Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun inşallah.
Bir Müslüman için en büyük gaye, hakiki bir Müslüman olmaya çalışmak, Müslümanlığın gereğini yerine getirmek, faziletleri yaşamak, yaşatmak ve bu suretle bütün insanlara örnek olmaktır. Dinimizin esasları inanç, ibadet ve ahlak temeli üzerine kurulmuştur. Bu temel Allah (c.c)’a ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’ e itaat etmek ve ahlâkî vazifeleri yerine getirmek şeklinde özetlenebilir.
Küçüklükten itibaren toplumumuzda verilen dini eğitim çoğunlukla inanç ve ibadet konuları ağırlıklı olup genelde teorik kısımda şekillenmektedir. Oysa inancımızın sağlamlığı ve ibadetlerimizin kabulü ahlaki değerlerimizde gizlidir.
Allah-u Teâlâ'nın bütün emirlerine çok büyük bir hassasiyet göstererek itaat etmeli ve ibadetleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmeliyiz. Dinimizi çok iyi araştırmalı, öğrenmeli bununla birlikte hayata geçirirken de özüne inmeli, kalben hissetmeliyiz. En başta gözümüzün nuru namaz olmak üzere bütün ibadetlerimizde kalp ve beden ahengimize özen göstermeliyiz. Evimizde namazlarımızı tek olarak eda etmemiz elbette çok güzel ancak namazlarımızı cemaatle kılmamız Müslüman kardeşlerimizle birlik beraberlik içerisinde olmamızı sağlayacak ve kazandığımız sevabı da artıracaktır.
Her Müslüman güzel ahlaklı olmak zorundadır. Ahlakının güzelliği sözüne, yüzüne, hareketlerine de yansımalıdır. Karşındaki insan, onun ruhunun güzelliğinden etkilenmeli, tebessümü ile rahatlamalıdır. Oturuşu, kalkışı, konuşmasıyla, her şeyiyle, her haliyle bir mü’min İslam’ı temsil ettiğini unutmamalıdır. Müslümanın lîsanı güzel ve kibar olmalı; huzur verici bir üslupla konuşmalıdır. Ahlâktaki nezaket, ne elimiz ne de dilimiz ile kimseyi incitmemek suretiyle ortaya çıkar. Müslüman daima davranışlarında kibar, zarif ve hassas olmalıdır. Mü’min merhametli, şefkatli, kerem ehli, ikram ehli olmalıdır. Muhataplarına nasıl hitap edeceğini bilmeli, gönüllere dokunmalıdır. Müslüman, her zaman ve her şartta bizlere en güzel örnek olan, her şeyi ile kâmil insan modeli Peygamber Efendimize benzemeye gayret etmelidir.
İnsanlarla ilişkilerimizi belirleyen ahlaki emirlerin başında anne ve babaya itaat etmek gelir. Onlara karşı gelmemek, kalplerini kıracak sözlerde ve işlerde bulunmamak farzdır. Yakınlarımıza, komşularımıza saygı göstermek, onları rahatsız etmemek, hallerini hatırlarını sorup, onlar açken tok yatmamak dinimizin emridir. Sözünde durmak, ahdinde sâdık kalmak ve emânete hıyanet etmemek Müslümanlığımızın alametidir. Bütün vazifelerimizi en iyi şekilde yapmaya çalışmak, insanlar arasında fesâd çıkarmamak, insanları birbirine düşürecek sözlerden ve işlerden sakınmak, kimsenin ayıplarını ve gizli hallerini araştırmamak, ortaya dökmemek, bilmediğimiz bir şey hakkında hüküm vermemek, başkalarına karşı kibirli olmamak, büyüklük taslamamak, ithamda, isnatta bulunmamak, kötülüğün ve hayasızlığın her türlüsünden, gizlisinden ve açığından, büyüğünden ve küçüğünden sakınmak Müslümanlığımızın en önemli hasletleridir. Müslüman adildir, her zaman adaletli olur; haksızlık yapmaz ve en çok kul hakkına girmekten korkar. Gıybet ve dedikodu gibi kötü huylardan uzak kalmaya çalışır, bu tarz konuşmaların olduğu yerleri terk eder ya da konuşanları susturur. Dargınları barıştırır, kin tutmaz, herkese faydalı bir insan olmaya çalışır. Tüm güzel huyları bünyesinde barındırır, gönlünde imanın lezzeti olur.
