Yaşam bize her şeyi unutturabiliyor. Hayatın getirdiği meşguliyet, omuzlarımıza binen zorluklar, her köşe başında yaşadığımız, adeta ceplerimize kül gibi doldurduğumuz yürek sıkıntılarımız unutmamızı hızlandırıyor.
Birçok yaşanmışlıklarımızı, çeşit çeşit hayat hikayelerimizi, kıyısından köşesinden dağarcığımıza doldurduğumuz hikayelerimizi, şehvani hislerimizi kabartan sevgilinin ses tonunu, yağmur yüklü bir bulut gibi hasret ve özlemlerimizi, mimiklerini, bakışlarındaki can verme halimizi unutabiliriz.
Unutmak her olgu ve her duygu gibi insani bir durum olarak benliğimize yerleştirilmiştir.
Unuturuz. Unutmak, belleğimize yerleştirilen hatırlamak gibi doğal ve belki de olması gereken bir olgudur.
Küçücük bir serçenin, küçük erik ağacının eğik dalına konup kalkmasındaki anlık hatırası nispetinde unuturuz yaşadığımız anlık dokunuşlarımızı. Sevgilinin bakışlarındaki buğulanmanın sıcaklığında kayboluruz. Bu kaybolmaların bizlerde bıraktığı acı tatlı hatıraları yazılıp silinen bir yazı misali unutabiliriz doğal olarak.
Unutmak. Evet unutmak.
Unutmalı mıyız zaman dilimlerindeki geride bıraktıklarımızı?
Sevgilinin gözlerini, ufacık dokunuşuyla canlandırmasını yüreğimizi, yanağa kondurulan bir buseyi, gülümsediğinde ortaya çıkan gamzeyi unutmalı mı?
Unutmalı mıyız denizin en derinlerinden inci mercan toplar gibi gözlerinde buluşup, dudaklarından süzülerek en mahrem düşlerde kalbin en derinlerinden sevgi ve aşk tomurcuklarını toplamayı?
Unutmanın derin sessizliğinde ilerlemek insana nasıl bir duygu yoğunluğu katar?
Size istediğiniz zaman unutmak hissi, bilgelik gibi bir hal bağışlansaydı en çok neyi unuturdunuz?
Öncelikle unutmak istediğiniz bir olay örgüsü mü olurdu yoksa şahıs mı olurdu?
Biz ne kadar da unutsak, unutmanın derin hazzını yaşasak bile yaşadığımız hep orada duvarda asılı duran eski bir fotoğraf gibi kendisine yer bulacaktır. Biz unuttuk diye o, oradan kaybolup, yok olmayacaktır.
Hayatta en çok neyi unutmak isterdiniz?
Hangi yaşanmışlığınızı silmek isterdiniz hafızanızdan?
Ve sen sevgili en çok neyi unutmak isterdin?
Ve ben, unutmalı mıyım seni?
Sende kayboluşlarımı, bakışlarının arkasına saklanışlarımı, kalbinin en derin yerlerinde saklamalarını ve oradan gün yüzüne çıkarsam bir gün bırakacağım korkusuyla yaşamını hep sara nöbetleri geçiren bir insanın hali gibi sürdürmeni unutmalı mıyım?
Kötü giden bir ilişkinin sonunda sevgilinizin son kez tattırdığı haz ve şehvet dolu bir macerayı unutmak ister miydiniz?
Hastalıklı bir ruh gibi peşinizi bırakmayan, sizi daima takip eden, bir gölgeniz haline gelen düşlerinizi de unutmayı dener miydiniz?
Acı tatlı karışımı bir yemek gibi sürekli tattığınız sevgilinizin kaçışını, sizden uzaklaşmalarını, sonra hiçbir şey olmamış gibi aniden ortaya çıkmalarını, kapı önünde peri masalı gibi bir görünüp bir yok olmalarını unutmayı diler miydiniz?
