Köyün ileri gelenlerinden birkaç kişi Tırış Ali’nin Hasan’ın kapısını çalmışlar. Ellerinde muhtarlık mührü varmış. Onu göstererek, “Hasan Ağa,” demişler, “köyün kahrını bir dönemde oğlun Çam Ali çeksin.”
Hasan Ağa onları şöyle bir süzmüş. “Eğer Çam Ali’den de muhtar olursa bat sen dünya bat!” demiş.
Kimi babalar böyle işte! Ülkenin kurtuluşu için yılarca cepheden cepheye koş, topun başında yedi yıl diz çürüt, Atatürk’ün bile övgüsünü al, baba Hasan Ağa böyle desin. En güç olan şey de babaların gözüne girmek olsa gerek. Neyse ki Hasan Ağa öyle dese de gelenleri kıramamış. “Yine de siz uygun görüyorsanız öyle olsun,” demiş de Çam Ali muhtar olmuş.
Böylelikle dedemin muhtarlık yılları başlamış. Başlayınca kolay kolay bitmemiş. Üç dönem muhtarlık yapmış. Bunu belirli aralıklarla yapmış olmalı. Salim Büyükünlü çobanlık yaparken bir anısı olduğuna göre daha sonraları da bir dönem muhtarlık yaptığı anlaşılıyor. Yaparken de iyi yapmış, doğrulukla yapmış. O günlerin tanıkları böyle anlatıp söylediler. En son da Kelikli’nin ağzından duymuştum. Sözün üzerine çöktüre çöktüre, “Allah var ya, tavatır muhtarlık yaptı,” demişti.