Mü’minin özü sözü, içi dışı birdir; her nerede olursa olsun, aleyhinde bile olsa, hak ve adaletten ayrılmaz, yalan yere yemin etmez, yalancı şahitlik yapmaz. Aksine haksızlığa karşı nefret duyar. Bir kötülük işleyecek veya bir haksızlık yapacak olursa hemen pişmanlık hisseder ve Allah (c.c)’tan afv ve mağfiret diler. Müslüman hayırlı ve iyi olan her işe arka çıkar, destek olur; fenalığa, fitneliğe, her türlü kötülüğe de karşı olur ve asla fırsat vermez. Nefsini kötülüklerden arındırarak Rabbinin emrine uymaya ve kurtuluşa ermeye gayret sarf eder. İçi gibi dışının da temizliğine önem verir. Kıyafetlerini bedenini, yaşadığı yeri, kullandığı eşyaları kirden, pastan; aklını ve kalbini kötü fikirler ve kötü duygulardan cismen ve ruhen temizlemeye çalışır.
Mü’min dünyâ ve âhiret işlerinde ilmi kendisine rehber edinir. İlim ve hüneri, hikmet ve hakikati nerede bulursa oradan almakta geri durmaz. Dünyâ için hiç ölmeyecekmiş gibi çalışır. Yarın ölecekmiş gibi de âhiret için hazırlanır. Allah yolunda, millet ve memleket uğrunda fedakarlıktan, yerine göre canını feda etmekten çekinmez.
Müslüman cömerttir, ikram sahibi, infak sahibidir; ihtiyaç sahibi diğer bir müslüman kardeşinin ihtiyacını giderebildiğinde bunun mutluluğunu, zevkini yaşar. Yetimlere, yoksullara, muhtaçlara, hısım ve akrabalarına, yolda kalmışlara yardımda bulunur. Dertli bir gönül gördüğünde, onu selâmete çıkarmadan rahat edemez. Varlık zamanında da, darlık zamanında da başkalarına yardım eder. İsraftan ve cimrilikten sakınır aynı zamanda. Mü’min verilen nimete de verilmeyene de çok şükreder. Hiçbir şeyin sahibi olmadığının bilincinde kendisine emanet edilen her şeye şükreder. Her türlü imtihana da sabreder.
Müslüman ihsan üzere hareket eder. Cenab-ı Hakkın her daim onu gördüğünün bilincindedir, manevi kameraların altında olduğunun idrâki içinde yaşar her daim. Her şeye ibret nazarı ile bakar, nazarlarında derinlik vardır, gördüğü her şeyde hikmeti arar. Mü’min takva ehli olamaya çalışır ve ibadetlerini huşû ile yerine getirir. İbadetleri yapmakta zorlanmaz her türlü görev, sorumluluk ona kolay gelir. Zorluklar karşısında sarsılmaz, gevşeklik ve telaş göstermez; felaketleri metanetle karşılar, başarılı olmak için bütün gücü ile çalışır ve nihayet çaresizliğe düştüğünde de tahammül gösterir. Çünkü Müslüman asla Allah’tan ümit kesmez. Allah’tan ancak kafirler umut keserler.
Kur’an-ı Kerim ve hadisler ışığında bir Müslümanın nasıl olması ya da olmaması gerektiği özelliklere kısaca değinmeye çalıştık rabbim kendine layık kul, Efendimize layık ümmet olabilmeyi cümlemize nasip eylesin. Allah’a emanet olunuz.