En çok “vazgeçme” derler bize.
Vazgeçmek; yenilgi, başarısızlık, istikrarsızlık, tutarsızlık, güçsüzlük, pes etmek gibi pek çok olumsuz kavramla özdeşleştirilir. Oysa vazgeçmeden yola devam etmek ne kadar kıymetliyse, bir şeylerden vazgeçmek de o kadar kıymetlidir. Yeter ki kararlarımızı alırken aklımız ve kalbimizin rotasından şaşmayalım.
Peki, neden böyle düşünüyoruz?
Neden vazgeçemiyoruz dersiniz?
Bu noktada “konfor alanı” mız devreye giriyor. Adının konforlu olduğuna bakmayın. İyi hissetmediğimiz, bize iyi gelmeyen alışkanlıklar da var orda. Konforu; öngörülebilir, kontrol edilebilir olmasından geliyor. Bu alandaki dertler, sıkıntılar bile bize cazip geliyor. Çünkü onları yakından tanıyoruz ve onlarla kendimizce baş etme yöntemleri geliştirmişiz. Oysa yeni dertler ve sıkıntılar öyle mi? Onları baştan tanımamız ve yeni baş etme yöntemleri geliştirmemiz gerekiyor. Bu da daha söylerken bile kulağa hiç konforlu gelmiyor.
Konfor alanı; alışkanlıklarımızın, rutinlerimizin olduğu tanıdık bir alan. Orada kalmak değişim oluşturmamızı ya da risk almamızı gerektirmiyor. Halimizden çok memnun olmasak bile tanıdık, bildik olan yoldan gitmek bize güvende hissettiriyor. Bildiğimiz, alışık olduğumuz yolu kontrol etmek de zor olmuyor, çünkü bu yolda karşımıza pek de sürpriz çıkmıyor.
İşte bu yüzden bazen zor olsa da daha iyisi için risk almamız, alışkanlıklarımızı değiştirmemiz, konfor alanımızdan çıkmamız gerekir. Kötü olandan, zarar verenden vazgeçmezsek yerine iyi ve yararlı olanı da koyamayız. Pes etmeden, kararlılıkla vazgeçmeden yola devam etmek ne kadar erdemli bir duruşsa vakti geldiğinde vazgeçip risk almak da o kadar erdemlidir. Burada önemli olan ne istediğimizi, koşulları ve imkanları gerçekçi bir şekilde değerlendirip, doğru analiz edebilmektir.
Yani lafın kısası; yaşamda neyden ne zaman vazgeçeceğimiz çok önemlidir. Bugün size bir davetim var. Gelin, vazgeçelim!
Bizi yiyip bitiren hırslarımızdan
Geçmiş hesaplaşmalarımızdan
Ön hesaplarımızdan
Sağa sola etiket yapıştıran ön yargılarımızdan
Fayda güden tavrımızdan
Hoşgörüyü yergi sanan egomuzdan
Yersiz kontrol çabamızdan
Yıpratıcı çıkışlar yapan öfkemizden
Gelin, vazgeçelim!