Öğrencilerin ve ebeveynlerin sabırsızlıkla beklediği YKS’ ye sayılı günler kaldı. Bu yıl 17-18 Haziran tarihlerindeüniversite öğrencisi adayları eğitim ve meslek yaşamları için kritik bir sınav olan YKS’ ye katılacaklar.
YKS gibi önemli sınavlar söz konusu olduğunda ilk aklımıza gelen şeylerden biri de kaygı oluyor. Çünkü çok doğal olarak performans göstermemiz gereken her şeyde olduğu gibi sınav öncesi ve sınav sırasında performans kaygısı yaşayabiliyoruz. Bu yüzden “sınav kaygısı” deyip sınav ve kaygıyı eşdeğer kavramlarmış ya da kardeş kavramlarmış gibi ifade etmek pek de hoşuma gitmiyor doğrusu. “sınav kaygısı” demek yerine “performans kaygısı” demek daha yerinde ve doğru bir ifade aslında. Ama alışılageldiği üzere ve neyden bahsettiğim daha iyi anlaşılsın diye ben de bu yazının başlığında olduğu gibi pek çok sefer “sınav kaygısı” demek zorunda kalıyorum.
Bu konuda bir başka kavram kargaşası da “kaygı” ve “korku” arasında oluyor. Çoğu zaman bu iki kavramı birbirinin yerine kullanıyoruz. Oysa kaygı ve korku çok başka şeylerdir. Korkuda fiziksel varlığımızı tehdit eden unsurlar vardır. Yani somut bir şey bize korku yaşatabilir. Bu yüzden de korktuğumuzda tepkilerimiz çoğunlukla kısa süreli ve şiddetlidir. Kaygıyı ise tamamen kendi olumsuz düşüncelerimiz sonucu üretiriz, fiziksel varlığımıza bir tehlike yoktur. Kaygının kaynağı belirsizdir.Bu yüzden de çoğunlukla uzun sürer. Örneğin; Köpekten korkan birinin sokağın başında bir köpek gördüğünde gösterdiği tepkiler korku tepkileridir. Daha sonraki günler aynı sokaktan geçerken sanki karşısına köpek çıkacakmış gibi düşünüp benzer korku tepkileri göstermesi de kaygıdır. Duygularımızı, tepkilerimizi tanır ve doğru adlandırırsak onlarla baş etmek de kolaylaşıyor. Gelin biraz kaygı nedir, neden oluşur ve onunla neler yapabiliriz bir bakalım.
Kaygı; bireyin kötü bir şeyler olacakmış düşüncesi ile yaşadığı aşırı bir uyarılmışlık halidir.Sınav kaygısı ise; bir sınav öncesi ya da sınav sırasında var olan performansın etkili biçimde kullanılmasına engel olan yoğun endişe halidir.
Kaygı Vücudumuzda Ne Yapar?
Olumsuz düşünceler aklımıza geldiğinde vücudumuz harekete geçmek için hazırlanır ve alarm sistemini devreye sokar. Alarm sistemi devreye girdiğinde iki seçenek vardır; savaşmak veya kaçmak. Bu durumda vücudumuz bize gerekli olduğunu düşündüğü adrenalin, kortizol gibi bazı hormonları salgılamaya başlar. Bu hormonlar kalbin daha hızlı çalışmasını ve kaslara daha fazla kan pompalamasını sağlar. Bu durumda kaslar oksijene daha fazla ihtiyaç duyar ve nefes alışverişimiz hızlanır. Bu bizi uyarılmış ve tehdit gördüğümüz şeye odaklanmış hale getirir. Bu sırada kan mideden çekilir.Bu da mide ağrısı, mide bulantısı ve midemizde kelebeklenmeye sebep olabilir. Diğer pek çok vücut fonksiyonları ise çalışmaz olur. Bu sırada yeme ihtiyacı hissetmeyiz, uykumuz varsa kaçar. Ağzımız kurur ve yutma güçlüğü yaşarız. Ardından vücut yoğun çalışmaktan ısınır. Haliyle de ısınan vücut soğumak ister ve terleme başlar. Tüm bunların beraberinde kan damarları genişler ve yüzümüz kızarır. Fazla oksijen alımından dolayı da bayılacakmış gibi ya da sersemlemiş hissedebiliriz.
Sınav Kaygısının Nedenleri
Sınav hazırlık aşaması:Sınava yeteri kadar hazırlanmadıysak sınav öncesi ve sırasında kaygı yaşamamızçok doğaldır. Sınava yeteri kadar çalışmış olsak bile sınava büyük anlamlar yüklediysek yine kaygı yaşamamız doğaldır.
