Kaleme aldığım her bir güzel sözü, mırıldandığım her bir şarkıyı ve yazdığım her bir şiiri farklı kadınlara adamalıyım. Her bir şiiri farklı bir kadına adayarak yazmak, her bir şiirde yeniden aşık olmak, farklı düşler arasında gezinmek gibi bir haz verir insana.
Sizce böyle bir durum mümkün olur mu?
Mırıldandığınız her bir aşk şarkısında bir başka kadını sayıklar mıydınız? Yazdığınız her bir aşk şiirini başka başka kadınlara mı adardınız?
Gözünüzün gördüğü her güzel kadına bir şiir mi yazmak isterdiniz yoksa her aşk şiirinize bir güzel kadın mı arardınız?
Şiirlerinizi, karşınıza çıkan her güzel kadına armağan eder miydiniz?
Şiirler ve aşklar arasında kopmaz bir bağ var. İnsanın doğasında var olan aşk, şiirle buluştuğu zaman uğruna adanan kadın, erkeğin düşler ülkesinde hep baş köşededir. İnsan, iki saç ayağı üzerine kurulmuş bir binayı andırır. Aşk ve şiir. Kadın bu iki duygunun tam orta yerindedir. Aşkın ve şiirin var olmasını sağlayandır. Şiirleri kadınlardan koparamadığınız gibi, kadını da şiirlerden ayrı düşünemez ve düşleyemezsiniz.
Aşk, şiir ve kadın birbirini tamamlayan halkalar gibidir. Şiirler biriktirmek zihin dağarcıklarınızda.
Doyumsuz, zihinlerde tat bırakan aşk şiirleri kaleme almak güzel kadınlar adına.
Ben şahsen her şiirde bir başka kadın görmek isterdim satırlarımın arasında. Her şiirimi bir başka kadına adamak, kalbimin dokunduğu her bir kadına bir şiir bırakmak isterdim zihin dudaklarımdan.
Her şiirimde bir başka kadının tenini, kokusunu, göz rengini, dokunuşunu, incinmesini, kırılmasını, tebessümünü, sevecenliğini bulmak isterdim. Her bir şiirdeki kadın, bir başka şiirdeki kadına benzememeli. Her yönüyle, her haliyle farklı tatlar ve hazlar bırakmalı dimağımda.
Sabah buğusunu andıran gözleri, gözlerinin rengi, bakışlarındaki ateş parçacıkları, saçlarının savrulmasındaki rüzgarın esnekliği farklı farklı olmalı benim kendilerine şiirler kaleme aldığım kadınlarım.
Şiirler yazmalıyım, doyumsuz ve haz dolu. Her bir şiirde bir başka kadına aşık olmalıyım, bir başka kadına aşık olmamda yeniden bir şiir yazmalıyım.
Her bir şiirde kıvraklığı ile akıl alan, göz süzmesiyle kalp durduran, duruşundaki endamıyla yürek hoplatan bir kadına aşık olmak isterdim. Her bir şiirde başka bir kadın olmalı ve her kadına bir şiir düşmeli.
Her şair bütün aşk şiirlerini bir kadına mı yazmıştır yoksa her gördüğü güzel kadına mı bir şiir atfetmiştir.
Şairler sadece bir kadına mı şiir yazmalılar yoksa karşılarına çıkan her bir güzel kadına bir şiir mi kaleme almalılar.
Siz şair olsaydınız her gördüğünüz güzel kadına bir şiir yazar mıydınız, yoksa bütün şiirlerinizi sadece bir tek kadına mı atfederdiniz?
Kadın şiirin hamurudur. Kadını şiirden çıkardığınız zaman şiir, şiir olmaktan çıkar. Şiirin özüdür kadın.
Ben en çok şairlerin aşk şiirlerini bir kadına nasıl bir duyguyla yazdıklarını merak ederim. Gördükleri her güzel kadının iç alemine, duygu dünyasına girip, oralarda gezinerek mi doyumsuz aşk şiirlerini yazıyorlardır?
