Aylardan zemheri Ocak on beşti
Canımdan can gitti bıldır bu zaman
Kar yağmış ortalık ayazdı, kıştı
Cananım yâr gitti bıldır bu zaman
Ayrılık yelini erken estirdin
Çekildim köşeye beni küstürdün
Bülbül gibi şakır idim susturdun
Bağımdan gül gitti bıldır bu zaman
Eksilmedi senden kalan çoklarım
Saçlarını bir sır gibi saklarım
Uğrun uğrun bakıp öper koklarım
Tenimden ten gitti bıldır bu zaman
Vuslata ermeye umut üflerim
Günleri ayları sayıp beklerim
Dermanım kalmadı bazen teklerim
Dizimden fer gitti bıldır bu zaman
Ozan Yüksel gayrı kırıldı kanat
Yalnızlık zor imiş çekilmez hayat
Bozuldu düzenim bitti saltanat
Hanemden Han gitti bıldır bu zaman
Not: Değerli eşim, evdeşim gideli bugün tam koca bir yıl oldu. Acısı yüreğimizde taptaze duruyor. Allah gani gani rahmet eylesin, mekânın cennet olsun inşallah. Seni hiçbir zaman unutmayacak, her zaman rahmetle ve saygıyla anacağız.
BİRKAÇ SÖZ – Şahin Güvenç
Anlaşılıyor, belli... Konu, ozan Yüksel Koç’un ‘canından can gidişinin’ yıl dönümü, daha birinci yılı. Dörtlüklerin başlığıyla kavuştakları da bunun gereği olarak “Bıldır bu zaman.”
“Bıldır bu zaman”daki bıldır geçen yıl demek; bozkırın katışıksız dilinden kalmış çok eski bir sözcük. Unutulup giderken Yüksel Koç unutamadığı geçen yıl için o sözcüğü almış kullanmış. Kavuştaklarda öyle dendikçe içimizin cız etmemesi elde değil.
Ozan Yüksel Koç ‘Bıldır bu zaman’ olanların acısını dizelerine katmış duygu denizine salmış. Dalgalar köpük köpük gelip vuruyorlar kıyılara. Uzun gelgitler oluyor sular; hışırdıyor, kumları savuruyorlar.
Dörtlüklere şöyle bir baktım da... “Soğuk günlerde soğuk mu soğuk bir acı neler dedirtmiş neler!” demeden edemedim. Ardından çok şey demek istedim. Ancak diyecek bir şey bulamadım, bir şey diyemedim. ‘Ozan Yüksel Koç demiş diyeceğini,’ dedim, ‘ben ne diyeyim ki!’
Şahin Güvenç