Fizyolojik ihtiyaçların doğru biçimde karşılanmaması:Düzenli bir uyku rutinimizyoksa ve uykumuzu sağlıklı şekilde alamıyorsak ya dasağlıksız besleniyorsak dikkatimizin belirli bir konu üzerinde yoğunlaşması çok zordur. Bu da performansımızı düşürür ve kaygıya yol açar.
Sınav hakkında oluşturulan olumsuz düşünceler:Sınav öncesi oluşturulmuş, sınav hakkındaki olumsuz düşüncelerimiz sınav kaygısının oluşumundaki en önemli nedendir. “Sınav çok zor olacak”,“Ben başaramam”, “Sınavım kötü geçecek” gibi olumsuz düşüncelerimizi, olumlu ve yararlı düşüncelerle değiştirmeliyiz.
Düşünce hatalarımızı düzeltebilirsek kaygımızı da azaltabilir ve kontrol altına alabiliriz.
Sınav öncesinde yaptığımız en büyük düşünce hatalarından biri geleceği okumak oluyor. “Sınavım kötü geçecek”, “Kesin çok heyecanlanacağım”,” Bildiklerimi unutacağım” gibi sınav anına yönelik kesin hükümler verip moralimizi bozuyor ve kaygımızı yükseltiyoruz. Oysa hiçbirimiz gelecekten gelmiyoruz ve o anda neler olabileceğini kesin olarak önceden bilmemiz mümkün değil. Önemli olan gerçekçi bir bakış açısıyla önlemler alabilmek.
Bir diğer düşünce hatamız zihin okumak oluyor. Ailemizin, öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın ve çevremizde değer verdiğimiz bütün insanların zihnine girip bakmışız gibi onlar adına kendimizle ilgili olumsuz düşünceler geliştiriyoruz. “Ailem sınavımın iyi geçmeyeceğini biliyor ve bana güvenmiyor”, “Arkadaşlarım benim aptal olduğumu düşünüyor” gibi olumsuz yargılarla kendimize baskı kuruyoruz. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu sevdiğimiz ve değer verdiğimiz insanlar adına zihnimizde konuşmak yerine onlarla açık ve samimi sohbetler yapmak.
Yaşamda pek çok konuda olduğu gibi sınav öncesinde de “kişiselleştirme” başımıza bela düşüncelerden oluyor. Sanki her olumsuz durumun kaynağı veya sebebi bizmişiz gibi kendi üstümüze geliyoruz. “Her şey benim yüzümden oldu”, “Sınavım iyi geçmezse bu sadece benim hatam” gibi olumsuz düşünceler bizi suçlu hissettiriyor. Oysa sınava hazırlanan kişi hatalar yapmış olsa bile hazırlık süreci bir ekip işidir. Aile, öğretmen ve öğrenci birlikte yol alır. Sınav sonucu ne olursa olsun öğrenci başta olmak üzere sorumluluk ortaktır. Yapılan hatalar varsa hep beraber çözüm bulunmalı ve yine beraber harekete geçilmelidir.
Kendimizi olumsuz kalıplarla etiketlemek de sınav öncesinde kaygıyı artıracaktır. “Ben başarısızım”, “Ben zeki değilim”, “Ben tembelim” gibi etiketlemeler kendimizi yetersiz ve değersiz hissetmekten başka hiçbir işe yaramaz.
YKS gibi yaşamımız için önemli sınavlar söz konusu olduğunda “ya hep ya hiç” mantığıyla hareket etme hatasına sık düşüyoruz. Sanki sınavdan istediğimiz sonucu alamazsak dünya başımıza yıkılacak ve bütün kapılar yüzümüze kapanacak gibi hissediyoruz. Oysa yaşamda her şeyin bir çözümü veya başka yolu mutlaka vardır. Önemli olan hatalarımızdan ders çıkartıp, uzman desteği alarak yola daha bilinçli ve farkındalıklı devam edebilmektir. Unutmayın YKS her yıl tekrarlanan bir sınav.
Biliyorum ki YKS’ ye yalnızca genç arkadaşlarım katılmıyor. İleri yaşlarda olup hayalleri için bu sınava katılanlar da var. Özellikle yeni bir yol veya kişisel gelişimi için bu sınava katılacak olan kadın arkadaşlarımı cesaretlerinden dolayı ayrıca tebrik ediyorum, yolunuz açık olsun.
Başta genç arkadaşlarım olmak üzere YKS’ ye katılacak olan herkese gönülden başarı dilerim. Sevgiler…