Kadın, kutsal olduğu gibi yazan şair tarafından topluma bırakıldığı için kadına yazılan şiirde kutsaldır.
Bu açıdan bakıldığında, her kadın kendisine yazılan enfes aşk şiirlerini hak ediyor mudur?
Yani her güzel kadına bir şiir yazılmalı mıdır?
Aşık olunmayı hak eden bir kadın kendisine aşk şiiri yazılmayı da hak ediyor mudur?
Aşk mı şiiri kendisine çeker, şiir mi aşkın yolundan gider?
Sizleri bilmem ama ben her güzel kadına bir şiir yazmak isterdim.
Gözlerini süzerim kadının, sonra gerdanında, yanaklarında gezinip, boynunun kıvrımlarına geldiğimde bir süre kelimelerimle orada gezinirim. Ben en çok boynu ince, uzun, kekik kokan kadınlara şiirler yazmak isterdim.
Her şiire bir kadın, her kadına bir şiir düşer benim dünyamda. Kadınlar şiir gibidir. Serbest nazımla yazılan, hiçbir kafiyesi, ulağı olmayan tüm çıplak duygularla kaleme alınan şiirleri andırırlar. Gece karanlığında parlayan bir yıldızı çağrıştırır bir kadının gözleri. Ateşten bir çemberi andırır duygu ve düşleri. İçerisinden geç geçebilirsen.
Şiirler yazmalıyım, kafiyesiz, ulaksız, kuralsız. Her kadına bir şiir olsun isterim gece yarısı düşlerini andıran.
En çokta bir kadının gerdanında kaybolmak isterim. Bir şiiri andırır o ince, kıvrak, esnek, kıvrımlı beyaz yer. Sadece bir kadına değil, gerdanı güzel olan her kadına bir şiir yazmak isterim. Şiirler adarım gün kokan, ince, kıvrak, esnek, beyaz gerdan sahibi kadınlara.
Dışarı da kar var. Zaman zaman tipi vuruyor camlara, evlerin kuytu köşelerine.
Ve ben biraz daha sokuluyorum içimi ısıtan güzel gerdanlı kadınlara yazdığım şiirlerime.
Aykırıyı seven, aykırılığa koşan şiirlerim olmalı benim. Gördüğüm her aykırı güzel kadına yazabileceğim bir şiir taşımalıyım dağarcığımda.
Şiir yüzlü aykırı kadınlarım olmalı benim. Gördüğüm bütün güzel aykırı kadınlara yazdığım şiirlerimi bir kitapta topladığım gibi bütün kadınlarımı da kalbimin bir köşesinde toplamalıyım. Onlara, kalbimin köşelerinde kalacakları odalar, saraylar hazırlamalıyım.
Kadınlarım ve şiirlerim olmalı benim.
İnce, beyaz, kıvrımlı gerdanı olan aykırı kadınlarım ve kafiyesiz şiirlerim olmalı dağarcığımda.
Kadınlar tanımalıyım bütün duyguları ile beni sarıp sarmalayan, bedenlerinin sıcaklığı ile duygularının sevecenliği hep bana doğru akan. Birbirinden renkli, birbirinden değişik tatlarda, gözlerinin rengi ile tenlerinin rengi uyumlu kadınlarım olmalı.
Bir ırmak kenarından sekerek ilerleyen ceylanları andıran kadınlar görmeliyim. Kıvrak, endamlı, ince, beyaz gerdanlı kadınlar tanımalıyım. Ağızda dağılan bir lokumu anımsatmalı tenleri. Uyku mahmurluğunda bile çekici, istekli, arzulu bakışları olmalı. Ve her birine ayrı ulaksız, kafiyesiz yazdığım şiirlerim olmalı zulamda.
