Gazetemizden takip etmişsinizdir; Eczacılar Odası Başkanı Harun Lekesiz vatandaşları internet üzerinden ilaç satın almamaları konusunda uyardı.
Evet, durum o noktaya kadar geldi. Artık internetten ilaç satılıyor.
Gerçi şaşılacak bir durum yok. Telefon, bilgisayar, araba, ev derken artık hemen her şeyi internette buluyoruz.
Çok eski bir internet kullanıcısıyım. Sanal ticaret diye adlandırılan bu yöntemi doğduğu günden beri takip ediyorum.
Sanal ticaret maliyetlerinin gün be gün ucuzlaması ile birlikte hemen her sektör bu büyük dünyada yerini almaya başladı.
İnternet artık telefonlarımıza kadar girdi. Cebimdeki telefon sürekli olarak internete bağlı. Daha çok elektronik postaları takip etmek ve iletişim için telefonumdaki interneti kullanıyorum.
Güvenlik açısından, henüz internet ticareti için telefonların elverişli olmadığını söyleyebilirim.
Kontrol mekanizmalarının yetersiz kaldığı internet aleminde hemen her ürünün reklamını yapabilirsiniz.
Televizyonlara kıyasla daha kapsamlı bir dünyadan bahsediyoruz.
Rekabet Kurumu, RTÜK gibi kurumlar radyo ve televizyonları kontrol edebiliyorlar fakat söz konusu internet olduğunda bu sanıldığı kadar kolay değil.
Kontrolün zor olması nedeniyle sanal alemde dolandırılmak daha mümkün hale geliyor.
Yalan mı yok?
Bir internet sitesi kurup, adı sanı duyulmamış herhangi bir ürünü, bakanlık onaylı ISO belgeli diye binlerce kişiye yutturabilirsiniz.
İnternet sitesi kapanıp, satışları durdurulana kadar geçen süre zarfında, dernek kurmaya yetecek mağduru bir araya toplayabilirsiniz.
Diğer bir deyişle, interneti kötüye kullanan ve insanları dolandıran kişilerin sayısı öylesine arttı ki, artık haber bültenlerinde internet dolandırıcılarını da sık sık işitir olmaya başladık.
Adı üstünde "sanal", var olduğu sanılan ama gerçekte (fiziki olarak) var olmayan bir ortamdan bahsediyoruz.
Bu konuyu birkaç başlıkta incelemek lazım; kredi kartı dolandırıcılığı, sahte ve zararlı ürünler, sahte hizmetler, zararlı yazılımlar vesaire gibi bu listeyi uzatabiliriz.
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, aklımıza neredeyse takılan her sorunun cevabını internette arar olduk.
Bir ara moda olmuştu, yabancılardan “100 bin dolar kazandınız” elektronik postaları geliyordu. Sonra biz Türkler bunu aldık geliştirdik! İşin sonu, “bu gönderiyi 10 kişiye iletmezsen başına çok kötü bir olay gelecek”e kadar vardı!..
Millet olarak üretimden ziyade tüketimden yana olduğumuzdan olsa gerek, batıdan esen rüzgara kendimize göre bir yön vermeye bayılıyoruz.
Ayda 40 kilo vermenin hayal olmaktan çıktığı bir sanal ticaret çılgınlığından bahsediyoruz.
Tamamen hayal ürünü yani sanal olan bir ticaret sistemi sayesinde ayda değil 40 kilo, 80 kilo bile verebilirsiniz! Yeter ki siz paradan haber verin!..
Tekrar, Eczacılar Odası’nın dikkat çekmeye çalıştığı konuya dönelim.
"Sahte ilaçlar..."
Sahtekarlar yoğun şekilde kullandıkları, "gücünüze güç katın" dediği "güç arttırıcı" haplardan tutun da, "en kısa yoldan ayda 40 kilo vermek elinizde" diyerek hiç duyulmamış ilaçları kullanıcılara önerilebiliyorlar.
Bu elektronik postalara veya reklamlara kanıp paralarını kaptıranların sayısı ise hiç azımsanacak gibi değil.
Bu ilaçları talep ettikten sonra kullanıcıların eline ulaşmaması ise hiçbir şeyi değiştirmiyor. Çünkü kullanıcı şikayet edecek bir yetkili bulamıyor.
Zira parasını kime kaptırdığının farkına bile varamıyor!
Velhasılıkelam, devir internetten dolandırılma devri...