Önümüzdeki hafta cumayı cumartesiye bağlayan gece inşallah ilk Teravih namazını kılıp, gecesinde de Sahura kalkarak Ramazan orucunu tutmaya başlayacağız. Bizleri on bir ayın sultanı olan Ramazan ayına kavuşturan Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükürler, O’nun sevgili habibi Peygamber Efendimize salatü selam olsun. Kur’an ve oruç ayı Ramazanın rahmet gölgesi üzerimize düştüğü bu günlerde herkesi hazırlık telaşı sardı. Marketlerde, alış veriş merkezlerinde, sokaklarda herkes koli koli erzak veya çeşitli ihtiyaçları alma yarışında. Sosyal medyada buzdolaplarına, buzluklara konulan iftarlık ve sahurluk için çeşitli yemekler, börekler, köfteler, sarmalar, dolmalar, mantılar, tarifler sürekli karşımıza çıkmakta. İnsanlar birbirlerine hazırlık tüyoları veriyor. Hatta bazı evlerde ramazan süslemeleri ile haneler şenleniyor. Evler temizleniyor, iftarlar için misafir planları yapılıyor. Kimimiz gurbette, kimimiz sıla-i rahimde Ramazan’ı bekliyoruz. Tüm bunlar çok güzel heyecanlar. Peki, ruhen, kalben, zihnen Ramazan’ın manevî atmosferine hazır mıyız?
Receb ayı girdiği zaman Resûlullah (sav) şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Receb ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan ayına ulaştır!" Sevgili Peygamberimiz, Ramazan öncesinde yaptığı sohbetlerle, ashabının zihinlerini ve gönüllerini bu mübarek aya hazırlardı. Selman-ı Farisi anlatıyor: Rasulullah Şaban ayının son günü bizlere şöyle hitap etti: “Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Öyle mübarek bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı bir gecenin olduğu aydır. Allah bu ramazan ayının içinde gündüzleri oruç tutmayı farz kılmıştır. Geceleyin kalkıp namaz kılmayı da nafile kılmıştır. Kim bu ay içinde bir hayır işlerse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur.” Bu ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi sevap alır.
Ubâde b. Sâmit (ra), Ramazan ayının yaklaştığı bir günde Resûlullah'ın (sav) şöyle dediğini nakleder: "Ramazan ayı size bereketiyle geldi, Allah o ayda sizi zengin kılar, bundan dolayı size rahmet indirir, hataları yok eder, o ayda duaları kabul eder. Allah Teâlâ sizin ibadet ve hayır konusunda birbirinizle yarış etmenize bakar ve meleklerine karşı sizinle övünür. O hâlde iyilik ve hayırdan yana Allahu Teâlâ'ya kendinizi gösterin. Ramazan ayında Allah'ın rahmetinden kendisini mahrum eden kimse bedbaht kimsedir."
Rasûlüllah (s.a.v) buyuruyor ki: “Kim Ramazan ayının geldiğine sevinirse Cennet ona vâcip olur”. Ramazanı değerli ve ayrıcalıklı kılan insanlığa gönderilen son kitap Kur'ân-ı Kerîm'in bu ayda indirilmesi, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin bu ayda olması, İslam’ın beş temel esasından olan oruç farizasının bu ayda tutulması, teravih, mukabele, itikâf, iftar, sahur ve fıtır sadakası gibi önemli sünnetlerin hep bu ayda yerine getirilmesi Ramazan'ı "On bir ayın sultanı" yapmıştır. Ramazan sabır ayıdır. Sabrın sevabı, karşılığı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda Allah mü'minin rızkını arttırır.
"Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, beş vakit namaz ile cuma, bir sonraki cumaya kadar ve Ramazan diğer Ramazan'a kadar, aralarında işlenen günahların bağışlanmasına vesiledir." hadisi, sadece geçmişte işlenmiş günahların kefareti olarak değil, aynı zamanda Ramazan'ın verdiği bilinç ile bir sonraki Ramazan'a kadar açılmış olan beyaz sayfayı temiz tutma gayretidir.
Rabbimizin rahmeti, mağfireti ve bereketi her zaman ve her yerde sınırsızdır. Ramazan ayı girdiğinde ise Allah’ın rahmet, mağfiret ve bereketi mü’minler üzerine sağanak yağmurlar gibi iner. Yağmur ne kadar sağanak yağarsa yağsın, toprak ne kadar bereketli olursa olsun bol ürün almak isteyen çiftçi yağmur mevsimi gelmeden hazırlık yapmak zorundadır. Bunun gibi Ramazan ayının feyiz ve bereketinden faydalanmak için Ramazana hazırlıklı girmeliyiz. Ramazan ayını layık olduğu biçimde karşılayabilmek için, uzuvlarımızı oruca ortak olacak şekilde bir edebe alıştırmalıyız. Bunun için yalandan, gıybetten, haram olan konuşmalardan, dinimizin yasakladığı şeylere el uzatmaktan, can yakmaktan, haram yollara gitmekten muhafaza etmeli; vücut ikliminin sultanı olan kalbi, bozuk inançlardan ve sapık düşüncelerden, şehvanî hayallerden temiz tutmalıdır. vücudun tamamını oruca hazır etmeli Ramazan ayına zihnen, kalben kendimizi hazırlayarak karşılamalıyız.
