Mevlana’ya göre ölüm, beden zindanından kurtulup Allah’a sevgiliye, dosta kavuşmaktır, onun deyişiyle “vuslat” tır; mekândan mekânsızlara, zamandan zamansızlığa uzanıştır.
Mevlâna her şeyden önce bir İslam mütefekkiridir İlhamını Kuran'dan sünnet ‘ten İslam’ın evrensel ilkelerinden insan tasavvurunda sevgi ve barıştan almıştır.
Mevlana’nın Anadolu'nun hikmet ve muhabbet yurduna haline gelmesindeki katkısı, bizlere Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş Veli'nin, Ahmet Yesevi'nin, muhabbet ikliminde kardeşliği sevgiyi barışı en üst değer olarak yaşamış bir milletin ve medeniyetin mirası bırakmış bizlere bir sevgi ve barışı en güzel şekilde taşıyacağımız bir miras bırakmıştır.
Mevlânâ ya göre tasavvuf iyiliğin hâkim olması için gayret göstermektir.
Mevlânâ ya göre tasavvuf tembellik miskinlik değil çalışma gayret kazanma paylaşma, cömertlik ve infaktır.
Mevlânâ derki toplumun ahlaki seviyesinin yükselmesinin yanında herkesin kendi kusurları görmesi düzeltmeye çalışması gerekmektedir.
Zihnin gönül dünyasını gösterebilmesi için üç aşama önemlidir.
Bu aşamalar:
İlim, idrak, ihlastır.
Mevlâna Celaleddin ölüm gününü “Hakk’a vuslat”, “Düğün günü” olarak saymıştır.
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz.”
Ayette geçen ‘dönmek’ kelimesi, Allah’a kavuşulacağını, ‘vuslatı’ açık bir ifadeyle ‘müjdelemektedir. Bu müjdeyi benimseyen, ona sımsıkı sarılan Mevlâna, ölümü bir ayrılık değil, bir vuslat olarak kabul eder.