Sessizce geçti en olmadık dehlizlerden sırf sevgilinin hatırına. Bulutların en mavisini toplamanın heyecanını kalbinin derinliklerinde hissetti.
Mavi gök yüzüne uçurtmalarını bırakan aşıkları selamladı. Tüm sevecenliği üzerinde olduğu halde, masum çocukların gözlerinde durdu. Kirpiklerinden tutundu onları hayata ve yaşama alıştırmanın hevesiyle.
Gülümsedi aşk. Sevdaları sökülüp alınan, uzak diyarlardan gelen bir yolcuyu andıran, kirpiklerine beyaz karlar misali kırlar düşmüş sevdalılar adına, çarmıha gerilen sevdaların hesabına en masum bir gülümseme gönderdi yaşamın kıyılarına.
Göz kırptı aşk, kuytu bir köşede saklı kalmış anıların hatırına, bodrum kata ya da tavan aralarına sıkıştırılan bir hatıranın peşi sıra gidebilmenin mutluluğu adına… Köşe başını tutmuş devlere aldırış etmeksizin, yüzünde biriktirdiği tüm kırılganlıklara aldırmadan, dudak arasına saklanan küçük bir içten gülümseme içinde tüm sevdalılara göz kırptı aşk.  
Haykırmadı, avazı çıktığı kadar bağırmadı, seslenmedi.
Sadece baktı…
Gözlerinin aralığından bakışlarını gönderdi bir kirpik uzaklıktaki sevgiliye.
Ve aşk, kendi aşk sarhoşluğuna kapıldı.
Ve bir gece vakti tüm yıldızlar uykudayken ay dedenin koynuna girdi sessizce.
Şaşırdı aşk. Sevgiliye bir çelme takmanın hesabındayken, sevdalanan bir çift göze şaşırdı aşk.
Bir nefes aldı.
Derin bir nefes.
Gülümsedi aşk, haylaz sevgilinin bütün kurnazlıklarına inat. Değerini bilmeyen, değersiz kalplerde misafir olmanın hayaliyle sadece gülümseyebildi.
Bir gece sessizliğinde, bir matem hüznüne büründü. Kimseler görmesin diye denizlerin en mavi halinde deniz yosunlarının arasına karıştı bir avuç kum olarak.
Kuytu bir köşeye çekildi aşk. Ayaklar altında ezilen benliklerle birlikte, aynı akıbeti paylaşmamanın duygusuyla en köşelerde buldu kendisini. Kirli bakışlara aldırmaksızın, başını dik tutarak kalabalıkların arasından sessizce uzaklaştı.
Islık çaldı aşk. Korkunun ve vahşetin kol gezdiği arka sokaklarda tutunabilmeyi başarmanın ümidini yüklendi omuzlarına. Masum düşlerin yitirildiği, sahiciliğin ve gerçekliğin kapı dışarı edildiği yerlerde saf, temiz bir duygunun içerisine düşmenin hayalini kurdu masum sevdalılar adına. Kırılmanın ve örselenmenin korkusunu bastırmak için çığlık çığlığa zedelenen mahremiyetler adına ıslık çaldı aşk.  
Kahreden bir yalnızlığa büründü aşk. Kalabalıklar arasında yalnız kalmanın acısını duyumsadı tüm belleğinde. Gecenin karanlık yüzünden korktu aşk. Issız ormanlarda dolaşır gibi gezindi, hiçbir canlının ayak basmadığı, nefes almadığı izbeliklerde gezindi kıymetini, değerini bilmeyen, anlamayan insanların soluklarında.
Yalnızlığın soğukluğunu tepeden tırnağa nefesinde hissetti aşk. Kabuslarla uyanıp, gözleri yuvalarından çıkmış, etrafına şaşkın ve korku dolu gözlerle bakınan insanın haline büründü ve irkildi aşk.
Kalpsiz insanların, olmayan kalplerinde bulunmaktan, onlarla birlikte nefes alıp vermekten, yaşamı solumaktan yakındı aşk. Değer bilmeyen, değersin kalplerde bulunmaktan hayıflandı, sızlandı aşk.
Elmas, altın, zümrüt değerindeyken, kömür ruhlu insanların siyahlaşmış kalplerine düşmekten hep kaçındı aşk.
Beyaz bir güvercinin gagasına, iğde ağaçlarının dökülmeyen yapraklarının arasında gezinen küçük serçe kuşunun kanatlarına tutundu aşk.
Bir kır çiçeğinin yapraklarına konan, beyaz bir kelebeğin kanatlarının arasına gizlendi aşk.
Serseri bir kalbe düşmenin, haylaz, vurdumduymaz bir gönle girmenin, anlamsızlaştıran bir zihinde bulunmanın acısını duydu biteviye akşamlarda.
Aşk hep acı duydu ızdırabın en cevvalini, en keskinini, bir bıçak gibi kesen soğuğu hisseden bedenin duyumsamasındaki ayniyeti hissetti zalim ve cani ruhlarda.
Bir gece ay ışığında evlerin camlarına tünedi. Sabahın aydınlığını beklerken cam kenarlarında, insanların gözlerinde aradı sahici sevdaları.
Bir kadının can alıcı bakışlarına bıraktı kendisini. Bir sevdalı adamın sevecen ve gerçekçi adımlarında yürüdü sevdalısının kapı önünde.
Hep acıyı, ızdırabı, çaresizliği, aldırmazlığı yüklenmedi aşk.
Sevecenliği, umudu, ümidi, çareyi, devayı da beraberinde getirdi saf ve temiz düşlere düşerken.
Sabahın aydınlığını da aldı yanına, gecenin karanlık yüzünü yüklenirken.
Sevgilinin bir çift sözünü, bir nazarını, bir gerdan kırmasını, içten bir sevecenliğini, gülümsemesindeki hazzı, bir can alıcı bakışı da üstlendi bütün masum sevdalılar adına.
Ve aşk kapı aralıklarından, pencere kenarlarından sızdı içerilere kendisini yağmalayan haramilere inat.
Bir kumarbazın elindeki zarlar olmak istemedi aşk. Kendisi için atılan iki zar. Vurdumduymaz, anlamsız ve hiç eden birisinin öfkesinde bulunmayı istemedi aşk. Sakinliği ve dinginliği seçti aşk. Bakışlardaki masumluğu, yüzdeki yumuşaklığı arzuladı. Bir kır çiçeğinin yumuşak toprağı arzulamasındaki his gibi, saf ve sahici bir kalpte yeşermenin hayalini kurdu aşk.
Aşkı zorla, zorbalıkla kendi benliklerine hapsedenler, kendi amaçları için kullananlar onun, o saf, temiz, masum, sevecen yüzünü göremeyenlerdir. Aşk, hiçbir zaman kendisini yıpratan ve hor görenlere gerçek yüzünü göstermez.
Öfke, nefret, hiddet, kin, bağnazlık gibi hislerin peşinden koşanlar gerçek aşkı kalplerinde taşıyamayanlardır. Aşk hep yumuşak ve saf duygularda düşlenir. Masum ve sevecen kalplerde filizlenir.
Aşkı doğru kalpte bulunduranlara ne mutlu.