Merhum Seyyid Süleyman Nedvi Peygamberimizin sülalesindendir.
Bugünkü Hindistan’ın IHAR eyaletinin DESNE ismindeki, meşhur bir kasabasında doğdu: Babası hem din alimi hem hekimdi. O zamanki Hindistan’ın en büyük alim ve tahsihçiIerinden biri olan Allame Numan Şibli’den ders aldı. Tahsilini Nedvetü Ulema da tamamladı. Halen bu medrese LAKNAV şehrinde tedrisatına devam etmektedir.
Buradan me’zun olanlara Nedevi söylendiğinden, kendisine de Süleyman Nedvi denmiştir.
Sonraları yine ayni medresede arapça dersi vermiştir. Süleyman Nedvi çocukluğunda irticalen Arapça şiir söylerdi. Ve konferans verirdi. Kabiliyetliydi. Buridan başka Farsca ve Orduca la şiirleri vardı. Ama daha ziyade bir din alimi ve tarihçiydi. Ordu dilinde Üslub sahibi büyük bir’ üstad olarak tanındı. Üstadı Şibliye gelince: O Türkiye’yi ziyaret etmişti. Ve ‘Türkiye hakkında da meşhur ‘Seyahatname si vardır. Sonra Peygamber Efendimizin siretini yazmaya başladı. Bunu yaparken çok kitap, kaynak ve yazma eser topladı. Babal eyaletinin hükümdarı Sultan Cihan Begum Şiblinin bu eserinin neşri için elli bin Rubya ki otuz bin sterlinden fazladırvakfetmişti.
Fakat maalesef müellif birinci cildini neşrettikten sonra vefat etti. ‘1914 de yerine geçen talebesi Süleyman Nedvi bu eserin sekiz cildini tamamladı. Arapça, Farsça, Türkçe ile Orduca da dahil olmak üzere dünya dillerinin hiç birinde bu kitaptan daha geniş. SİRET mevcut değildir. 1915 de Şiblinin Azamgarhta kurmasını tasarladığı Akademiyi onun vasiyeti üzerine kurmak ‘başarısına ulaşan Süleyman Nedevi oldu.
Denilebilir ki Hindistan ile Pakistanda dine ve İslami ilimlere hizmet için hayatlarını vakfeden birçok düşünür ve ilginler o günden bugüne kadar onun eseridir. 1916 - 1950 arasında geçen 35 yıllık bir zaman içerisinde bu Akademi‘de yetiştirilenler nicelik ve nitelik bakımından diğer İslam ülkelerinin çok üstündedir. Tanıdığımız hayatlarını tercümei hallerini ‘Okuduğumuz alimlerin otoritesi yalnız bir sahaya münhasır Süleyman Nedvi ise her sahada üstad, otorite..
Diğerleri kendi sahalarında bile Nedvi kadar yetkin değil. O Ordu dilinin en büyük ilmi mecmuasında 1906 - 12 yıllarında yazdığı yazılarla kabiliyetinin üstünlüğünü izhar eder, istikbalde büyük bir otorite olacağını haber verir. Kendisi şiir ve nesirde Hindistan kıt’asının edip ve şairlerini aciz bırakan eserler verdi. Arap edebiyatında yetkililerdendi. Pakistanda İslam nizamının müdafileriyle garbın dinsizlerine hayranlık duyanların arasında cereyan eden devamlı mücadelede üstad hiç durmadan savaştı. İslam düşman ariyle bir kahraman olarak.
Hak dininin mudafilerinin en müşkül meselelerde müracaat ettikleri bir mesnet ve hüccet oldu. Münkir ve muannitlerden hiç biri onun karşısında dikiş tutturamadı. İslam ilkelerini inkara cüret gösteremediler. Onun ilmi otoritesi her sahaya şamildi. Hangi sahada olursa olsun onun karşısında mağlup oldular. Ayrıca Üstad Süleyman Nedvi, Nadir Şahın başkentte kurmak istediği Camia tül İlmiyye» hakkında istişare etmek için seçtiği Muhammed İkbal’in de bulunduğu üç kişiden biri! idi.
Mekkei Mükerremede akdedilen İslam Kongresinde gördüğü hizmeti de çok büyüktür. O, Hint ve diğer İsiam heyetleri arasında bir (Hemzei Vasıl) idi. İslam Filozofu olarak da bakabileceğimiz, allame Süleyman Nedvi herhangi bir mezhebe bağlı değildi. O selef akidesi üzerinde yürüdü. 55 yaşlarına kadar, hep bu inanç ve fikir üzerine konuştu. Hayatının son onbeş yılı içinde tarikata intisab etti. Tasavvuf erbabından oldu .. Elli sene hiç bıkmadan yorulmadan sürekli çalıştı. İlmi araştırma ve ince düçlince onda bir seciye haline gelmişti..
Yetmiş yaşlarında bedeni hayli yıpranmış az uyumak ve gecelerı devamlı çalışmak onu son derece zayıflatmıştı. Nihayet 14 rebiülahir 1373 de fani dünyaya veda etti, geride herbiri hiçbir zaman değerini yitirmeyecek eserler bıraktı.
Bahadırı Havattin İslam bunlardan biridir.