Yanılgılarımızın yanına konduracağımız, bırakacağımız hesap etmeden yaşam çizgimize müdahale
eden birtakım sebepler zincirin sonunda yaşadığımız hayal kırıklıklarımız vardır.
Hepimizin yaşam çizgimizde mutlaka yanılgıları olmuştur. Doğru bildiğimiz istikamette ilerlerken,
gerçek zannettiklerimizle yaşamımızı şekillendirirken yanılgılarımız çıkar karşımıza. Hesap etsek de
etmesek de ayağımızın tökezlemesi veya bir kuyuya düşmekteki durum gibi yanılgılar ağına kapılı
veririz. Düz bir zeminde ilerleyen çizginin aniden eğrileşmesini andırır yanılgılarımız.
Hayat denilen şu düzlemde yanılmalar yaşarız. Biz ona doğrudan yanılgılarımız deriz. Doğru
bildiklerimiz yanlış çıkabilir. Hesap edipte incelediğimiz, sık dokuduğumuz yaşam çizgimizdeki olaylar
bizi ters köşe edebilir.
Yaşam dediğimiz önümüze çizilen düzlemde ilerlerken karşımıza çıkan olasılıklara bakar onlara göre
hayatımıza, gidiş istikametimize yön vermeye çalışırız.
Yanılırız. En doğal olanda bu değil mi?
Yanılmak tabii bir gerçeklik değil midir?
Bazen yanılmalarımız, yanılgılarımız bizlere doğruyu göstermez mi?
Yanılgılarımız bizleri olgunlaştırır.
Her yaptığımız iş, her gittiğimiz istikamet, tutunduğumuz her dal, doğru bildiğimiz her doğru, doğru
olmayabilir.
Yanılıyoruz. Yanılmak nefes almak gibi en tabii bir haldir.
Yanılgılar dünyasında yaşıyoruz.
Yanılgılarımızla varız. Onlarla var olduğumuzu anlarız. Her gittiğimiz istikametin, her adımladığımız
yolun, hayatımıza giren her insanın bizlerde yanılgılar yaşatmadığını düşünsenize.
Yanılmasaydık doğruyla yanlışı nasıl ayırt edecektik?
Hayatımızda yanılgılarımız olmasaydı bizler her şeyi doğru bilecek, yanlışın yanlış olduğunu asla
öğrenemeyecektik.
Tıpkı siyahın beyazı anımsatması gibi. Siyahı yaşamımıza almasaydık beyazın beyaz olduğunu
kavrayamayacaktık.
Yanılgılarımız bizlere doğru istikameti gösterir.
Beyazı daha iyi algılamamızı sağlar.
Burada asıl olan hata ile yanılmayı birbirinden ayırt etmektir.
Elbette hata yaparız. Hatalarda yanılgılar gibi hayatımızın içerisinde var olurlar. Ancak hatalar
kendimizden ihtiraslarımızdan, kaprislerimizden, kıskançlıklarımızdan, çekememezliklerimizden
kaynaklanırsa burada yanılgıda ki gibi doğruyu bulmamız gerçekleşmez. Bu sebepten oluşan hatalar
yaşam çizgimizde tedavisi mümkün olmayan yaralar açabilir.
Bizler yanılgılarımızla iç içe geçmişizdir. Yanılgılarımız bizlere adeta bir istikamet çizer, yön gösterir.
Yanılgılarımız olmasaydı yaşamımız ne kadar sıkıcı ve bir o kadar da sıradan olurdu. Monoton bir
yaşamın içerisinde ilerliyor olurduk.
Yanılgılarımızla anlarız doğrunun, doğru olduğunu. Karşımıza çıkan insanların bizlerde bıraktığı derin
yanılgı izlerini hissetmeseydik, duyumsamasaydık bir adım ilerimizde karşımıza çıkacak olan insanı
nasıl gözlemleyebilecektik?
Yanılgılarımız insanları ve yaşamı daha iyi okumamızı, kavramamızı, test etmemizi sağlar.
Yanılgılarımıza bakarak gittiğimiz hayat yolunda ilerisini daha net ve şeffaf görür, insanları yaşam
çizgimize dahil etmede daha dikkatli ve titiz oluruz.
Yanılmasaydık yanılmanın ne olduğunu anlayabilir miydik?
Yanılmasaydık hayatın, yaşamın ne olduğunu bilebilir miydik?
Yanılmasaydık yaşamdaki doğru çizgileri kavrayabilir miydik?
Yanılgılarımız yaşamımızdaki birer yön işaretleri gibidir. Her yanılmamızda aslında doğru yönün neresi
olduğunu gözlemleyebiliyoruz.
Hayatın her alanında, her noktasında yanılgılarımız olduğu gibi aşkta da yanılgılar yaşarız. Aşkta ki
yanılgılarımız olgunlaştırır bizleri. İnsanoğlunun en büyük sarayı kabul edilen kalbimiz bu yanılgılarla
şekil alır, biçim değiştirir ve ehlileşir.
Aşkta yanılgılar belki de insanın en büyük yanılgılarıdır. Doğru insan dediğimiz kişinin bizlerde bıraktığı
hayal kırıklığını yaşarken, aşkta yanılgının nasıl bir durum olduğunu anlarız. Bunu anlamak, algılamak
kişiden kişiye değişir. Kimisi bu yanılgının etkisini çabuk atlatırken kimisi de yaşadığı yanılgının hayal
kırıklığını üzerinden uzun bir süre atamaz.
