İlk önemli yapay zeka (AI) sanat sistemlerinden birinin, AARON olduğunu ve San Diego’daki California Üniversitesi’nde, Harold Cohen tarafından 1960’ların sonunda geliştirildiğini biliyor muydunuz? Dönemin yapay zeka sanatının en dikkate değer örneği olmuş. Bu bilgi ile eski – yeni gelişmeler tartışmasına farklı bir başlık atabiliriz.
Gelelim günümüze..
Bilim insanları tarafından emeklemekte olduğu söylenen fakat insanlık için her geçen gün daha da şaşırtıcı hale gelen teknolojik gelişmeler yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Teknolojinin getirdiği yenilikler, alışık olduğumuzun dışında bir sanat anlayışı ortaya koydu ve yapay sinir ağları, algoritmalar çağın yeni sanat eserlerini üretmeye başladı.
Yapay zeka (AI) algoritmaları, yeteneklerini müzik, roman, resim, şiir gibi sanat dallarının yanında farklı sanat eserlerini oluşturmak için de kullanılıyor şimdilerde. Sınırsızlığı konusundaki inadı takdire şayan. Hem neden olduğu yerde dursun ki; üretiyor, biliyor, anlıyor, yazıp çiziyor.. Ayrıca artık bizden biri.
Robot Sophia ile tanıştınız mı? Mutlaka bir haber, bir fotoğraf denk gelmiştir. Peki yaptığı tabloları gördünüz mü? “İnsana en çok benzeyen robot” unvanını almışken sanatsal yeteneklere sahip olmaması bizi biraz düşündürürdü. Emeğine sağlık Sophia, aramıza hoş geldin.
Bizler sanat toplum için mi yoksa sanat sanat için mi tartışmaları içinde kaybolmuşken, hani sanat olması için duygular, düşünceler lazım gerek ya işte insanoğlu henüz tartışadursun, insanın insanla arasındaki iletişimi buradan da kesti bu yapay zeka.
Demek ki şimdi başka şeyler konuşmak zamanı.
MİLYONLARA SATILIYOR
Peki sizce sanat, her şekilde kendini gerçekleştirenin (yapay zeka dâhil) bir ürünü müdür? Yoksa sadece insan beyninin gerçeğe taşıdığı bir üretim midir?
Biliyorsunuz ki mantar gibi her çıkan ben sanatçıyım diyebiliyor. Yapay zeka neden olmasın ki.
Elbette ki bu noktada kendisinin sınırsızlığına saygı duyup, sanatçı kimliğini alkışlayanlar da var, aynı cümle içinde yer vermeyecek olanlar da..
Öte yandan eserlerin milyon dolarlara satıldığına şahit oluyoruz. Bu konuda yapay zekayı değil insanları anlamakta zorlanıyorum. Duygu ve düşüncelerimiz zamana ayak uydurmuyor diye sinirlenmeye gerek yok. İnsanlar yeni teknolojilerle yatırım yapıp, zevklerini değiştirmeye başladı bile.
Emeğini nakite çevirip, oldukça başarılı olan yapay zeka için ‘sanat dünyasına bir güneş gibi doğdu’ diyebiliriz.
DİJİTAL PLATFORMDA BİRİNCİ SEÇİLDİ
Jason Allen ellerini veya grafik tabletini değil, metinsel açıklamalardan görüntüler üreten Midjourney adlı bir yapay zekayı kullanıyor. Ortaya gördüğünüz ilk bakışta hayranlık uyandıran bir tablo çıkıyor, ışık ve kontrast harika.. Bir sanat yarışmasını jürisini ikna edip eseri birinci seçecek kadar da büyülüyor.
Sonuçlanan yarışma bazı sanatçıları da kızdırıyor tabii. Teknolojiyi kullanan sanatçıların milyar dolarlar kazanacağına dair tartışmalar sanat dünyasını ikiye bölüyor. Fakat Allen, her şeyi kuralına göre uyguladığını, ortaya koyduğu eserde herhangi bir usulsüzlük olmadığını ve hakkıyla kazandığını, yarışma öncesinde bu konuda bilgilendirme yaptığını ve eserin bir yapay zeka tarafından üretildiğini söylediğini belirterek kendini savunuyor; "Bunun için özür dilemeyeceğim. Kazandım ve hiçbir kuralı çiğnemedim." diyor.
Yapay zekayı bir sanat eseri oluşturmak için kullandığını bilmeyen iki kategori jürisi, daha sonra yaptıkları açıklamada bunu bilseler bile yine de büyük ödülü Allen’e vereceklerini dile getirmişler. Açıkcası ben kendimi gördüğünüz tablodan alamıyorum. Muhteşem.
Allen de haklı değil mi bu durumda, daha önce de söylemiştik;

Bu açıklamalar manüel olarak sanatsal çalışmalarına devam ederken, yapay zekanın bu eserini şikayet eden sanatçıları ikna etti mi bilmiyoruz. Fakat bizi bu konuda en baştan uyardıklarını hatırlıyorum. Yakın Çağda teknolojiyi kullananlar bir adım öne çıkacak. Alışmaya alışmak ya da kabul etmek..
Aaahh! Nerede o eski sanat eserleri mi diyeceğiz biz şimdi?
Biraz duygu işi değil miydi sanat diye tartışmaya devam edeceğiz. Yüzyıllarca süre gelen sanat nedir, tartışmalarına bir yenisini eklemeye de hazır değildik. Daha cevabını bulamadığımız soruların peşindeyken üstelik.
Nobel Edebiyat Ödüllü oyun yazarı Bernard Shaw’ın deyişiyle: “Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı dünyayı katlanılmaz kılardı.” Yapay zeka bizi burada da yakalamış. Bizler için güzelliklerin peşine düşmüş. Siz de sizi yakalayan, duygularınızı, hayallerinizi harekete geçiren yerden sanata inanmaya devam edin. Tartışmaların gerisinde, nasıl hissediyorsanız.. Allen’in tablosu beni etkilemedi değil mesela. Ben bunun sanat olduğuna inandım. Bu dünyanın gerçeği artık bu.
Öyle ya da böyle yapay zeka insan yaşamında daha birçok alanda da belirleyici olacağa benziyor.
Sözün özü, sınır tanımıyor. Pek de tanıyacağa benzemiyor.