Bizi biz yapan, bizi bir arada ve ayakta tutan tarihimiz, kültürümüz, dini ve ahlaki değerlerimizdir. Toplumlar değerleriyle bilinir, onlarla anılırlar; değerleriyle yaşar, onlarsız da bozulur, dağılır ve yok olurlar. En güçlü sığınağımız olan bu değerler aramızda kardeşlik, akrabalık, komşuluk ilişkileri kurarak kocaman bir aile olmamızı sağlar. Bu aileler de millet, ümmet olabilmemiz için vazgeçilmez yapı taşlarını oluşturur.
Ahlaki değerlerin, örf ve adetlerin bozulmaya başladığı, kültürel yabancılaşmanın hızla arttığı, insanların birbirinden uzaklaştığı, yalnızlaştığı bir süreçteyiz. Hepimiz hemen hemen her gün rahatsız edici söz ve üsluplarla karşılaşıyoruz. Sokakta gördüğümüz yozlaşma çoğunluğumuza tuhaf geliyor. Zorbalık diye nitelendirdiğimiz tutum ve davranışlar normalleşmeye başlıyor.
Reyting uğruna televizyon programlarında, sosyal medya hesaplarında insanları linç etmek, hakaretler yağdırmak sıradan bir eleştiri olarak nitelendiriliyor. Yalan, dolan, aldatma ve cinayetler gibi olumsuzluklarla televizyonlarda insanların beyni yıkanıyor; eğitici, öğretici programlar yerine insanları nefret, kin, karamsarlık gibi negatif duygulara sürükleyen yayınlar ya da kolay yoldan para ve şöhret kazanmanın çirkinlikleriyle muhatap olunuyor. Efendimiz ise “Kötülükler anıldıkça çoğalır.” buyuruyor. Haber programları haber vermek yerine yargı dağıtıyor, insanları dolduruyor, kışkırtıyor. Yemek programları kavga etmek, birbirini aşağılamak üzerine işliyor.
Bizim kültürümüzde yemeği yapana eline sağlık; kazanıp getirene kesene bereket; lütuf edene şükürler olsun denilirdi. Güzel bir şey görünce maşallah, şaşırınca sübhanallah; kötü bir şeyden sakınınca mazallah diyerek tepki verilirdi. Bazı sözler hiç söylenmez, bazıları ayıp bilinir; bazen de en ince haliyle, nazik bir şekilde ifade edilirdi. İltifatlar abartısız, eleştiriler saygı çerçevesindeydi. Büyükler içeri gelince yahut öteden görününce ayağa kalkılır; kimsenin sözü kesilmezdi. Hastaya geçmiş olsuna, cenazeye taziyeye; söze, nişana, yeni doğana hayırlı olsuna gidilirdi. Komşunun cenazesi için yas tutulur, en az üç gün radyo, televizyon açılmazdı. Ezan okununca sesler kısılır, oturan, yatan toparlanır, sonunda da dua edilirdi. Yapılan bir yemekten komşuya da götürülür, gelen tabak dolu iade edilirdi. Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak bu değerleri geri kazanmak zor.
El alem ne der?” sözünü saçma bir tabu olarak görenler, yaptıkları hiçbir şey hakkında hesap vermemek isterken, yaşanılan kötü olaylara kimsenin müdahale etmemesinden yakınır hale geldi. Ayıplarının konuşulmamasını, hatalarının eleştirilmemesini isterken, yapılan kötülüğe şahit olup kendilerini savunacak kişilerden mahrum kaldı fark etmeden. Oysa insanın Allah’tan korkan, kuldan utananı makbüldü. Çevremiz bizi el görmeyip sahip çıkınca komşu, arkadaş, akraba, hatta uzaktan bir tanıdık olabiliyorduk aslında. Yanlışımızı, hatamızı en başında düzeltebiliyorduk; belki de bu şekilde, bir kötülükte düşünceye kadar devam etmiyorduk. “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir.” ayetine uyuyorduk çoğu zaman. Bu kültürel yozlaşmalardan toplumun her kesimi nasibini aldı ne yazık ki. Kötülüğe dur diyemedik. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı ama tepki veremedik. Birlik olamadık. Boykot yapamadık mesela hatta inadına aldık birçok şeyi; bile isteye gittik kafelerine, restoranlarına, market zincirlerine. “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” sadece bir slogan olarak kaldı. Yabancıların yaptığı daha kaliteli, daha değerli oldu gözümüzde. Onların giyimini hatta çıplaklığını moda diyerek aldık. Çıplaklığı modernlik olarak kabul ettik.
En kıymetli hazinemiz çocuklarımızı ihmal ettik sosyal medya hesaplarında içerik üretmek veya seyretmek uğruna. inandığımız gibi yaşamadığımızdan yaşadığımız gibi inanmaya başladık günün sonunda. Haramlar da helaller de belli olduğu halde kendimizce bahaneler ürettik ve bunları geçerli kabul ettik. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ümmetini şöyle uyarmaktadır: “Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.” “Kişi sevdiğinin dini, ahlakı üzerinedir.” Sembolik figürlerin, noel babaların, çam ağaçlarının kesilmesinin tarihimizle, kültürümüzle dinimizle hiçbir alakası yoktur. Yüce dinimiz İslam, bütün kötülüklerin anası olan alkolü, ocakları söndüren, cinayetlerin işlenmesine sebep olan kumarı haram kılmıştır. Kumarın farklı bir çeşidi olan piyango, toto, loto ve bütün şans oyunları da dinimizce haramdır, günahtır. Başka bir dine ait olan bir güne ibadete, ayine, ritüele adına ne derseniz deyin en ufak bir kutlama, tebrik hatta sevinç bile müslümana yakışmaz, dinen caiz değildir. Bizim dini günlerimizde kutlama yapmayan bize benzemeye çalışmayanları taklit etmek eziklik ya da komplekslilik olarak görülmektedir.
Atalarımızın emekleri ve fedakarlıkları sayesinde bugün sahip olduğumuz değerlerin, imkanların farkına varmamız, geçmişimizden aldığımız mirası koruyarak, kültürel kimliğimizi güçlendirir ve gelecek nesillere daha zengin bir miras bırakmamızı sağlar. Kültürel çeşitliliğimiz ve zenginliğimiz, geçmişteki tecrübelerden öğrendiklerimiz, geleceğe daha iyi hazırlanmamıza yardımcı olur. Önceki kuşaklara olan minnettarlığımızı ifade etmemiz vefamızı, bağlılığımızı, sadakatimizi gösterir. Ortak bir tarihe, kültür ve medeniyete sahip olmak, geçmişimize saygı göstermek, değerlerimizi korumak ve yaşatmak, insanları bir araya getirir, milli birliği pekiştirir ve dayanışmamızı güçlendirir. Unutmayalım ki hiçbir millet bir başka toplumun değerleriyle yükselemez. Kültürüne yabancılaşan bir toplum, medeniyet inşa edemez. Tarihini bilmeyenler geleceklerini sağlam bir zemine oturtamaz.
Öyleyse, bizi biz yapan, bizi ayakta tutan ve en güçlü sığınağımız olan değerlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımız, tarihimiz ve kültürümüzle bağdaşmayan batıl örf, adet ve gelenekleri hayatımıza yansıtmayalım. İnancımızın ve karakterimizin şekillendiği ailemizi, göz aydınlığı çocuklarımızı, milletimizin umudu gençlerimizi milli ve manevi değerlerimizle buluşturalım. Yabancı kültürlerin esiri olmamaları için hep birlikte gayret gösterelim. Allah’a emanet olunuz.