Geçen hafta sizlere zekanın geliştirilebilir bir yapı olduğundan söz etmiştim. Zekanın düzeyinden çok nasıl kullanıldığını önemsememiz gerektiğini; çaba, disiplin, çalışmak gibi emeğe dayalı kavramların yetenek ve zekadan daha kıymetli olduğunu vurgulamıştım.
“Zeki insan” denildiğinde aklınıza nasıl biri geliyor?
Bu “zeki insan” hangi tür özelliklere sahip?
Ben size yaygın bir kanıdan örnek vereyim. Günümüzde halk arasında “zeki insan” denildiğinde çoğunlukla akıllara akademik olarak başarılı insanlar geliyor. Çocuklar için de durum benzer. Derslerinde (özellikle matematikte) başarılı çocuklar zeki olarak lanse ediliyor; derslerinde yeterince başarılı olamayan çocuklara ise yeterince zekaya sahip değilmiş gibi bir önyargıyla bakılıyor. Oysa bu doğru, adil ve yeterli bir tanımlama olmuyor.
Zekâ denince tek bir şey anlamak doğru değil. Çünkü insan zihni oldukça karmaşık ve komplike bir yapı. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki zekayı sınıflara(türlere) ayırmamız mümkün.
Zekâ türleriyle ilgili çalışmalardan biri Harvard Üniversitesi’ndeki bilimsel çalışmacılardan olan Amerikan psikolog Howard Gardner tarafından 1983 yılında ortaya konuyor. Gardner’ ın bu çalışmasından “Çoklu Zekâ Kuramı” ortaya çıkıyor. Bugün ülkemizde bu kuramdan yola çıkarak geliştirilmiş “Çoklu Zekâ Ölçeği” okul psikolojik danışma ve rehberlik birimleri tarafından çocuklara yapılabiliyor. Bu ölçek, çocukların hangi zekâ türünde daha gelişmiş olduğu hakkında bize fikir veriyor. Bu fikirler de çocuğu daha iyi tanımamızı ve onu daha sağlıklı yönlendirmemizi sağlıyor.
Çoklu Zekâ Kuramı
Çoklu zekâ kuramında Gardner, zekânın tek olduğunu fakat kendi içinde sınıflara ayrıldığını söylüyor. Her bir zekâ türünün de istenirse üzerine düşerek geliştirilebilir olduğunu ifade ediyor. Bu kuramda 8 farklı zekâ alanından bahsediliyor. Gelin, bu alanlar ne imiş şöyle bir bakalım.
1.Sözel-Dilsel Zekâ (Verbal-Linguistic Intelligence): Kişinin, dili kullanma yeteneği ve potansiyelini ifade eder. Bu zekâ türü gelişmiş kimseler, ana dilini hem yazılı hem sözlü olarak etkili kullanabilirler. Çünkü bu kişilerin okuma, yazma ve konuşma becerileri gelişmiştir.
Yazarlar, hatipler, şairler, siyasetçiler, dil bilimciler ve benzer mesleklerde başarılı olmuş kişilerin sözel zekâsı ön plandadır. Bu zekâya sahip olanlar en iyi konuşarak, işiterek ve kelimeleri görerek öğrenirler.
2.Mantıksal-Matematiksel Zekâ (Logical-Mathematical Intelligence): Bu zekâ türü gelişmiş olan kişiler; sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç elde etme, sebep-sonuç ilişkileri kurma, problem çözme, soyut düşünme, akıl yürütme, kritik düşünme gibi zihinsel işlemleri diğer bireylere göre çok daha doğru, hızlı ve kolay yapabilirler.
Matematikçiler, bilgisayar programcıları, istatistikçiler, mühendisler, ekonomistler, bilim insanları güçlü vd. bir mantıksal-matematiksel zekâya sahiptirler. Bu zekâ türü gelişmiş olanlar en iyi kategorilere ya da sınıflara ayırarak, genelleme yaparak, hesaplayarak, mantık yürüterek ve soyut ilişkiler üzerinde çalışarak öğrenirler.
3.Görsel-Uzaysal Zekâ (Visual-Spatial Intelligence): Görsel-uzaysal zekâsı gelişmiş olan kişiler, hayal gücü güçlü, sanat etkinliklerine yatkın, tasarım yapmayı seven, ayrıntıcı, perspektif algılamaya sahip bireylerdir. Görsel sunuları izlemeyi severler, görsel etkinliklerle daha kolay öğrenirler.
Ressam, mimar, tasarımcı, karikatürist, çizer, fotoğrafçı ve resim öğretmenliği gibi meslekler bu zekâ boyutuna sahiptir. Denizde rotasını tayin eden kaptan, pilotlar, heykeltıraşlar, ressamlar ve mimarlar görsel zekâya sahiptir. Üç boyutlu düşünme bu zekâ türünün en önemli özelliğidir.