En çok ela gözlü, çakır yüzlü kadınlarım olmalı. Bakışlarıyla eriten, beni kendine çeken, olduğum yere adeta mıhlayan şiir yazılası kadınlar çıkmalı karşıma. Her birinde ayrı bir tat, doyumsuz lezzetler duyumsamalıyım şiirlerim adına. Ve her bir şiir yazdığım ela gözlü, çakır yüzlü kadın, bir önceki kadını unutturmalı tüm çekiciliği, dişiliği ve şehvetiyle.
En çok kıvrak kadınlar çıkmalı karşıma. Alımlı, salınan, bedenlerindeki şehvet ve haz ateşi dudaklarıyla birleşmeli. Ağızlarından çıkan sözcükler, beni kendisine doğru kamçılamalı ve çekmeli.
Kıpkızıl bir gecenin içinden, aydınlık bir sabaha götüren, gün yüzlü, kıvrak, ela gözlü, çakır kadınlarım olmalı.
Sevgisiyle başımı döndüren, aşkıyla vuran, bakışlarıyla eriten, denizin en derin diplerinde gezdirir gibi, ruhunun ve teninin kıvrımlarında gezdiren kadınlar tanımalıyım.
Sarıp sarmaladığı zaman tüm acılarımı alan, ruhuma ve bedenime bir ferahlık, bir dinginlik, engin bir sevecenlik bırakan ela gözlü, çakır yüzlü kadınlar tanımalıyım yaşam çizgimde.
Tıpkı içimi ısıtan şiirlerim gibi olmalı her biri. Evet şiirlerim olmalı. Haz duyduğum, keyif aldığım, dimağıma lezzet bıraktığım şiirler biriktirmeyim dağarcığıma.
Kadınlarım. Evet. Kadınlarım olmalı. Her bir şiirime denk düşen her biride birbirine benzemeyen, ayrı güzellikte kadınlar tanımalıyım.
Ellerini tutmalıyım, yumuşak, ipeksi, pamuk gibi ellerini. İnce uzun olmalı parmakları. Dokunduğumda içime bir ferahlık, şehvani bir haz katacak ince, uzun parmakları olan kadınlar denk gelmeli şiir yolumun üzerine.
Sabahın mahmurluğu üzerinde olan, akşamın çekiciliği bedenini sarıp sarmalayan çakır yüzlü kadınlar bulmalıyım. Şiirler yazmalıyım ellerine. İpeksi, pamuğu andıran, dokunduğumda yumuşaklık aldığım şehvani hazlar veren ince, uzun parmaklı kadınlar çıkmalı karşıma.
Şarkılar dinlemeliyim başı omuzumda olduğu halde. İnce, uzun parmakları avuçlarımın içerisinde olsun. Ela gözleriyle gözlerime bakan ve bana şiirler yazdıran kadınlar tanımalıyım.
Her şiire bir çakır yüzlü kadın denk gelmeli. Her ela gözlü, ince, kıvrımlı gerdanlı kadına bir şiir dokumalı içten ve sevecen duygularla.
Uzun uzadıya sevdalarım olmalı, bir bahçenin içerisinde birbirinden renkli çiçeklerin, güllerin ve meyve ağaçlarının karışımını andıran.
Gökyüzünde, ayın etrafını çepeçevre saran yıldızları andıran sevdalar sarmalamalı etrafımı.
Bir sabah alacasında yüzleri birbirinden güzel, ela gözlü, çakır yüzlü, ince uzun parmaklı, ak gerdanlı sevdalılarım düşmeli yol güzergahlarıma.
Kadınlarım olmalı bir kısrak gibi diri. Aşklarım olmalı birbirinden değişik hazlar veren. Kadınlarım olmalı sevecen, ince ruhlu, ince ipeksi parmaklı, ela gözlü, çakır yüzlü.
Birbirine benzeyen, zevkleri ve hazları farklı olan kadınlar dokunmalı yaşam kıyılarıma.
Ve ben doyumsuz hazlar duyumsamalıyım kızıl bir gün ortasında.