Herkese merhaba

Çok uzun zaman sonra klavyem ve ekranımla konuşmaya karar vermişken, sohbet alanımız biraz daha büyüsün diyerek, tam da işimizin bam telinden ses vermek istedim.

Canım iletişim, ah iletişim...

Hepimizin etrafı çok ses ve çok hareketten ibaret. Kalabalıkların içinde tek başınayız bazen. İşleri berbat etmek ya da mükemmel kılmak arasında gidip geliyoruz. Bu cümleyi çok fazla duyduğum zaman arasında, kelimeler de yazılı kaynağa dönüşüversin diye başlıyorum hazırsanız.

İletişim Kurmak Sanat mıdır?

İş yaşantısı ve sosyal ilişkilerin derinleşmesinde doğru ve başarılı iletişimin yeri sorguya pek de açık değil.

Kendini doğru ifade etmek, kendini tanımaktan geçiyor aslında. Bunu bildiğimizi düşünerek yazıya devam edelim isterdim ama kendini tanımak demişken, kendimi kandırmamam gerektiğini düşündüm şimdi. Tam da sizlerle doğru iletişim kurmak isterken..

Her şekilde gelişen iletişimin içinde denge o kadar önemli ki..

Atalarımız hep haklı ama hep! Çuvaldızı önce kendine. Çünkü hepimiz bazen kendimizi duymuyoruz.

Tam da orası işte. Başta kendimizi sonra karşımızdakini kandırdığımız pek çok anın elbette ki farkındayız. Beraberinde de altını çizmeliyiz ki; İletişimin başlangıç noktası kişilerin kendini güvende hissetme arzudur. Bu yüzden önce, kendinle kurduğun iletişimde kendini güvende hissetmekle başlamalısın.

Deneyelim

Yaşamı anlamsız sorunlarla yönlendirirken, dümenin sende olduğunu unutmuş olmalısın. Kimse kontrol mekanizması gibi her an her şeye dikkat etmek zorunda değil. Bunu bazen kendimize fısıldadığımızı biliyorum. Fakat fazlasıyla iletişimden söz edilen bir çağda iletişimsizliğin baş köşede olması da ironi sayılmaz mı? Halbuki elimizde öylesine güçlü bir anahtarı tutuyorken.. O sanat kapısını açmak bu kadar zor olmamalı.

Kimseyi değiştirmeye çalışmak gibi bir kaygımız yok.  Sadece kendinden başladığın dönüşüm ile kimlerin hayatında olması gerektiğini belirlersen belki başka bir frekansta kulağına çalınan şarkı senin şarkın olacak. DENEYELİM.

Dile gelsin içimizdeki iletişim sanatı. Desin ki;

Daha iyi bir problem çözme yolu bulmalısın.

Yanlış anlaşılmaya ve anlamaya engel olmalısın.

Ön yargını yanından uzaklaştırmalısın.

Mutlu, gülümseyen sözcükler kullanmalısın.

Ne söylediğine değil, nasıl söylediğine bakmalısın.

Tavsiye veren değil, anlayan ve dinleyen olmalısın.

Empati kurabilmeli, eleştirilere karşı açık olmalısın.

Bilmelisin; Sözlere odaklandığımız kadar sözsüz ifadeler de konuşur her zaman.. Hepsi mükemmel bir bütün.

Sezen’in de dediği gibi:

“Hiç oyunsuz, sorunsuz

Ne bir eksik ne bir fazla..”