Yozgat’ın havasından mıdır yoksa suyundan mı bilinmez, artık memleketimizde nerdeyse hiç usta yetişmiyor. Usta derken, bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimselerden bahsediyorum.
Konu deneyim ve becerileri bir başkasına aktarmak olduğunda paylaşmayı sevmiyoruz. Aslında sırf Yozgat’ın değil, Anadolu insanının genel sıkıntısı da bu.
Usta-çırak ilişkisi dendiğinde akla ilk olarak sanayi siteleri gelir. Ağaç, taş, elektrik, boya, motor gibi birçok zanaatta ustalaşmış insanları bir arada bulabileceğiniz en yakın yer sanayi siteleridir.
Bugün Yozgat sanayi sitesine gittiğinizde yaş ortalamasının yükseldiğini, geriden gelen gençlerin sayısının azaldığını görüyorsunuz.
Belki vaktiyle “elimdeki zanaatı öğretirsem işimden olurum” veya “işi öğrenirse gider karşıma dükkan açar bana rakip olur” psikolojisi ile hareket eden ihtiyar ustalarımız bugün çırak bulamamaktan yakınıyorlar.
Gerçi bu yazdıklarımı neredeyse hepimiz biliyoruz.
Esas anlatmak istediğim konuya geleyim.
Yozgat’ta bazı mesleki kurslar açılıyor. Vaktiyle Halk Eğitim Merkezlerinin aracılık ettiği kurslar oldu.
Şimdilerde Yozgat Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, Gençlik Merkezi bazı zanaat kurslarına aracılık ediyor.
Autocad, Photoshop gibi kurslarla meraklılarını meslek edindirmeye çalışan merkez, geçtiğimiz hafta sonu, Bozok Üniversitesi Fotoğraf ve Sinema Topluluğu ile birlikte temel fotoğrafçılık üzerine ders programı düzenledi.
Tabi burada; üniversiteli gençlerin, Seyfi Çelikkaya gibi uzun yıllar fotoğraf makinesi deklanşörünü eskitmiş, mesleğini sanata dönüştürmüş bir ustadan ders almak istediklerini öğrendiğimde mutlu olmuştum.
Tahmin edeceğiniz üzere, Seyfi hoca gençleri kırmadı ve hafta sonu düzenlenen kursta gençlere deneyimlerini aktarmaya başladı.
Fotoğraf sanatçısı Selim Durak kardeşimin de tecrübelerini genç arkadaşlarına aktarmak için orada bulunduğunu söylemeden geçecek değilim tabi ki…
Ne olursa olsun, emeğe saygım var.
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Bunu hepimiz biliyoruz.
Paylaşmaya çalışan insanlara yardımcı olalım ki, uzun yıllar yoğrulan tecrübeler, beceriler yeni kuşaklara geçsin.
Bugün Yozgat’ta Seyfi hoca gibi kendi zanaatlarında ustalaşmış çok sayıda insan var. Aynı zamanda Selim gibi, genç yaşına rağmen belirli bir mesafe kaydetmiş değerlerimiz de var.
Bunlar ve bunlar gibi nice zanaatkarlarımız var.
Tabi ki sahip çıktığımız ve kıymetlerini bildiğimiz sürece…
Umarım gençlik merkezi, faaliyet alanını genişletir ve mesleklerinde zirveye ulaşmış hemşerilerimizin gençlere ışık tutmalarına vesile olur.
Öğrenmenin en etkili yolu yaparak, yaşayarak öğrenmektir. Bilen ve bildiğini yapabilen bir ustanın yanında çalışarak, onu gözlemleyerek ve yaptıklarını ona onaylatarak öğrenmenin yerini hiçbir şey tutamaz.
Velhasılıkelam, usta-çırak ilişkisi yaşamalı, yaşatılmalı. Ama öncelikle ustaların kıymetini bilmeliyiz…