Ünlü Yunan matematikçi Pisagor dışardan sıradan bir kupa bardak gibi görünen, içerdense farklı bir düzeneğe sahip olan ve günümüzde kendi adıyla anılan “Pisagor Adalet Kupası” nı icat etmiştir. Bu kupa bardağa “Kendini Bil Bardağı” da denilmektedir.
Bardağın içerisine belli bir noktaya, sınıra kadar su doldurup içebilir, onu sıradan bir bardak gibi kullanabilirsiniz. Fakat bardağın içerisinde bulunan bu sınırı geçip daha fazla su doldurursanız su, bardaktaki sifon etkisi yaratan özel mekanizma sebebiyle altından sızdırıp tamamen boşalacaktır. Yani bu bardağın adaletine göre daha fazla su içmek isterken elinizdekinden de olmanız kaçınılmazdır.

Pisagor’ un kupası bize yaşamdaki adalet değeri hakkında çok şey söylüyor. Yalnızca bununla da kalmıyor açgözlülüğün kişiyi elindeki imkanlardan da edeceğini vurguluyor. Şükür etmeyi bilmemenin, elindekine değer vermemenin, vakti gelmeden ve hak etmeden daha fazlasını istemenin ne kadar zararlı olabileceğini sembolize ediyor. Hani eskilerin dediği gibi pirince giderken elindeki bulgurdan da olmak meselesi.
Hemen bir parantez de açayım tabii yanlış anlaşılmamak adına. Elimizdekinden daha fazlasını hiçbir zaman istemeyelim, elimizdekiyle daima yetinelim demek değil bu söylediklerim. Elimizdekinin kıymetini bilelim, onların varlığına şükür edelim; aşırılıktan uzak duralım ve hakkımız olmayan şeyler konusunda hırsımıza, arzularımıza kapılıp sınırlarımızı aşmayalım. Eğer elimizdekinden fazlasını istiyorsak da -ki bu çok normal- istediğimiz şeyleri hak-hukuk gözetmeden almaya çalışmak yerine, onlar için emek vermeyi, çaba sarf etmeyi, daha fazlasını hak etmeyi sağlayalım.
Hayat Aşırılığı Sevmez
Yaşamdaki her alanda, her konuda saklı bir denge vardır. Kişi kendi yaşamında dengeyi sağlayamazsa huzur ve mutluluk onun için bir hayal olacaktır. Yaşam, kendini geri çekip varlığını ortaya koymayan insanları da kendini fazlaca ortaya atıp varlığını ispata uğraşan insanları da ödüllendirmeyecektir. Duygularını, aklını ve içgüdülerini bir arada dengeli ve ahenkli bir hale getirebilenleri ödüllendirecektir.Çünkü hayat aşırılığı sevmez. Sınırlarını bileni, ortada ve dengede olanı sever.
Kendini Bil!
Pisagor’ un icat ettiği kupaya “Kendini Bil Bardağı” da dendiğini söylemiştim. “Kendini bil!” öğretisi pek çok kadim düşüncede mevcuttur. Örneğin; ünlü filozof Sokrates bu öğretiyi hem kişinin sınırlarını, haddini bilmesi hem de kendini, özünü tanıması anlamında salık vermiştir. Benzer bir anlayışa İslamiyet’teki tasavvuf düşüncesinde ya da Budizm’ de de rastlamak mümkündür.
Kişisel Sınırlar
Geçen hafta yazımda kişisel sınırları ele almıştım. Pisagor’ un bardağını bu konuyla da ilişkilendirebiliriz. Eğer vakit varken kişisel sınırlarınızın aşıldığını hissettiğiniz anda nazikçe tepkinizi ortaya koyar daha fazla ileri gitmemesi gerektiğini ona söylerseniz tıpkı bardaktaki gibi gereken sınırda insanları tutmuş olursunuz. Zamanında müdahale etmezseniz de yine bardakta olduğu gibi sınırlarınızı aşan insanlar karşısında dolup taşarsınız. Bu da vaktinde yapılmış küçük müdahalelerle iyileştirilebilecek ilişkileri dönülmez bir noktaya taşıyacaktır.
Sonuç olarak görüyoruz ki Pisagor’ un bardağı bize yaşama dair önemli değerlerle ilgili pek çok mesaj veriyor. Bir bardaktan bile eğer istersek öğreneceğimiz ne kadar çok şey olduğunu görebiliyor musunuz?