Yoksa siz de “Ah, nerde o eski bayramlar…” diye iç geçirenlerden misiniz?
Bayramların eskisi gibi coşkuyla kutlanmadığı konusunda ben de sizinle hemfikirim. Şöyle bir çocukluğumdaki bayramlara bakınca bunun aksini söylemek mümkün değil zaten. Bütün ailenin toplanması, uzaktaki sevdiklerimizin yamacınızda olması, kalabalık sofralar, bayramlıkların giyilip süslenilmesi, sabahtan akşama kadar çıkılan şeker toplama merasimleri, harçlıklarla ne alınacağını düşünürken oluşan heyecan ve daha bir sürü neşe veren an; hepsi birbirinden kıymetli.
Bugünse modern dünya ve yeni iş yapma biçimleri bizi öyle yoruyor öyle bütün yaşamımızı kaplıyor ki bayram tatillerini fırsat sayıp, nefes almak için birer araç olarak kullanıyoruz. Haliyle artık bayramlarda çoğu zaman rotayı memlekete, köyümüze değil deniz kıyılarına, turistik bölgelere çeviriyoruz. E bir de zorunda hissettiği için ziyarete gelen ama halinden hiç de memnun olmayan gergin, negatif akrabaların sınırları aşan soru ve sohbetlerini düşününce pek de haksız sayılmayız sanki bu rota tercihimizde.
Bütün bunlardan sebep ben eski bayramları özleyenlere de memlekette bayram kutlamak yerine tatil beldelerine gidenlere de hak veriyorum. Bu iki seçenek arasında kalmayan tek şanslı kesimse memleketi tatil beldesi olanlar sanırım. Hem bayram kutlayıp sevdiklerini ziyaret ediyorlar hem de turistik gezi yapmış oluyorlar.
Her ne kadar eskisi gibi olmasa da ben bayramların birleştirici gücüne çok inanıyorum. Bu yüzden olağan dışı bir şey olmadıkça bayramlarda rotam memlekete dönüktür. Sevdiklerimizle bir araya gelip onlara vakit ayırmak için, özellikle de aile büyüklerimizi ziyaret etmek için önemli bir fırsat olduğunu düşünenlerdenim. Günlük telaşlar, iş koşturmacaları derken farkında bile olmadan sevdiklerimizi ihmal edebiliyoruz. En azından bayram gibi özel günlerde sevgimizi ve ilgimizi sevdiklerimize göstermek için çaba sarf etmeliyiz. Çünkü sevdiklerimiz yanımızdaysa eğer ‘bayram’ bayram olur ancak.
Sevildiğimizi görmek, değerli hissetmek, sıcak bir sarılma, sevecen bir sohbet, samimi bir sofra, bizim için uzaklardan geldiğini bildiğimiz bir misafir ve bazen de bir bakış, bir gülüş iyi gelir hepimize. Bayram bütün bunlar olduğunda bayramdır. Üstelik bunlar varsa her günümüz bayram olur. Birbirimizin ruhuna iyi gelmiyor, kalbini sıcacık yapamıyorsak bir araya gelmek de anlamsızdır.
Gelin, bu bayram iyi gelelim birbirimizin kalbine.
Gülten Akın diyor ya;
“Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya” diye.
Biz şöyle bir duralım ve ince düşünelim bu bayram.
Bayramımız kutlu olsun!