O yıllarda daha ayrılmamışlar, bir arada kalıyorlarmış. Dedem Çam Ali ebem Fadime ile köydeki işleri, Kardeşi Hüseyin’le İpek Gelin de yayladaki işleri çekip çevirirlermiş.
Günlerden bir gün İpek Gelin yayladan köye gidenlerle haber salmış: “Un bitti, kaynım Ali bize un göndersin.” Artık köye giden kimi gördüyse bunu demiş. Gelenler de bir bir varıp bunu demişler.
Irgattlık günleriymiş, işler yoğunmuş. Dedem Çam Ali sap kağnısıyla sap çekiyormuş. “Önce şu tarlalardaki yığınları bir çekip bitireyim, harmana yığayım ondan sonra götürürüm,’ diye düşünmüş. O yüzden biraz ağırdan almış.
Un gelmeyince İpek Gelin yine köye gidenlere söylemiş. Gelenler de yine dedemi yolda belde, harmana sap getirdiğinde görüp demişler: “İpek Gelin un istiyor.”
Dedem bozulmuş, kızmış köpürmüş. “Bu kaçıncı haber salma? Ne oldun sanki, kıtlıktan mı çıktın?” diye söylenmiş. İşi gücü bırakmış. O öfkeyle kağnının yönünü eve çevirmiş. Varmış bir seklem unu kağnıya atmış yaylanın yoluna doğru sürmüş.
İpek Gelin yayla evinin önündeymiş. Bir de bakmış ki karşıda Topraklık’tan bir kağnı geliyor. Bilmiş bilmez mi? Kaynı Çam Ali un getiriyor. O gelmeye tavayı ocağa sürmüş. Çabucak tereyağlı sündürme ile omaç yapmış. Bir kap sütü ısıtmak için ocağa koymuş. Göz açıp kapamaya sofrayı kurmuş. ‘O yerken süt de ısınır, onu da veririm içer,” diye düşünmüş.
Çam Ali dedem gelmiş. Kapının ağzında öküzlere “Doovah!” diyerek kağnıyı eğlemiş, dayağı dayamış. Yok öfkesi geçmemiş, daha burnundan soluyormuş. İpek Gelin onu öyle görünce kalakalmış. Bir şey diyememiş. Dedem un seklemini kucaklayıp kaldırmış o öfkeyle kapının önüne getirip bırakmış. Sonra da dönmüş.
“İpek Gelin İpek Gelin,” demiş yine öfkeli öfkeli, “Al sana un. Gubucün doysun.” Sonra da sırtını çevirmiş kağnıya yürümüş binmiş. Öküzlere nodulu kakmış, “Yaahh!” demiş sürmüş. Köyün yolunu tutmuş. Ardına bile bakmamış.
İpek Gelin ardı sıra bağırıyormuş, “Kaynım, sündürme ile omaç yaptıydım. Karnını doyursaydın da öyle gitseydin!”
Ancak Çam Ali dedem bunları duymamış, duymazlıktan gelmiş. Topraklık’tan aştığıyla gitmesiyle gözden yittiği bir olmuş.