Toksik kavramı dilimizde zehirli anlamına gelmektedir. Toksikoloji, zehir bilimidir ve bir şeyin zehirli olup olmama durumunun dozuna bağlı olduğunu söylemektedir. Örneğin, su gibi yararlı bir şey insan tarafından aşırı dozda tüketildiğinde bir zehre dönüşebilir ve su zehirlemesine sebep olabilir. Herkes tarafından zararlı olduğu bilinen pek çok kimyasal madde ise kontrollü dozlarda kullanıldığında bir ilaca dönüşebilir, hastalığımıza çare olabilir.
Modern yaşamdaki düzen bizi daima güçlü ve mutlu görünmemiz konusunda zorluyor. Daima pozitif olmak gerekliymiş algısı yaratıyor. Daha uyumlu, sevecen, güçlü görünmek, bulunduğumuz çevrelerce kabul edilmek, onaylanmak ve sevilmek için her şeye pozitif bakan pembe gözlüklerle geziyoruz.
Sağlıklı bir pozitif bakış açısı kazanabilmek kıymetlidir. Fakat pozitif olalım derken gerçeklerden kaçıyor, kendimize sahte bir duygu dünyası inşa ediyorsak işte bu toksik olandır. 
Yaşamda zıtlar bir aradadır. Mutluluk ve keder kol koladır. Acı deneyim ve olumsuz duyguları görmezden gelmek, onlarla yüzleşmekten kaçınmak bize anlık rahatlamalar sağlasa da uzun vadede içimizde bir zehir gibi birikecek ve bu toksik pozitiflik hali günden güne bizi zehirleyecektir. Sağlıklı pozitif bakış açısı, acı deneyimlerle ve olumsuz duygularla yüzleşip onların geçici olduğunu bilerek sorunlara çözüm odaklı yaklaşabilmektir. Acı ve kederi saklamak değil; onları da yaşamak, ifade edebilmek ve onlarla baş etme becerileri geliştirebilmektir.
Toksik pozitiflik nasıl anlaşılır?
•    Problemlerle yüzleşmekten kaçınmak ve onları yok saymak
•    Gerçek hislerini kendisinden bile gizlemek
•    Daima mutluluk maskesiyle gezmek
•    Üzüntü, öfke gibi duygular hissettiğinde kendini suçlamak
•    Acı ve kederi küçümsemek, onlardan utanmak
•    Ağlamayı zayıflık olarak görmek
•    Güçlü insanların daima mutlu göründüğü yanılgısı
•    Sosyal medyada abartılı şekilde pozitif paylaşımlar yapmak
Bu saydıklarım benzerleriyle çoğaltılabilir. Eğer bunlardan birkaçı bile sizde varsa toksik pozitif olma yolunda emin adımlarla ilerliyor olabilirsiniz. 
Sağlam bir yüzleşmenin ve sağlıklı bir pozitif bakış açısı kazanmanın çoktan zamanı gelmedi mi? 
Pembe gözlükleri çıkaralım ve Polyannacılık oynamayı bırakalım mı? Ne dersiniz?
“Kendini kötü hissetmekte sorun yok.
Deneyimlerden kalma yara izlerini üzerinde taşımakta sorun yok.
Berbat durumda olmakta sorun yok.
Kenarı kırık bir fincan olmakta sorun yok. Bir hikâyesi olanlar o fincanlardır.” 
Matt Haig