Şairlerin devlet büyüklerine şiir yazdıklarına edebiyatı ve edebiyat tarihini bilen herkes şahit olmuştur. Gelenlere methiye, ölenlere mersiye yazmak divan edebiyatımızda geniş bir yer tutar. Bu halk edebiyatımızda da böyledir. Âşık ve ozanların bu konudaki şiirleri hepimizce malûmdur. Gelenek, bugün de aynı şekilde devam etmektedir.
Şairlerin eserleri arşivlenirken, halk tarafından devlet büyüklerine söylenen anonimleşmiş eserler yok denecek kadar azdır. Benim görebildiğim kadarıyla Cumhuriyet döneminde bir devlet büyüğü için söylenmiş ve anonimleşmiş eser bulmak mümkün değildir. Birçok şair, ozan ve âşığın Atatürk için söylediği ağıtlar ve şiirler bulunmaktadır. En çok bilinenlerinden biri Âşık Veysel’in “Atatürk’e Ağıt” şiiridir. Ayrıca Adnan Menderes için Necip Fazıl’ın “O Zeybek” isimli bir şiiri bulunmaktadır. Ama bunların hiçbiri anonim hüviyeti taşımaz. Netice olarak halk tarafından yazılan ve sonra da yazanı unutulan, halka mal olmuş bir çalışma mevcut değildir.
Adnan Menderes’e Yakılan Ağıdının Bulunuşu:
Ağıt, ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi olarak tarif edilebilir. İslâm öncesi Türklerde “sagu” olarak bilinirken İslâmiyet’le birlikte “mersiye” olarak da adlandırılmıştır.
Köyde büyüdüğüm için ağıtlar kulağımda ninniler kadar yer tutar. Hüznü yaşayan bir millet olduğumuzdan ağıtlar yaşanılan acıların sesi olarak her daim yanımızdaydı. Cenaze evlerinde, sohbetlerde ve özellikle kına gecelerinde sık sık ağıt dinlediğim olmuştur. Dinlediklerimin birçoğu bugün bile ezberimdedir. Kına gecelerinde gelinlerin başları övülürken gelini ağlatmak için en acıklı türküler, ağıtlar söylenirdi.
Annemle eski günler ve acılar üzerine konuştuğumuz birgün birkaç da ağıt söylemişti. Ben bunları hüzünle dinlerken birinin içinde “Menderes” ismi geçti. Tamamını dinlediğim ve anneme sorduğumda ağıdın asılan başbakanımız merhum Adnan Menderes için yazıldığını öğrendim. Hemen bu ağıdı bilen ninelere koşup kaydetmeye başladım. Birkaç dörtlüğünü unutsalar da altı dörtlüğü derlemeyi başardım. Onlardan öğrendiğime göre bu ağıt Adnan Menderes’in asıldığı sene söylenmeye başlamış.
Türk milleti mazlumu, haksızlığa uğrayanı bağrına basar. Rahmetli Menderes’de de aynı durum tekerrür etmiştir. İdama üzülen halk, Menderes’in eşinin ağzından aşağıda zikrettiğimiz ağıdı oluşturmuştur. Ağıt kına gecelerinde ve köy odası sohbetlerinde sık sık okunur olunca hâkim irade bu ağıdın söylenmesini yasaklamış ve o günden sonra söylenemez olmuş. Uzun senelerini, anılarını yasak ve baskılarla dolduran milletimin temiz kalpli nineleri, ağıdı bana aktarırken bile her yerde okumamam için tembihliyorlardı. Bütün araştırmalarıma rağmen ağıdı yazan kişinin adını öğrenemedim. Nerede ve nasıl oluşturulduğu konusunda kesin bilgiler bulamadım. Başka bir yerde söylenildiğini de duymadım. Sadece annem Döndü Çarboğa, Fatma Altundağ ve Halime Göktürk’ün hafızalarında kaldığı kadarını kayıt altına alabildim. İnşaallah ağıdın tamamı bulup yayımlamaya da Rabbim izin verir.
MENDERES’E AĞIT
Aman adayların halı
Bankasında buğday dolu
Menderes’i asıyorlar
Yok mu bunun çifte oğlu?
Masasında yazı yazar
Gözlerini süze süze
Sabahınan ipe gider
Polisinen geze geze
Ektirmiş de yiyememiş
Biçtirmiş de giyememiş
Sicim boynuna geçince
Oğlum, kızım diyememiş
Çingen ipini sallıyor
Saat kolunda pallıyor
Asılmaya gider iken
Üç defa elin sallıyor
Akan suyun durusuyum
Kadersizin birisiyim
Geri durun astsubayım
Menderes’in karısıyım
Adayların peceleri
Uzun olur geceleri
Menderes’i yıkamamış
İstanbul’un hocaları
* Adaylar: Menderes’le beraber asılacak olan kişiler.
*Kaynak: Fatma ALTUNDAĞ, Döndü ÇARBOĞA, Halime GÖKTÜRK
*Derleme:: Kenan ÇARBOĞA