Bir yıl daha bitiyor.
Bir yıl daha ömrümüzden gidiyor.
Zaman hızla akıyor.
Böyle düşününce insanın içine garip bir hüzün yerleşiyor. Sanki pek çok şey yapabilirmişiz de yapmamışız ya da yapamamışız gibi. Yaşamın zengin deneyimlerinden payımıza çok az şey düşmüş gibi. Bir şeyleri farklı yapsak sanki zaman farklı akacakmış gibi. Hani o geçmişi düşündüğümüzde hepimizin içine zaman zaman yayılan sinsi “keşke” hissi gibi. Ha bu arada o hiçbir şeyden pişman olmadığını iddia eden insanlara asla inanmayın. Onlar da mutlaka bu sinsi keşkelerden nasibini alıyor da itiraf edemiyorlar. Keza hiç keşke dememek, hiç pişman olmamak insan olmanın doğasına aykırı.
Zamanın hızlı akışına, bütün bu sinsi keşkelere, pişmanlıklarımıza rağmen fark etmemiz gereken bir şey varsa o da her zamanın, her yılın, her yaşın kendine has güzelliklerinin ve deneyimlerinin olduğunu bilmektir. Yaşadığımız an’ a tam odaklanıp, zamanın hakkını verebilmek yapabileceğimiz en iyi şey olur. 
Her yıl, her yaş, her deneyim bizden bir şeyler alıp götürse de-en başta zamanımızı alırlar- görebilene pek çok hikmetli öğreti de bırakır. “Şimdiki aklım olsa öyle yapmazdım.” ları bırakıp aklımızın da zamanın içinde yoğrulan bir değer olduğunu, onun zamandan bağımsız işlemediğini kabul edip, geçmişten ders alıp geleceği hayal edip, bugünü yaşamanın tadını çıkarmamız gerektiğini hepimiz kendimize ara ara hatırlatmalıyız.
Lafı çok uzatmadan Özdemir Asaf’ın çok sevdiğim “YAŞ” şiiriyle sizi baş başa bırakıyorum. Onun dizelerinde kendinizden çok şey bulacağınıza eminim.
YAŞ
YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.
YAŞ 13 Annemle babamın el ele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.
YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.
YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.
YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.
YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.
YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.
YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.
YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.
YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.
YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.
YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.
YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.
YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.
YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 64 Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.
YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.
YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına baş ağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.
YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.
“Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum”
Özdemir Asaf
Peki ya siz hangi yaşta ne öğrendiniz?