-Nasılsın?

-İyiyim. Sen nasılsın?

-Ben de iyiyim.

Gün içerisinde bu kısa ve yüzeysel diyalog ne kadar da çok geçiyor farkında mısınız?

Âdettendir deyip, nezaketen birbirimize hâl hatır sorup duruyoruz. Biri hâl hatır sormadan direkt konuya girerse alınıp güceniyoruz.Oysa çoğu zaman ne sorarken samimiyiz ne de cevaplarken. Ezbere, kalıplaşmış soru cevaplardan ötesi değil bunlar.

Kim sorsa iyi olduğumuzu söylüyoruz.

Peki gerçekten iyi miyiz?

“İyi olup olmadığımızı nasıl anlayacağız?” diye soruyorsanız bu yazıyı mutlaka sonuna kadar okuyun derim.

İşte size adeta iyi olmanın formülü niteliğinde bilgiler.

Pozitif psikoloji alanında çalışmalar yapan Carol Ryff’ a göre psikolojik iyi oluş halindeki bireyin 6 özellik taşıyor olması beklenir.

1.Yaşam Amacı

İnsanı harekete geçiren en güçlü motivasyon hedefleri ve amaçlarıdır. Yaşamımızı daha anlamlı kılmak için amacımızın olması şarttır. Eğer bir yaşam amacımız olmazsa geleceğe dair umudumuz ve inancımız da kalmaz. Bu durum da bizi iyi olmaktan uzaklaştırır.

2.Kişilerarası Olumlu İlişkiler

İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır. Doğduğumuz andan itibaren dış dünyayı ilişkilerimiz üzerinden algılarız. İletişimde olduğumuz insanlar tarafından kabul edilmek, değer görmek, sevilmek, sayılmak isteriz. Bu istekler aynı zamanda bizim temel sosyal ihtiyaçlarımızdır. Bu ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için etrafımızdaki insanlarla olumlu ilişkiler geliştirmemiz gerekir. Aksi halde kendimizi dışlanmış, değersiz, yalnız ve hayal kırıklığına uğramış hissederiz.

3.Kişisel Gelişim

Her birimiz dünyaya bir potansiyelle geliriz. Kendi potansiyelimizi yani yetenek ve ilgi alanlarımızı keşfetmemiz gerekir. Bu keşfi yapamazsak içimizdeki saklı potansiyel bizi içten içe yiyip bitirir. Sonuç olarak kendimizi de değişime, gelişime kapatmış oluruz. Canı hiçbir şey yapmak istemeyen, huysuz, tatsız birine dönüşüveririz. Bu yüzden yetenek ve ilgi alanlarımızı fark etmemizi sağlayacak yeniliklere ve farklı aktivitelere açık olmalıyız.

4.Özerklik/Otonomi

Her ne kadar sosyal bir varlık olsak da başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü kendi düşüncelerimizin önüne koymamalıyız. Kendi standart ve prensiplerimizi belirlemeli, kendi doğrularımızla hareket etmeliyiz. Bir karar alırken güvendiğimiz insanların fikrini sormamız ve bu fikirlerden etkilenmemiz çok normaldir. Fakat kendi yaşamımızla ilgili son kararları özerk bir şekilde kendimiz alabilmeliyiz. Aksi halde kendimize olan saygımızı yitiririz ve başkalarına bağımlı bir hayat süreriz. Yani kısaca kendi hayatımızın dümenine kendimiz geçmeliyiz.

5.Çevresel Hakimiyet

Kendi yaşamımızı elbette önemsemeliyiz. Fakat dünyanın da bizim etrafımızda dönmediği kesin. Bizim yaşamımız akarken çevremizde de bir akış vardır. Günlük hayat içinde bizim dışımızda gelişen pek çok sorunla karşılaşırız. Bu sorunları olgunlukla karşılamalı ve çözüm üretmeye yönelik hareket edebilmeliyiz. Yani kendi istek ve ihtiyaçlarımızı unutmadan çevremizde olup bitenleri de düzenleyip, yönlendirebilmeliyiz. Problem çözme becerimizi geliştirip, kendi yaşamımızla çevremizdeki yaşamı uyumlu hale getirebilmeliyiz.

6.Öz Kabul

Kendimizin en acımasız eleştirmeni yine kendimiziz. Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı çoğu zaman kendimize göstermiyoruz. Başkasının hatasını affetmekte üstümüze yok. Ama sıra kendi hatalarımıza gelince kendimizi suçlayıp duruyoruz. Oysa insan doğası gereği kusurludur ve bu kusurlar bizim en anlamlı parçalarımızdır.

Kendimizi olumlu, olumsuz bütün özelliklerimizle kabul edebilmeliyiz. Her insan gibi kusurlarımızın olduğunu kabul edip onlarla yüzleşebilmeliyiz. Bu yüzleşme olmadan kusurlarımızı düzeltmek de mümkün olmaz ve kendimizle kavgamız bitmek bilmez.

Orhan Babanın da dediği gibi

“Hatasız kul olmaz.”

  Hatanla sev kendini.