Ramazana hazırlık olarak Günah sayılan hareketlerimizi, kötü huylarımızı ve kötü alışkanlıklarımızı bir daha dönmemek üzere bırakmalıyız. Bilelim ki hem oruç hem de kötü hal ve davranışlar bir Müslümanda beraber bulunmaz. “Ey kendilerinin aleyhinde çalışarak haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.”“O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.”
İnancımızı yaşamak, dinimizin emir ve yasaklarını tam anlamıyla yerine getirme kararı almış olarak Ramazana girmeliyiz. Bilgi eksikliğimizi ramazanı da fırsat bilerek tamamlamalı, öğrendiklerimizi tatbik ederek olgun bir Müslüman olmaya çalışmalıyız. Öncelikle kul hakkı ve Allah hakkı borçlarını ödemeli, helalleşmeliyiz. Ramazan mutluluğunu eş, dost akraba ve komşularla tebrikleşerek, ziyaretleşerek paylaşmalıyız. Çocuklara ve gençlere ramazanın manevi önemini anlatmalı, hediyelerle sevindirmeliyiz. Dargınsak barışmalıyız, küsleri barıştırmak için aracı olmalıyız.
Ana-baba bir kardeşlerimizin sıkıntılarını gidermek için çalışıp çabalamak, etrafımızda bulunan maddi zorluklar içerisinde olan kardeşlerimizin de ihtiyaçlarını karşılamak üzerimize düşen bir vazifedir. İhtiyaç sahipleri, yetimler, hasta ve yaşlılar tespit edilmeli, Ramazan öncesinde, ramazan boyunca da zekat ve sadakalarla sevindirilmelidir. Hayır yollarını aramalı, Peygamberimiz (s.a.s): “Her müslümanın sadaka vermesi gerekir.” Buyurdu. -Sadaka verecek bir şey bulamazsa? Dediler. -Eliyle çalışır, kazanır, hem kendisine faydalı olur hem de sadaka verir.” buyurdu. -Buna gücü yetmez veya iş bulamaz ise, denildi. -Sıkıntıya düşmüş ihtiyaç sahibine yardım eder, buyurdu. -Bu da elinden gelmezse dediler. -İyiliği ve hayırlı işler yapmayı emreder. -Bu da elinden gelmezse dediler. -Kötülük yapmaktan uzak durur, bu da onun için sadakadır, buyurdu.
Kur’an ayı ramazan girmeden Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenmeye başlayalım, Kur’an okunmayan ev kalmasın. Ramazanı Kur’an ile karşılayalım. Kurtuluş Kur’an’ı okuyan, anlayan ve Kur’an hükmünce amel edenler içindir. Ramazan öncesi ölmüşlerimizi de hatırlayarak onlar adına sadaka vermeli, affedilmelerine vesile olacak hayırlar yapmalıyız.
Bu dönemlerde ibadeti artırmalı, namazlarımızı daha özenli eda etmeye gayret göstermeliyiz. Kazaya kalan namaz, oruç gibi ibadetlerimizi yerine getirmeye gayret etmeliyiz. Şimdiden gece teheccüde kalkmak, Ramazan’da sahura da zorlanmadan kalkmanızı sağlayacaktır.
Peygamberimizin bazı zikirleri daha çok söylenmeli, dilimizi tesbihata, duaya daha çok alıştırmalıyız. Dilimizi, gözümüzü, kulağımızı boş şeylerle kirletmemeli, kalbimizi temizleme yoluna gitmeliyiz. Gözümüzü, manevî kirlerinden Kur’an okuyarak temizleyebiliriz. Manevi kirlerden arınmanın yolu Rabbin kelamı Kur’an’ı okumak, tevbe ve istiğfarda bulunmaktır. Kendi iç dünyasında haset, kin, nefret olan, bu duygularla uğraşan bir insan, ne üç aylardan ne Ramazan’dan istifade edebilir.
Oruç bedenimize sağlık, gönlümüze huzur, ruhumuza esenlik veren bir ibadettir. Bu ibadeti en güzel şekilde yerine getirmek için maddi hazırlıklarımızı manevi hazırlıklarımızla desteklemeli, kendimizi, ailemizi, sevdiklerimizi bu muhteşem atmosfere; bu özel vakitlere bu şekilde girmeye özen göstermeliyiz. Allah’a emanet olun.