Gülümsemesindeki inceliği, size sokulmasındaki tutkuyu, dokunuşundaki bayıltan, rüya iklimlerinde gezdiren şehvani dürtüyü, bedenindeki kıvraklığı ve o kıvraklığın içerisine sakladığı beden zarafeti, bakışlarındaki su damlacıklarının düştükçe mermeri eritmesi hali uyandırmasını unutmayı ister miydiniz?
Neden her canınız sıkıldığında, “şu anı bir unutsaydım. Bir daha yaşanmasa” dersiniz?
O an size ait değil mi?
Onu siz yaşamadınız mı?
İnsanın kendi iradesiyle yaşadığı bir an ve zaman diliminin sonucunda oluşan kötü kabusu andıran durumları, neticeleri unutmak istemesi sizce ne kadar doğal?
Sahi unutmalı mıyız bütün kötü yaşanmışlıklarımızı?
Elbette hepimiz tüm kötü ve hep acı veren yaşanmışlıklarımızı unutmak, o anların bir daha yaşanmamasını isteriz. Canımızın yandığı, acı veren, boyuna kanayan, bizleri kederden kedere, ızdıraptan ızdıraba sürükleyen yaşanmışlıklarımızı yaşamımızda oluşan kara bir leke olarak düşünür ve tamamen hafızamızdan silmek isteriz.
Bir cihazın hafızasından, belleğinden bir tuşa basarak silmek gibi bizlere de böyle bir imkan, fırsat bahşedilseydi bir dokunuşla, bir göz kırpması aralığında silmek ister miydiniz tüm kötü yaşanmışlıklarınızı ve gördüğünüz düşlerinizi?
Tamamen bir yaşanmışlık hafızadan silinmese de az çok insan yaşadığını hatırlamayabilir, unutabilir.
İnsan hatırlamadığından, unuttuğundan keyif alır mı?
Unutmanın keyfi ve hazzı var mıdır?
Eğer unutmak insana keyif ve haz veriyorsa siz en çok yaşamınızdaki hangi olguyu unutarak keyif ve haz almak isterdiniz?
Okyanusların ve denizlerin kum taneciklerini andıran yaşanmışlıklarımız ve hatıralarımız vardır.
Avuçlarımıza doldurduğumuz suyu yüzümüze serptiğimizdeki serinlik, üşüyen parmaklarımızı birleştirip avuçlarımıza bıraktığımız nefesimizin verdiği hazlar gibidir bizlerde kötü hatıralar bırakan yaşanmışlıklarımızı unutmak.
Onları tamamen unutmak mümkün olsaydı aldığınız unutma hazzını nasıl bir duygu haliyle karşılardınız?
Yüzünüze bir tebessüm kondurarak, sevdiğiniz birisini arayıp sesini mi duyarak, çok özlediğiniz bir yere bir daha özlemle mi gitmek ya da sevgilinin boynuna sarılıp nefesinde nefes, soluğunda soluk, gözlerinde sevecenlik mi olmak isterdiniz?
Bir kar tanesi veya bir yağmur damlasının avuçlarınıza düşmesi gibi belleğinize unutma hissi düşseydi, unutmaya önce hangi hatıranızdan başlardınız?
İnsan elbette içerisinde bulunduğu yaşamdan bir keyif ve zevk almak ister. Attığı her adımda, aldığı her nefeste, vardığı her menzilde ve istikamette, yaptığı bir yolculuktan, bir sahil kasabasında deniz kıyısının verdiği huzur ve dinginlik, sakinlikten, bir ormanın ağaç ve yapraklarının verdiği kokudan, bir bozkırın uçsuz bucaksız tarlalarından, ayaklarıyla adımladığı yumuşak, kahverengi topraktan, bir sardunyaya bakmaktan, kırmızı sarmaşıkların arasında parmaklarını gezdirmekten, cam kenarında oturup caddeden gelip geçenlerin insancıl hallerini seyredip gözlemlemekten, yediği ve tattığı bir yemekten, içtiği bir yudum sudan, bir gülümsemeden haz duyar.
