Bir yiğidi vurmuş yerde koymuşlar.
Can teslim etmeden deri soymuşlar.
Lime lime yanlarını oymuşlar.
Figanı feryadı arşa dayandı.
Yetim Osman, Genç Osman demişlerdi ona. Osman bir yaşındayken babası seferberlikte kalmış. Herhalde ondan olacak ki çoğu kez Yetim Osman derlerdi O’na. Anası büyütmüş Yetim Osman’ı. Yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş, babasının hatırası diye üstüne titremiş. Kâh Genç Osman diye kâh Yetim Osman diye sevmiş. Yıllar sonra Yetim Osman tığ gibi bir yiğit delikanlı olmuş. O senelerde I. Dünya Savaşı başlamış. Her Anadolu genci gibi Osman da askere gitmiş. Çanakkale’de düşmanla savaşmış. Askerlik ya doğuya sevk etmişler, Rus hududuna. Giderken, yolunun üstündeki köyüne uğramak için komutanından izin ister. Komutan da zaten Akdağmadeni’nde konaklayacağız, bugün git gece köyünde kalırsın, yarın sabah gelir bize katılırsın der.
Yetim Osman sevinerek köyün yolunu tutar. Akşamüstü köye varır. Yetim Osman’ın geldiğine anası komşuları, köyde büyük küçük herkes sevinir. O akşam Yetim Osman gilin evinde ocak başında toplanır bütün köylü. Osman anlatır askerlikten, harpten, köylü de dinler. Fakat Yetim Osman’ı başkaları da dinliyordu tepe pencereden, büyük ‘puğere’ dediğimiz ocak bacasından. Bunlar, savaştan önce iç içe yaşadıkları Ermenilerdi. Savaş başlayınca çete kurup dağa çıkmışlar, köyün eli silah tutan erkekleri cephede olduğu için meydanı boş bulup savunmasız köylülere olmadık işkenceler ediyorlardı. Adam öldürme, ırza geçme, soygun gibi niceleri. Osman farkına varır Ermenilerin kendilerini dinlediklerini hemen silahını kaptığı gibi dışarı fırlar gecenin karanlığında üç beş el silah sıkar Ermeniler kaçışırlar, fakat kaçar kenede “Osman senin ananı ağlatırız” diyede tehdit ederler. Ertesi gün çoban çocuklar tarafından fark edildi yetim Osman’ın çam ağacına asılı cesedi. Ermeniler, Osman’ı yolda giderken yakalamış, ağaca asıp diri diri yüzerek şehit etmişlerdi. Genç Osman’ın bedeninden fışkıran kanlar yandaki ağaç kütüklerini kırmızıya boyamış, lime lime sallanan derilerinden akan kanlar yerde kırmızı bir göl oluşturmuştu. Sineklerin üşüştüğü vücudundaki buharlanan etleri tir tir seyri yordu. Gözleri açıktı beni unutmayın dercesine. Bu korkunç manzarayı çocuklar şaşkınlıkla ve korkuyla bir müddet seyrettiler. Sonra bir çığlık attılar ve hep birlikte oradan kaçarcasına köye doğru koştular.
O gün Yetim Osman’ın defnedilmesi çok acıklı oldu. Eynelli Köyü mateme büründü. Anası hem ağlıyor hem de söylüyordu: “Nasıl kıydınız gencime. Nasıl kıydınız biriciğime. Nasıl kıydınız Yetim Osman’ıma. Caniler. Katil Ermeniler. Yaptığınız yanınıza kalır mı acep.”diyordu.
Not: Bu hikâye yaşanmış bir olaydır. Olayın yaşandığı yer Akdağmadeni’nin Eynelli Köyü. Olay birinci dünya savaşında 1914–1916 yılları arasında yaşanmıştır. Bu kısa ve öz hikâyede ben Eynelli’li Yetim Osman’ı değil, Türkiye’deki nice Yetim Osman’ları anlatmaya çalıştım.
UNUTMA!
UNUTTUĞUNDA AFFETMİŞ OLMAZSIN ALDANMIŞ OLURSUN.
Kaynak:
1-Mahmut Türkmen: Yetim Osman’ın kardeşi.(Sarıkamış cephesi savaş Gazisi) Eynelli Köyünde 1961 yılında vefat etti
2-Dursun Koç: Hisarbey Köyünden 1976 yılında 50 yaşında vefat etti.
3-Eyüp Güvenç: Hisarbey Köyünden 2002 yılında104 yaşında vefat etti.
4-Ali Türkben Yetim Osmanın yeğeni Eynelli köyünde yaşamaktadır.