Merhaba değerli okurlarım, buradan sizlere sıklıkla aktarmaya çalıştığım bir konu var. Nesillerin dönüşmesi ve iyi ya da kötü kişisel olarak yapılan değişimler…Gelin bu konuyu bir kez daha derinlemesine ele alalım...

Görünür olma isteği

Eminim ki hepimiz beğenilmek ve başarılarımızın takdir edilmesinden hoşnut oluruz. Fakat takdir edilmek için mi başarıyoruz yoksa gerçekten azimli ve kararlı insanlar mıyız? Bunu biraz düşünelim istiyorum... Günümüz toplumu mu yoksa coğrafyası mı demeliyim hiç bilmiyorum. Ama içinde bulunduğumuz dünya düzeninde artık beğenilme ihtiyacı sevdiklerimizin ağzından çıkacak olan iki güzel sözden ziyade hiç tanımadığımız belki yolda görsek hatırlamayacağımız insanların “like” vermesine kalmış durumda. Özellikle gençlerin görünür olma çabaları yüzünden girdiği haller ve hiç kendini yansıtmayan amacı sadece görünmek olan kişilikler beni derinden üzüyor. Ne yazık ki yaşadığımız dönemde yetişkin bireyler olarak bunu düzeltmeye çabalasak dahi eski düşüncelerin yerini, yeni neslin değişimine bırakıp bazı güncel yaşantıları kabullenmek durumundayız…

Sahteliğin tanımı

Geçtiğimiz gün bir film izledim. Filmin konusu ise tam olarak anlatmak istediğim konuyla uyuşuyordu. Filmde her genç belirli bir yaşa eriştiğinde yenilenmiş dünyaya zorunlu olarak gönderiliyor. Ve orada gerekli estetikler yapılarak yeni dünyadaki diğer insanlar gibi kendi güzel tanımına uyan farklı vücutlar ve zihinlere sahip oluyordu… Tamamen diyemesek de kısmen tanıdık geldi mi? diye sizlere de sormak isterim. Şöyle etrafıma baktığımda artık kadınlarımızın büyük çoğunluğu estetik operasyon geçirmiş durumda. Peki sizce de bu biraz kadınların genetiğini bozmuyor mu? Bu sorunun cevabı her ne kadar göreceli olsa da ben bazı şeylerin herhangi bir sağlık sorunu yaşanmadığı sürece dünyaya geldiğimiz biçimde kalmasından yanayım. İnsanların görünme ve beğenilme isteği, aynı tip görüntüleri yaratmakta ve farklılıklardan kaynaklanan güzelliklerimiz ortadan kalmakta. Unutmamalıyız ki tek tip insan mutluluk değil sıradanlık getirecektir. Sıradanlığın arzulanmasının en önemli nedenlerinden biri de elbette ki beğenilmek ve görünür olmak için yoğun bir şekilde yer alınan dijital mecralardır. Dijital süreç sahte insan ilişkilerinin ve görüntü duygularının ortaya çıkmasını kolaylaştırdı. Eskiden insanlar acısını ve mutluluğunu karşısındaki insana doğrudan aktarabiliyordu. Yani duygularına bir aracı koymuyordu. Şimdi ise yüz yüze konuşmak, tartışmak ve sevmek yerine ikincil iletişim kaynaklarını kullanarak “aşklarını” ve “kavgalarını” teknolojik aletler üzerinden çözmeye çalışıyor. Hızlı bir iletişim gibi görünse de aslında hız, beğenilme ve görünür olma uğruna duygularımızı ikinci plana atmıyor muyuz? Öznesi olmamız gereken hayatın nesnesi olarak sahtelikler içerisinde kaybolmadan yaşadığımız zamanlarımız olsun isterim.

Dilerim ki, gündemde kalmayı ummak ve bu arzular uğruna kendi kişiliğinden vazgeçen insanlar olmak yerine azimle ve kendi zekâsı ile kazanılmış başarıların gündemde kaldığı nice dönemler görürüz...