Hani pencerelerde bekledim, ya gece boyu
Ya gelirde uyuya kalırım diye...
Yıldızlarım gök semayı seyre dalarken
Elimde bir çift terlik, uzun uzun dolarken
Hayalinde saatleri anarken,
Yıldızları özgür kıldım ruhumda,
Ses etmiyorum yavaşça uyuyan geceye
Önce gözlerimi kapatıyorum,
Sonra rüya olmaması için gözlerimi kapatıyorum...
Artık beklemiyorum.
Sen, diye bir dize dökmüyorum yapraklara
Anlam yüklemiyorum sözcüklere
Hissetmiyorum insanları,
Anılara takılmıyorum yürüyorum
Zaman kavramına takılmadan,
Saymıyorum yelkovanı, saniyeyi
Artık beklemiyorum
Bıraktım bir boşluğa ruhumu
O nere giderse o yöne bakıyorum.
O ne isterse onu söylüyorum, şiirlere
Umut etmiyorum epeyce boş bıraktım, yapraklarını
Zamanı çerçevelere dizmiyorum
Doldurmuyorum içini.
Renklendirmeden yürüyorum hayatı, karşıya doğru
Koşmadan eylülün arkasından
Yıldızları özgür kıldım ruhumda,
Bir iskelede beklemiyorum, boşluksuz
Saymıyorum yolcuların izini
Kimlikleri umursamıyorum...
Denize kaptırmıyorum kendimi...
Yıldızları özgür kıldım ruhumda
Karaköy yol aldı Beyoğlu ’una,
İSTANBUL
Gönlüm ılık ılık serildi, sahile bir İstanbul koyu
İstanbul İstanbul, düştü yine ruhumun penceresine
Başını kaldırdı göğe hu ile, İstanbul
İstanbul inledi gölgeleri selvi ağaçlarının
Mavi idi etraf epeyce mavi,
Beyaza boyadı fırça fütursuzca kimlikleri İstanbul
İstanbul yağdı gök başarırcasına
Kaldırımlar kup kup izler bıraktı, yemyeşil yerlere
İstanbul İstanbul ağladı, Karaköy
Unuttu dizeleri bıraktı, şaire boşluğa kendini
Sessizce dinledi dinledi sukutu.
İstanbul kapladı gökyüzü…