  Yardım yaparken kardeşimizin onurunu zedeleyecek davranışlardan kaçınalım. Yardımlarımızı gösterişten uzak, yalnızca Rabbimizin rızasını kazanmak için yapalım.

Rabbimizin şu uyarısına kulak verelim: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz âdi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur.”

            Unutmayalım ki az sadaka, çok bela def eder, işlerin yolunda gitmesine sebep olur, sağlığı iyileştirir, malı bereketlendirir ve insanı her türlü kötülükten muhafaza eder. En önemlisi Rabbimizin rızasını gözeterek yaptığımız infaklar, ahirette en güzel azığımız olacaktır. Yaptığımız ve yapacağımız bütün yardımların makbul olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Allah’a emanet olunuz.