Aşkta yanılgılarımız bazen bizi karşı cinse soğutur. Bakış açımızı değiştirir. Uzun bir süre kabuğumuza
çekilmemize neden olabilir. Yaşama küseriz. Hayattan bir tat ve haz alamayız.
Bir diğer açıdan bakıldığında ise aşkta yanılgılarımız bizleri aşka karşı ehlileştirir. Doğru insanı
bulmamızda işaret çubukları gibi rol oynar. Adımlarımızı neye göre ve nasıl atacağımız yönünde daha
bir kararlı ve temkinli olmamızı sağlar.
Zaman zaman da yanlış bir insana aşık olmanın bedelini ağır ödeyen bir insan yanılgının dayanılmaz
ağırlığı altında ezilir, iki büklüm yaşamını devam ettiren bir insanın halini alır.
Yanılgılarımız bizlere birçok şey öğretir. İnsanlara, yaşama, aşka bakış açımızın değişmesini sağlar.
Yaşamda hiç yanılgıya düşmeyen bir insanla, ömrünü hep yanılgılarla geçiren bir insanın ruh hali çok
farklıdır.
Yanılgılar yaşayan bir insan daha da bir ehlileşir, hayata ve insanlara bakışı daima değişkenlik gösterir.
Hep titizdir. Seçici davranır. İnsanları gözlemlemesi suyun damıtılmasındaki titizliği andırır. Hep
temkinlidir. Bir tartı aleti gibi kullanır akıl ve mantığını. Ölçer biçer ve ona göre karar verir.
Yaşamında yanılgıya düşmeyen bir insan ileride yanılgıya düştüğünde duvara toslayan bir araç gibi
darmadağınık bir hal alır. Doğrunun ne olduğunu bulmak yerine, kendi hayal kırıklığı içerisinde
bocalar kalır.
Yanılgılarımız bizi şekillendirir. Yaşamımıza yön verir. İnsanları ve olayları daha iyi kavramamızı ve ona
göre hareket etmemizi, istikamet çizmemizi sağlar. Yanılgılarımızla var oluruz bizler.
Yanılgılarımız olmasaydı hayatımız nasıl olurdu?
Yanılgılarımızdır yaşamımızı şekillendiren.
Yanılgılarımızla biçimleniriz.
Yaşamı bir dantel örtüsü olarak düşündüğümüzde her attığımız yanlış bir ilmek bizleri doğru ilmeği
atmamıza götürür.
Yanılgılarımızla doğruya doğru şekillenir yaşam biçimimiz.
En büyük yanılgılarımız aşktaki yanılgılarımızdır. Aşktaki yanılgılarımız götürür bizleri doğru olana. Her
aşk yanılsamamızda doğru insanın krokisini çizeriz zamanla kendi içimizde ve belleğimizde.
Geceyi koynumuza aldığımız gibi aşktaki yanılgılarımızı da alırız koynumuza.
Bazen de biz isteriz yanılgıyı. Bile bile, körü körüne ateşe yürüyen insan gibi bir hale bürünürüz.
Aşkta ki yanılgılarımız bizleri adeta kendisine çağırır. Önce biz adım atarız. Hislerimizin,
duygularımızın, ihtiraslarımızın peşi sıra sürüklenerek gireriz aşk yanılgılarımıza doğru. Adımlarımızı
gittikçe hızlandırır, kalbimizin adımlarıyla beden adımlarımız birbirini kovalar. Bir yarış halini alırlar.
Kapandaki yiyeceği almak için kapanın kapan olduğunu fark etmeden kapana kapılan bir kuşun halini
andırır halimiz. Düşeriz. Düştüğümüzde ise çok geç olmuştur. Fark etmek hiçbir şeyi değiştirmez.
Yanılgılar dünyasında yaşıyoruz. Hangi yöne dönersek dönelim yanılgılarla karşı karşıya kalıyoruz.
Yaşamımızın bir parçasıdır yanılgılarımız.
Doğru insanı bulmak için hep yanılırız.
Yanılmak insanoğlunun doğasında vardır. İçimizde var olan bir hissimizi nasıl ki körleştiremediğimiz,
içimizden çıkarıp atamadığımız gibi yanılmak eğilimine giden yanılgı hissimizi de çıkartıp atamayız.
Yanılgılarımızla şekillenir yaşam çizgimiz.
Ben yanılgılarımızı tarlada ilerleyen bir kaplumbağanın yoluna çıkan tümseklere benzetirim.
Kaplumbağanın yoluna çıkan tümsekler yön gösterir gideceği istikamete. Her bir tümsek yanındaki
düz yolun işaretleridir.
Yanılgılarımızla buluruz varacağımız hedefimizi. Gittiğimiz aşk istikametinde, yolumuza çıkan yanlış
kalp tümsekleri doğru istikametin habercisidirler.
Her yanılgı tökezlemesinde gerçek sevgilinin kalbine doğru düz bir yol belirir yaşam çizgimizde.
Ve her yanılgıda olduğu gibi aşk yanılgısında da yeniden ehlileşir, doğru kalbe yol alırız.