Herkese merhaba.

 Yazdığınız mesajları okuyor, ortak dili konuştuğumuz her satırda bu buluşma için mutlu oluyorum. Farklı olduğunu düşündüğümüz her konu için de sorguluyor farklı bir anlam çıkarmaya, sizleri anlamaya çalışıyorum. Birbirimizi yavaş yavaş tanımaya başladık. Eleştirilerinize de katıldığınız cevaplara da açığım. Karşılıklı kıymet vermek ve doğru iletişimi kurmak sadece mesleki detaylarda değil, hayatın her adımında o kadar önemli ki..   İletişimin en güzeli bunu karşılıklı olarak sağlayabilmek olduğu için burada da yeni bir parantez açmalıyız diye düşündüm. Aslında doğru olan cümle şu;

Çoğu zaman  " anlaşılmadığımızı " düşündüğümüz bu çağda ‘dinlemek’ için ayrı bir parantez açmak gerekir... Kendimizden ödün vererek dinlememiz gerekir. Bu şekilde sağlıklı iletişimin önünü açmış oluruz. Sadece karşımızdaki insanlara cevap verebilmek için değil, onları anlayabilmek için dinleme alışkanlığı kazanabilirsek huzurlu ve güven hissinin olduğu bir ortama olanak vererek mutlu oluruz.

Temel nokta olarak da dinlediğimiz zaman eleştirmenin ve eleştirilmenin tabularını yıkar, iletişim kopukluğunu yok etmiş oluruz.

Özgüvenli olmak adına bir paylaşımda bulunmuştuk geçen hafta biliyorsunuz. Burada dikkat etmek istediğim eleştiriye de açık olmak..

‘Eleştiriye kapalı olmak özgüven eksikliği midir?’ diyelim şimdi de.

İlk yanıt benden olsun, siz yanıtlarınızı bana gönderin lütfen.

Değişim eleştiri ile başlar dostlarım hem de özeleştiri ile.

Tahammülsüz olduğumuz, başkalarının bizden farklı noktada düşünmesinden dolayı rahatsız olduğumuz durumlarda inandığımız şeylerin doğruluğuna da gölge düşürmüş, kendimiz ile çelişmiş oluyoruz. Tahammülsüzlük yine kendi içindeki çelişkilerin bir uzantısı olarak çıkıyor olabilir. Kendinden, doğrularından, düşüncelerinden kopuk olmanız inandığınız şeylerden şüphe duyduğunuz için olabilir.

Hep söylediğimiz bir şey var. Hayattaki asıl amacımızın başarılı olmaktan ziyade kendin olmak olduğunu unutma. Seni çevreleyen enerjinin hayat ışığın olduğunu unutma. Eleştirilsek de, doğrularımız sorgulansa da, kendi sorgularımızın arasında sıkışıp kalsak da kendin olmayı unutma.

Bakın çok iyi okullardan mezun olmak, çok iyi bir iş başarısı yakalamak sizin kendiniz için en iyisi olduğunuzu mu ifade eder? Elbette ki hayır. Gelişim uzun bir yoldur. Asla sonu yoktur.

Cevapları hep dışarıda aradığımızı biliyoruz. Kendin olmaya fırsat verdiğin vakit, sen aslında bu dünyaya, adınla hangi yeteneklerle geldiğini anlayacaksın. Doğrularını önce kendi içinde eleştirecek, yanlışlarına tahammül edecek ve inandığın doğrunun ispatı için kendin olacaksın.

Eleştirilere açık, tahammülsüzlüğü kapı dışına atarak yaşamak, dış onaya ihtiyaç duymamak, mükemmeliyet peşinde koşmamak ve tüm bunlarla başkalarını da her durumda eleştirmemek, her durumda kendin olmak besleyicidir, bunu göreceksin..

En sevdiğiniz yerde son söz gelsin öyleyse. Eski Sirach yazıtına göre " Dinlemeyi seversen, bilgi kazanırsın ve eğer kulak kabartırsan akıllı olursun. "

Geri dönüşleriniz için teşekkürler, sevgilerimle..