4.Müziksel-Ritmik Zekâ (Muzical-Rhytmic Intelligence): Ses, ritim, melodi ve müzik zekâsı olarak ifade edilebilir. Sesler, notalar, ritimler, melodilerle düşünme, farklı sesleri tanıma ve ayırt etme yeteneği ile ilgili bir zekâ boyutudur. Müziksel zekâsı ön planda olan kişiler bazen hiç eğitim almadan bir enstrümanı çalabilir; notalarını bilmediği müzikleri sadece dinleme yoluyla öğrenip çalabilirler.
Müzisyenler, besteciler, ses kayıt ve düzenlemeciler, söz yazarları, ozanlar, müzik öğretmenleri, orkestra şefleri gibi meslek elamanlarında bu zekâ boyutu baskındır. Bu zekâ türüne sahip olan bireyler en iyi ritim, melodi ve müzikle öğrenirler.
5.Bedensel-Kinestetik Zekâ (Bodily-Kinesthetic Intelligence): Kinestetik zekâsı gelişmiş olan kişiler jest ve mimiklerini adeta ustalıkla kullanırlar. Bu sayede, duygu ve düşüncelerini anlatma konusunda başarılıdırlar. Bedensel zekâ alanı ön planda olan bireyler, el becerisi gerektiren işlerde başarılıdırlar; zihin ve beden bağlantısını çok başarılı bir şekilde kurabilirler.
Balerinler, sporcular, heykeltıraşlar, mimarlar, pandomim sanatçıları, operatörler, teknisyenler, aktörler, el işleri ile ilgilenenler bu zekâya örnek gösterilebilirler. Bu tür zekâya sahip olan bireyler en iyi yaparak-yaşayarak, dokunarak ve hareket ederek öğrenirler.
6.Sosyal Zekâ (Interpersonal Intelligence): Bireyler arası zekâ olarak da ifade edilebilir. Sosyal zekâ, bireysel veya toplumsal davranışları iyi analiz etme, iyi iletişim kurma becerileriyle ilgilidir. Sosyal zekâsı gelişmiş olan kişiler, karşısındaki insanın duygularını anlama ve hatta yönetme konusunda başarılıdırlar.
Politikacılar, sosyal hizmet uzmanları, danışmanlar, öğretmenler, iletişim uzmanları, antropologlar, psikologlar, rehberler, psikolojik danışmanlar bu zekâ alanına sahip bireylerdir.
7.İçsel Zekâ (Intrapersonal Intelligence): Bireysel ya da öze dönük zekâ olarak da ifade edilir. İnsanın kendi duygularını, düşüncelerini, tepkilerini tanıma ve değerlendirebilme becerisini gösteren zekâ alanıdır. Özgürlüğüne düşkün olan bu bireyler, bireysel olarak çalışmaktan hoşlanırlar. Bu zekâsı gelişmiş bireyler kendi duygularıyla nasıl baş edebileceğini bilme, kişisel problemlerini çözme, kendi hedeflerini belirleme, disiplinli olma, kendine güvenme gibi özellikleri gelişmiş kişilerdir. Kendilerinin zayıf ve güçlü yönlerini iyi tanıdıkları için başkalarının yardımına ne zaman ihtiyaçları olduğunu da bilirler.
Din adamları, psikologlar, düşünürler, liderler içsel zekâları güçlü olan bireylere örnek verilebilir.
8.Doğacı Zekâ (Naturalist Intelligence): Doğa zekâsı, doğayı büsbütün yorumlama becerisiyle ilgilidir. Bu zekâya sahip olanlar doğal kaynaklara ve sağlıklı bir çevreye ilgi duyarlar, flora ve fauna' yı (bitki örtüsü ve hayvan yaşamı) tanırlar ve bu yeteneklerini üretken biçimde kullanabilirler.
Botanik, zooloji, kimya, biyoloji, çevrebilim doğa ile ilgili temel öğrenme alanları gibi görülse de mühendisliğin bazı dalları (jeoloji, maden, petrol, inşaat vb), fotoğrafçılık, tıp, dağcılık, izcilik gibi alanlar doğacı zekâ ile ilgilidir. Doğayı ve doğada olup bitenleri gözleme, alan ve çevre gezileri, doğa yürüyüşleri, doğa sporları, doğadaki ve sınıftaki her türlü varlıklar, ekolojik çalışmalar, okul bahçesi ve sınıftaki hayvanlar, bitkiler, bireyin kendinin farkındalığı, sınıftaki öğrenme penceresi gibi yaklaşım ve etkinliklerle bu zekâ boyutuna sahip bireyler daha iyi öğrenebilirler.
Çoklu zekâ kuramına sonradan eklenen ve üzerinde çalışılan 9.zekâ alanı da “Varoluşsal Zekâ” olarak isimlendiriliyor. Fakat eklenmesiyle ilgili pek çok tartışma olduğu ve kuramın ilk halinde bulunmadığı için burada bu zekâ alanından söz etmedim, bilginize.
Çoklu zekâ kuramından özetle bahsettikten sonra size birkaç sorum var.
Sizce hangimiz daha zekiyiz?
Sizce matematik dersinde başarılı olmayan bir çocuk yeterince zeki olmadığı için mi başarısız?
Sizce artık yaygın “zeki insan” tanımlamamızı değiştirmemizin vakti gelmedi mi?