19 Mayıs Atatürk’ ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Mustafa Kemal Atatürk’ ün Samsun’ a ayak basarak milli mücadeleyi başlattığı tarih. Gençliğe armağanı. Cuma gününden hatta hafta başından beri her yerde kutlanıyor. Düşünsenize gençliğe bir gün hediye ediliyor ve o gün yıllarca önemli bir gün olarak tüm ülkede kutlanıyor. Peki gençlik bu bayramın neresinde?

Bu güzel günün neresinden tutup sahipleniyorlar? Onlara hediye edilmiş bir günün nesini hak edip kutluyorlar? O zamanki gençlik için değil belki ama şu an gördüğüm, şahit olduğum gençlik bugünü hakkıyla sahiplenemiyor. Sadece gençlik değil tüm insanlık neredeyse böyle. Yaşamıyoruz, anlamıyoruz, bir his, bir akis alamıyoruz. Çoğu şey dilimizin ucundaki bir mevzu olarak kalıyor. Çevremizdekileri dilimizin ucundaki mevzulara çağırıyoruz. Artık her şey gelip geçici. Değerler bir anda galeyana gelip harekete geçmekle ölçülüyor bugünün gençliğine göre.

“Beni seviyor musun o zaman hemen şunu yap.”, “Bugün şurada böyle bir hareketlenme varmış, hadi biz de gidelim. “ Şu anki gençliğin özeti gibi bu cümleler. En azından bazılarının hayatı hemen yapıvermeler ve harekete geçivermeler üzerine kurulu. Düşünme yok, fikir yok, ciddiyet yok... Fikirlerin ve düşüncelerin olmadığı bir yerden iyi ne çıkabilir ki?

Bir yerde yemek yerken bile iki genç kızın konuşmalarına şahit olduğumda o kadar üzülüyorum ki. Bu genç kızlar büyüyecek ve ilerde bir çocuğu yetiştirecek. Onun rehberi, örneği olacak. Çoğu ebeveynin söylediği, dillere dolanmış cümleler var. “Çocuktur, gençtir yapar.” , “Bir şey olmaz, o büyüyünce düzelir.” , “Şöyle olacak, böyle olacak, geçecek, düzelecek... “ Hayır! Hiçbir şey düzelmeyecek. Eğer böyle düşünmeye devam edersek düzelmediği gibi elde avuçta kalanlar da mahvolacak.

Bırakalım şimdi düzelsin çocuklar, gençler. Bırakalım şimdi üzerlerine düşeni yapsınlar. Gelip geçici şeylerle savrulmayı değil bir şeye tutunmayı öğrensinler. Bir şeyi gerçekten sahiplensinler. Bir duyguyu, bir fikri, bir günü, bir gerçeği... Onlara güzel bir şekil verelim ki onların dünyaya bırakacakları her neyse o da güzel olsun. Dilimizin ucundaki mevzular artık kalbimizin derinliklerine insin. İnmeli. Sevdiklerimizi kalbimizin derinlerindeki hislere, gerçek duygulara çağıralım artık. Yarın değil bugün iyi olsun çocuklar, gençler. Bugün bilsinler değerlerini, kendilerini. 23 Nisan’ ı kutlayan çocuklar da bizimdi 19 Mayıs’ ı kutlayan gençler de... Bu çocuklar bizim, bu dünya hepimizin.