Bütün bu içimizde kıpırtı uyandıran, hazlar veren, damaklarımızda tatlar bırakan bizleri keyiften keyfe sokan, yüzümüzde hep tebessümler uyandıran yaşanmışlıklarınızı unutmak ister miydiniz?
Unutmak irademiz dahilin de olmalı mıydı?
Siz ister miydiniz unutma yetisinin, olgusunun sizin iradenize verilmesini?
Unutmak iradeniz dahilinde olsaydı ne tür yaşanmışlıklarınızı, hangi hatıralarınızı unutur, hangilerini asla unutmaz ve hep akılda tutmak isterdiniz?
Sevgilinin gözlerine bakarak sinesinde kaybolduğunuz hazzın ve şehvetin vadilerinde gezinerek buğulu sabahlara ulaştığınız gecelerinizi unutmak ister miydiniz?
Sevgiliyi beklediğiniz köşe başlarını, ilk buluşmanızdaki yutkunmalarınızı, ellerinizin titremesini, gözlerinizi gözlerinden kaçırmanızı, sesinizin titremesini, ellerine ve saçlarına dokunduğunuzda içinizin tuhaf bir haz ve sızı duygusuyla dolduğunu, teninin her kıvrımını tattığınızda gökkuşağının renklerine dokunuyor gibi bir hal aldığınızı unutmak ister miydiniz?
İnsan yaptığı her hareketten, her davranıştan, her durumdan, her duygu ve histen haz duyar.
Unutmak insana nasıl bir haz verir?
Unutmanın zihinsel veya duygusal yönleri nelerdir?
Canımızı yakan, acı veren, kederden kedere sokan yaşanmışlıklarımızı unutmak isteriz. Zihnimizin bir yerlerinde kopyalanmış bilgiler gibi duran, hatırladığımızda hüzünlendiren hikayelerimizi unutmak, zihnimizden koparıp atmak isteriz. Kanayan, kanatan, acı veren yaşanmışlıklarımızı bizden bir parça değilmiş, onu biz yaşamamışız gibi koparıp atmak isteriz.
Sıra sıra açılan kapılar gibi belleğimizde unutma kapıları açılsaydı o kapıdan sizi en çok yaralayan, canınızı acıtan, yaranızı yeniden yeniden kanatan, yüreğinizi yakan hangi yaşanmışlığınızı atardınız?
Ne dersin sevgili unutmalı mıyım seni?
Silmeli miyim aklımdan tüm acı ve en çok hasret veren gitmelerini?
Kalbimden söküp atmalı mıyım sende deniz yosunları, bende denizin mavisini andıran düşlerimizi?
Gönül hazinemde yer alan tüm yaşanmışlık belleğini en ücra, en bilinmez diyarlara bir kül savurur gibi savurmalı mıyım?
Gözlerini, bakışlarındaki buğulanmayı, ne dersin sevgili saçlarının rüzgarda savrulmasını silmeli miyim aklımdan?
Belleğime kazıdığım tüm hatıralarımızı kaldırıp atmalı mıyım geçmiş zaman çöplüğüne?
Bende hep haz uyandıran kıvraklığını, içimi gıdıklayan billur sesini, kül rengi bulutların arkasına bir daha ulaşmamak üzere saklamalı mıyım?
Ne dersin sevgili kurtulmalı mıyım seni unutmanın, unutamama girdabından?
Unutmak sevgili belki de dünyanın en zor ve güç duygusudur. Ben bu duyguyu ne kadar zor ve güç olsa da yaşamalı mıyım?
Unutmak kolay bir duygu olsaydı önce neyi ve hangi yaşanmışlığınızı unuturdunuz?
Unutmanın ve unutamamanın derin ağırlığını hisseder her insan benliğinde ve bedeninde.
Unutmak bir çay yudumlamak, enfes bir kahveyi tatmadan önce kokusunu içine çekmek kıvamında olsaydı her yaşanmış kötü hamlemizi, yanlışımızı, hatalarımızı bir çırpıda unutuverirdik.